"Kobanê bugün yarın düşer" diyenlerin ne duası ve arzusu, ne de planlaması tutmadı. Beklenen gün, beklenen an geldi. Kobanê’deki özgürlük tutkusunun zafer adımlarını tüm dünya, her gün an be an izledi ve tanıklık etti. Şu anda da bu tutkunun zaferi, her yerde kutlanıyor.  

15 Eylül’de başlayan tarihi Kobanê direnişinin kazandığı bu zaferi, tüm Kürdistan ve dünyanın her yerindeki Kürtler, yine demokrasi yanlısı dostları kutluyor. Kobanê’nin bir an önce düşmesini bekleyen Erdoğan, "çiftetelli oynuyorlar" diye yakınıyor. Yani Kürtlerin verdikleri bunca bedele karşılık, kazandığı zaferin sevincini kutlamayı bile çok görüyor. 

Eh ne yapalım! Günümüz dünyasında demokrasi ve özgürlük yanlısı cephenin başarı ve sevinci, faşist DAİŞ çetesinin de sırtını dayadığı anti demokratik iktidar cephesinin hüzün ve üzüntüsü oluyor. Kürtler etrafında gelişen demokrasi ve özgürlük cephesi şimdiye kadar hep zulüm gördü, hep acı çekti. Alnının teri ve bedel verdiği evlatları sayesinde bir zafer kazandı ve bu zafer dünyanın geleceğini belirleyecek nitelikte bir gelişmedir. Bunun sevincini yaşamanın helal-î hoş olduğunu kimse inkar edemez. İyinin sevinci kötünün üzüntüsüne, kötünün sevinci ise iyinin üzüntüsüne ve acısına neden olan bir dünyayı yaşıyoruz. Toplum kaybettiği ahlaki ve politik niteliklerine yeniden kavuşmadığı ve yaşam özgürleşmediği müddetçe de bu çelişki sürüp gidecek.

Kobanê direniş zaferinin kalıcılaşması için özgürlük savaşı veren YPJ ve YPG güçleri, kar-kış, soğuk-açlık, teknik yoksunluk demeden başlattıkları temizleme operasyonunu son hızıyla sürdürüyor. Kent merkezini bir bütün denetimine alan YPJ ve YPG savaşçıları, son birkaç günlük süre içinde Kobanê’nin kırsal kesimlerini temizleme operasyonu yürütüyor. Kentin doğu ile batısını yeniden birbirine kavuşturdular. Her gün birkaç yeni köyü özgürleştirdiklerine dair güzel haberleri demokratik kamuoyu ile paylaşıyorlar. 

Kobanê direniş zaferinin uzun vadede yol açtığı ve açacağı önemli siyasi ve toplumsal sonuçlar vardır ve olacaktır. Bunlar uzun yıllar tartışılacak, analizlere konu olacaktır. 

Bunların başında, liberal kapitalizmin ve ulus devletinin dirençsiz kıldığı, refleksiz kıldığı, mücadelesizliğe odakladığı, güçsüzleştirip sömürdüğü sivil demokratik toplumun, yeniden direnebileceğinin farkına varması geliyor. Toplum ve halklar, kendi direniş ve özgürlük tarihini, mücadele hafızalarını hatırlamaya başladı. Toplumsal mücadele tarihi, günümüz toplumuna adeta unutturulmuştu. Ortadoğu halklarının son yıllarda ortaya çıkan hareketlenmelerinin de yarattığı bir kımıldama oldu belki, ama Rojava Devrimi ve daha özelde de Kobanê direnişi, bu rolü daha fazla oynadı. Tek başına dünyanın gündemine oturdu. 

Peki neden?

Çünkü Kobanê’deki savaş, ağır silahların ve teknik üstünlüğün maharetiyle kazanılmadı. İnsan iradesinin, faşist cephenin elindeki ağır tekniğe karşı üstün geldiği bir savaş oldu. Bunu herkes gördü. Bu çok önemli. Orda kar-kış, soğuk-açlık, teknik yoksunluk vb tüm zorlu koşullara rağmen direnen insanlarda, büyük ve derin bir özgürlük tutkusu olmazsa, böyle bir savaşı kazanmak asla mümkün olamazdı. Şimdi tüm dünya bunu görüyor. Bu direniş zaferinin yol açtığı önemli bir sonuç da bu oluyor. Yani özgür ve demokratik bir yaşamı, tutku düzeyinde hedefleyince, önüne çıkacak tüm engelleri aşabilmesine inanmak gerekiyor. Tutku ve aşk yoksa elbette başarı da olmaz. Bu direnişçileri zafere götürenin, onlardaki özgürlük aşkı, özgür yaşam tutkusu olduğunu görmek ve inanmak lazım. 

Kobanê direniş zaferinin yol açtığı bir diğer önemli sonuç ise; kadın iradesinin açığa çıkma düzeyidir. Kobanê direnişi, kadındaki özgür yaşam aşkından aldığı gücün öncülüğünde gelişti. Kadınlar hem savaşçı olarak hem de savaş komutası olarak en öndeydiler. Savaşın tıkandığı yerde kadın aklı ve iradesi devreye giriyordu. Güler güzlü, sıcak yürekli, sevgi dolu Arîn Mîrkan, böyle tarihi bir örnek oldu. Gerektiğinde hayatını feda ederek özgür yaşam tutkusunun önündeki tıkanmayı ortadan kaldırabilen bir irade. Kobanê Kürdistan’ın en feodal bölgelerinden biriydi. Şimdi ise Arînler’in öncülüğünde ortaya çıkan kadın iradesinin yol açtığı muazzam bir sosyolojik alt üst oluşu da yaşıyor. Savaşın yarattığı alt üst oluş, tıpkı şehrin alt üst oluşu gibi toplumsal alt üst oluşlara da yol açtı. Kobanê hepimizin gözü önünde... Kadına yaklaşımında en geri yer olmaktan, en gelişkin en özgürlükçü kent haline gelmeye evrildi.

Şimdi de kadınlar, savaşın yıktığı Kobanê’yi yeniden inşa için öncülük etmeye hazırlanıyor. Kobanê’nin her bakımdan yeniden inşa edilmesi için herkes elinden geleni yapmalıdır. Tüm Kürtler birlik olup, hem maddi açıdan hem manevi açıdan yeni Kobanê’yi el birliği ile hızla kurmaya hazırlanmalıdır.