Kobanê'de kazanılan zafer Kürt halkı ve dostlarına büyük sevinç yaşattı. Bu sevinci yaşamak Kobanê için mücadele edenlerin en doğal hakkıydı. Bu zaferi kanlarıyla, canlarıyla yarattılar. Büyük irade savaşıyla, askeri olarak güçlü olanların her zaman galip gelemeyeceğini ispatladılar. Ve bununla da halklara bir tablo hediye ettiler; Halkların özgürlük tablosu. 

Ezilmeye alıştırılmışlar açısından ilk adım çok önemlidir. Zulme başkaldırı gücünü kaybetmişlerdir çünkü. Bu gücü bir kez göstermek, belki de bu yürüyüşün tüm parametrelerinden çok daha önemlidir. Tüm ezilen halklar adına Kürtler bu adımı yıllar önce atmıştı. Kobanê de ise herkes bir başlangıç yaptı. Asıl önemli psikolojik eşik aşılmış oldu. 

Kobanê zaferi bir son değil, yeni bir başlangıçtır. 

Kobanê zaferi sadece Kürtlerin geleceğini tayin etmede değil, bölgenin demokratik bir yapı kazanmasında da önemli bir kilometre taşıdır. Bu birilerini korkutuyor.

Dikkat edilirse Erdoğan Kobanê’den hemen sonra iliklerine işleyen Kürt düşmanlığını bir kez daha dışa vurdu. Çünkü bu zaferde kendi sonunu gördü. Onun için Kürtlerin ve dostlarının bu zaferden sonraki sevinçlerine dahi tahammül edemedi. Aslında Kürtler için bir tuzak hazırlamıştı. Ama tuzağa kendisi düştü. Herkesi Kürtlere düşman etmeye, saldırtmaya çalışırken, herkesi kendisine düşman etti, herkese düşman oldu. 

Esat rejim güçlerinin de eş zamanlı Hasekê’ye saldırmaları aynı korkudandır. Aslında Rojava'da savaşın sürmesi Esad’ın da Erdoğan’ın da istediği bir şey. Çünkü ikisi de aynı despotik zihniyete sahipler, ikisinde de Kürt düşmanlığı var.  


Tehlike tümden geçti mi?

Tehlikenin tamamen geçtiğini söylemek mümkün değildir. DAİŞ üzerinden bölgede güç olmaya çalışanlar yeni saldırı sahaları arayacaktır. Kaldı ki Rojava'da halen tümden bu tehlikeyi atlatmış değildir. Yine bu savaşı Kürt-Arap savaşına dönüştürmek isteyenler var. Bu en büyük tehlikedir. Bununla Kürtlerin oluşmaya başlayan ulusal birlik gücü ve mücadelesini tasfiye etmek istiyorlar. Kobanê yenilgisinden hemen sonra Kerkük’te saldırı başlatılması da bundan dolayıdır. 

DAİŞ Kerkük merkezde 30 Ocak’ta polis karakoluna ve bir otele yönelik bombalı saldırı gerçekleştirdi. Yine merkeze bağlı birçok köye de eş zamanlı operasyonlar yaptı. Bu alanda halen şiddetli çatışmalar devam ediyor. 


Güney hükümeti yanlış hesaplar yapıyor

DAİŞ’in savaşı Kerkük hattına yayması güçlü olasılıktır. Bu durumda savaş İran sınırına dayanacaktır. Onun için İran elinden geldiğince savaşı güney Kürdistan sınırında tutacaktır. Bununla da hem Kürdistan bölgesini kendisine muhtaç kılacak hem de Irak merkezi hükümeti üzerindeki etkisini daha da pekiştirecektir. 

Tüm bunlar Kürtlerin ve ezilen halkların Kobanê mücadele stratejisini güney Kürdistan’da da uygulamasını gerekli kılıyor. Güney hükümeti halen bu gerçekleri yeterince okuyamıyor. Asıl tehlike de buradadır. Eğer güney hükümeti Şengal’de gerillayla ortak cephede daha güçlü mücadele yürütseydi, Kerkük’e yönelmek de bu kadar kolay olmayacaktı. Bu hatadan vazgeçer gerekli adımları atarsa Kerkük ve Şengal DAİŞ’in sonu olur. Aksi durumda DAİŞ tehlikesi Kerkük gibi Hewler kapılarına dayanacaktır. DAİŞ Ağustos'ta bunun provasını yapmıştı.