“Yerleşik yargıları olmadı hiç

Kurmadı güzel gelecek düşleri

Nerede bir yangın, nerede tehlike 

Onlar mutlaka oradaydı birdenbire”


Kobanê yolundaki O devrimciler… “Anıları aşkları ve bir kenti Bırakıp gidebilen ve apansız o yolculuklara” başlayan o gençler kim di? 

20 Temmuz 2015 günü insanlığın özgürlük mekanı olan Kobanê’nin hemen karşısında insanlığın vicdanının vücut bulduğu Pirsus’taydılar…

Kent görünmez olmuştu arkalarında ve “Ne bir veda sözcüğü döküldü dudaklarından ne de dönüp baktılar arkalarına”… 

Onlar için yolculuğun kendisi güzeldi… 

 Koray Çapoğlu, Cebrail Günebakan, Hatice Ezgi Sadet, Uğur Özkan, Nartan Kılıç, Veysel Özdemir, Nazegül Boyraz, Kasım Deprem, Alper Sapan, Cemil Yıldız, Okan Pirinç, Ferdane Kılıç, Yunus Emre Şen, Çağdaş Aydın, Ali Can Vural, Osman Çiçek, Mücahit Erol, Medali Barutçu, Aydan Ezgi Salcı, Nazlı Akyürek, Serhat Devrim, Ece Dinç, Emrullah Akhamur, Murat Yurtgül, Erdal Bozkurt, İsmet Şeker, Süleyman Aksu, Büşra Mete, Mehmet Ali Varol, Dilek Bozkurt ve diğerleri…. Antakya’dan İstanbul’dan, Adana’dan İzmir’den, Amed’den Şırnak’tan, Muş’tan ve Gever’den gelmişlerdi….

Roboskî’ye gitmişlerdi, Gezi direnişine katılmış, işçi grevlerini ziyaret etmiş, Soma’da Ermenek’te madencilerin yanlarına gitmişlerdi…

Rojava Devrimi’ne hiç de uzaktan bakmamışlardı… 

İşçi, işsiz, öğrenci genç devrimcilerdi… Kobanê’yi haykırmışlardı günlerce…

Direne direne yaşamasını bilecek kadar bilgeydiler…

Deniz Gezmiş’in dar ağacına giderken haykırdığı “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının ortak mücadelesi” sözleri ile yola çıkmışlar, İbrahim Kaypakaya’yı unutmamış, Mahir Çayan’ın halk için devrimci şiddetine inanmış, Kemal Pir ve Haki Karer gibi olması gerektiği yere varmak istemişlerdi…

Arîn Mirkan, Paramaz Kızılbaş’ın siper yoldaşlarıydılar… Hiç durmadılar.

Onları anlatmak çok zor. Şiir dizeleri, roman cümleleri, destanlardaki kahramanlar ve mitolojideki gizemli sırları taşıyorlardı kalplerinde… 

Öyle yola çıktılar. Dönüp bakmadılar geriye…

Durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı onların…. Ahmet Telli’nin devrimcileri anlatan şiiri gibi yaşadılar ve öylece ölümsüzlüğe vardılar… Ve onları en güzel bu dizeler anlatabilir bize…

“…

Soluk soluğa yaşadı kentleri, aşkları

Bağlanacak kadar kalmadı hiçbirinde

Pervasız bir acemi, bir çılgın

Soyu tükenen bir bilgeydi belki de...

Pervasız severdi sevince 

Dövüşmek ancak ona yakışırdı

Ona yakışırdı aşklar ve yolculuklar

Yoktu bağlandığı herhangi bir şey

Bulutlar gibi çekilip giderdi seslerin arasından


Ne bilir ömrün değerini bir çılgın

Yalnızca kendini yaşamayı nereden bilebilir

Ve başarısız eylemler çağında o

Kaçabilir mi binlerce kez ölmekten


Yerleşik yargıları olmadı hiç

Kurmadı güzel gelecek düşleri

Nerede bir yangın, nerede tehlike 

O mutlaka oradaydı birdenbire

Bir ömrün olgunlaştıramayacağı 

acemilikler toplamı ve bir çılgın

boyun eğmedi kendine bile

seçme zorunda kalmadı yaşamayı

***

nasıl bağlanmadıysa yere ve zamana

bağlanmadı kendine de ömür boyu

dağlara tırmanan atlar gibi 

soluk soluğa yaşamak istedi dünyayı

bir şahin gibi bulutlara kurdu

dumanlı sevdaların yörük çadırını

sıradan bir gezgin değildi hiç

dövüşür gibi yaşadı yolculukları…”