
Bağlama kutsaldır
Babası Êzîdî piri olan ve müziğe erken yaşlarda başladığını söyleyen Sanatçı Hozan Dilgeş müziğe başlamasını, müziği ile aile geleneği arasındaki ilişkiyi anlatırken ‘’Benim babam Êzîdî piriydi bağlama çalıyordu. Êzîdîlik inancına göre bağlama kutsaldır. Her Êzîdî pirinin evinde mutlaka bağlama vardı. Ben 12-13 yaşlarımda babamın yanında bağlama öğrendim. Müzik aşkı babamdan bana geçti’’ diyor.
Ailede başlayan bu müzik kültürünün, 1970’li yıllardaki politik ortamla etkileşerek günlük yaşamının bir parçası haline geldiğini belirten sanatçı o dönemde 24 saat halkın içinde olduğunu politik çalışmalar yaptığını belirtiyor. Dönemin ortamını ‘’1970’lerde, Nusaybin, Hakkari, Van, Viranşehir, Derik, Cizre ve Mazıdağı‘nda siyasi geceler düzenledik. Gecelere o dönemlerde katılanlar, ‘Kürdistan dedikleri bu olsa gerek, Kürdistan rüyası gerçekleşti’ diyorlardı. Yapılan etkinlik geceleriyle özgürlestiklerine inanıyorlardı. Örneğin Cizre’de o kadar büyük bir katılım vardı ki. Ben sahneye çıktığımda arka tarafı göremiyordum. Gecelere muazam bir katılım vardı’’ sözleriyle anlatıyor.
İlk albüm ve yurtdışı
Hozan Dilgeş, ailede başlayan bir gelenekle müzik hayatına başlar ama, müziğinden etkilendiği sanatçılar da vardır. Meryemxan, Nezip Şirwan ve M. Arif Cizrewi’nin müzikal anlamda üzerinde büyük etkileri olduğunu, hayatını doğrudan etkileyen sanatçılar olduğunu belirtiyor. Müziğini besleyen kaynaklardan kendi üretimine geçişinin koşullarını anlatırken ‘’İmkan ve olanaklar oldukça azdı. Irak radyosundan yada teyplerde dinliyorduk. Meryemxan, M. Arif Cizrewi, Nezip Şirwan, Mihemed Şêxo, Seid Gabari, Said Usiv dinliyordum. Bazen onların bestelerini de okurdum. Fakat içimde sürekli kendi bestelerimi yapıp okumak geçiyordu. Bundan dolayı kendi bestelerimi yapma hissi sürekli içimde vardı’’ diyor.
Müzikle bu yoğunlaşma ve politik hareketlilik içerisinde 1978 yılında ilk albümünü çıkarır. Bu albümü sonrası yurtdışına çıkan sanatçı, müzik çalışmalarını Avrupa’da sürdürür. Buradaki müzik çalışmaları sırasında müzikal olarak gelişiminde etkili olacak sanatçılar ve Hunerkom ile buluşur. Sanatçı, yurtdışı yaşamı ve müzik çalışmalarını ise, ‘’1978’de yurtdışına çıktım. 1983 yılında Hunerkom tarafından bir gece düzenlenmişti. Bende o geceye katılmıştım. Bu gece sonunda Hunerkom’a katılma kararı aldım. O dönem Hunerkom’da Çiya, Xemgin Birhat, Seyitxan, Xelil Xemgin, Serdar, Zozan ve daha birçok sanatçı arkadaş vardı. Bütün arkadaşlar kolektif bir çalışma içerisindeydik. Hunerkom’un müzikal anlamda gelişmem adına çok büyük bir katkısı oldu’’ sözleriyle aktarıyor.
Şengal ve Kobanê albümü
Bu güne kadar 9 albüm yaptığını, ancak sağlık sorunlarının daha fazla üretim yapmasını engellediğini belirten sanatçı ‘’Uzun süre hastanelerde kalmak zorunda kaldım. Şu ana kadar 9 kaset çıkardım.10’uncuyu çıkarmak istiyorum. Şengal ve Kobanê’de yaşananları gördükten sonra albüm çıkarma isteğim daha da artı. Kobanê ve Şengal olayları beni dile getirdi.Yaşananlar üzerine yazdım. İmkanlar olursa yeni bir albüm çıkarmak istiyorum’’ diyor.
Sanatçı Şengal ve Kobanê’de yürütülen savaşa ilişkin düşüncelerini şu sözleriyle belirtiyor: ‘’Büyük bir başarı var ortada. Biz müziğimizle, Kürt kahramanları verdikleri mücadele ile DAİŞ çetelerini gerilettik. Ancak Şengal’in durumu, hani Êzîdî şexleri nerede, kendilerini mirliğe layık görenler, kendilerini melek sananlar nerede? Onlara sitemim var. Halkına sahip çıksınlar. Bu haksızlığa karşı başkaldırsınlar. Ne yazık ki başlarını içlerine çekmişler. Bu şekilde şeyhlik ve mirlik olmaz.’’
ERKAN GÜLBAHÇE/SAARBRÜCKEN