Kürt halkına karşı imha politikalarının devreye konulduğu 1990 yılında Bitlis’in Tetwan (Tatvan) ilçesinde geldiği dünyada, henüz küçük yaşlarda tanıştı kendi halk gerçekliğiyle. Okumak ve çalışmak için yolunu tuttuğu İstanbul’da 2008-2010 yılları arasında tekstil fabrikasında her geçen gün daha da bağlandı halkın mücadelesine. Metropollere zorla göçertilen Kürtlerin yaşam hikayelerinden izler bulmaya çalışan Yaray, “yeniden doğuş” olarak tanımladığı kadın mücadelesiyle de 2012 yılında tanıştı. 2012 yılında BDP İstanbul Kadın Meclisi’ne giren Yaray, aynı yıl 16 Mart’ta bir grup arkadaşıyla beraber Kazlıçeşme Meydanı’ndaki Newroz kutlamalarına giderken polisler tarafından darp edilerek gözaltına alındı, sonrası binlerce Kürt genci gibi cezaeviyle tanışma seansı. 

Birbirini takip eden günlerde cezaevine girmesine neden olan süreci, ”Newroz günü Bağcılar’dan kalkan otobüsle Kazlıçeşme’ye giderken otobüsten dışarıya adım atar atmaz polislerin saldırısına uğradık. Derdimizi anlatmamıza bile izin vermediler, üzerimize çullanarak, coplarla bize vurmaya başladılar. Yere düşen arkadaşlarımız tekmelendi ve kafaları betona vuruldu. Polisin saldırısı o denli şiddetliydi ki, darp nedeniyle onlarca insanın kustuğunu gördüm. Kadın polisler bizi zorla soymaya kalkıştı. Polisler Kürtçe konuşan Hayriye Bozkurt’un elini bükerek, sağ elinin serçe parmağını kırdı” sözleriyle anlattı. “Böyle vahşet görmedim” diye tanımladığı anısının “hayatının unutulmazları” arasına girdiğini de. 


Tanıştığı herkeste iz bıraktı

Birkaç ay cezaevinde kaldıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Yaray, 16 Kasım 2012’de Çelê’nin (Çukurca) Geliyê Tiyare (Kazan Vadisi) alanında çıkan çatışmada 3 arkadaşı ile birlikte şehit düşen amcası HPG’li Cezmi Altıntaş’ın (Botan Erdal) mücadelesini büyütmek için 2013 yılında özlem duyduğu Kürdistan’ın yolunu tutar ve Nisêbin’e (Nusaybin) gelerek, kültür çalışmalarına katılır. Mitanni Kültür Merkezi’nde folklor hocalığı yapan Yaray, kültür ve kadın alanlarında iki buçuk yıl boyunca tanıştığı herkeste gülüşünden bir iz bıraktı.


Verdiği sözü tuttu

Mücadele dolu yaşamını her anında güler yüzüyle, yaşama sevinci ve coşkusuyla tanınan Yaray, 2015 yılının ortalarında özyönetim direnişinin başladığı Gever’e gelerek “Baran Asmin” adını aldı. Nisêbin’de çalışma arkadaşlarına verdiği sözünü tutarak, “Amcasının silahını kaldıran” Yaray, bu tarihten itibaren gecesini gündüzünü öz savunma çalışmalarına adadı. İlçe halkının ayaküstü sohbet ettiği, en çok da Eski Kışla Mahallesi’nin direnişçi çocuklarının her görüşlerinde koşa koşa sarıldığı Yaray, gülüşünü yüzünden bir an olsun eksik etmedi. Bir an olsun yerinde duramayan, enerjisini pratiğe dökerek aynı zamanda çözüm gücü olan Yaray, arkadaşlarının, “Bazı kadınlar vardır gülüşüyle size hayat verir. İşte Heval Baran sen de öylesin” sözlerine dağlara bakarak verdiği, “Devrim aşkı insanı olgunlaştırıyor heval, ama içimizdeki çocuk hep aynı kalıyor” cevabıyla da hatırlanıyor. 




‘Kuşlar kadar özgürsün’



Ateşin karanlığını aydınlattığı bir gece hüzünlenen, “Beklediğin yol buydu, artık buradasın. Aşkla inançla selamladın sen bu yolu, özgürsün kuşlar kadar... Özgürsün Heval Baran aşkla bağlı olduğun halkına aşıladığın gülüşün kadar özgürsün...” diyen arkadaşının sözleriyle yeniden ağız dolu gülüşüyle geceyi renklendiren Yaray, mahalleler arasında sık sık mekik dokuyan engelli Haluk için de sürekli gelip sarıldığı, şakalaştığı, Haluk’un tabiriyle “Haval Baran” oldu. Direnişin çocuklarıyla sımsıkı kucaklaşmanın kendisi için “özgürlük” tadında ve “aşk” kıvamında olduğunu dilinden düşürmeyen Yaray, bir gün ilk sayfasını görme fırsatını bulduğumuz günlüğünde yazdığı gibi, “Gülüşü güzel savaşçı” olarak Gever direnişinde ölümsüzleşti.  


 DİHA/HAKKARİ