Koçerliğin tüm yükünü omuzlayan kadınlar, “Çok yorucu ama başka bir yaşamı da düşünemiyoruz” diyor.

Dağların bin bir renkli çiçeklerle buluştuğu yaylalarda koçer kadınlar, lastik ayakkabılarıyla uzun ve yorucu bir yolculuğun adımlarını atmaya başlıyor. Sırtlarına aldıkları kilolarca yükü, gün doğumundan gün batımına kadar taşıyan kadınlar, dere kenarlarında dinleniyor. Şirnex ve Cizîr’den Bêşebab’a bağlı Feraşîn yaylasına varmak için Wan’ın Şax ve Payîzava ilçelerini geçiş güzergahı olarak kullanıyorlar. Koçer kadınlar, gecenin soğuğu ve güneşin dik ışıklarının öğleden sonra etkisini göstermesi nedeniyle sabaha karşı 04.00’te güne başlıyor.

Feraşîn’e yol alırken

Bereket ve yük taşıyıcılığında kendilerine eşlik eden koyun ve katırlarının yanı sıra köpekleriyle dere kenarında soluklanan kadınlar, doğayla baş başa bir yaşam sürdürüyor. Günü verimli geçirmek için erkenden işe koyulan kadınlar, öncesinden süt, peynir ve yoğurtla kahvaltı yapıyor. Bu sırada tepenin eteklerine uzanan koyunlar sağılmayı bekliyor. Günün iki öğünü sağılan sütten yoğurt ve peynir yapan kadınlar, bir sonraki mola noktasına kadar fazla yük taşımamaya özen gösteriyor. Öyle ki elde ettikleri yoğurt ve peynir de büyük bir yük oluveriyor Feraşîn yaylasına varana dek.

İşleri gün bitimine yetiştirmeleri gerek

Karlı dağlardan esen sert rüzgar ve güneş ışınlarının esmerleştirdiği yüzlerinde ilmek ilmek örülen yaşam ve emek görülüyor. Kadınlar, koyun sağmak ve sütten çeşitli ürünler elde etme hazırlıklarının yanı sıra su, çamaşır, yemek ve diğer bütün işleri sırasıyla gün batımına yetiştirmeye çalışıyor.

       

25 gündür yoldalar

Kışı Cizîr’de, geri kalan ayları ise yaylada geçiren Xatun Kaymaz, 25 gündür yolda olduklarını söylüyor. Besta’dan Şax’a geldiklerini söyleyen Kaymaz, “Bir o kadar daha zaman geçirerek Feraşîn’in Geliyê Çoylak zozanlarına (yayla) varacağız. Koyunları fazla yormamak için yolculuğumuzu zamana yayıyoruz. Çoğu zaman koyunların bir kısmı yolculuk sırasında topallıyor. Yolculuğumuzu etkiliyor ama bir şekilde devam ediyoruz” diyor.

 

Yasak dinlemiyorlar

 Kaymaz, üç ayı aşkın bir süre kaldıkları Feraşîn yaylalarının ‘askeri bölge’ kapsamında olmasından kaynaklı zaman zaman yasaklarla karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor. Yasakların gidişlerini engelleyemediğini belirten Kaymaz, “Geçimimizi hayvancılıktan sağladığımız için böyle yaşıyoruz. Kışlık hazırlıklarımızı yaparken koyunlarımızı verimli yaylalarda beslemek zorundayız” diyor.

Kadınlar söz sahibi

Yayla yaşamının tüm ağırlığının kadınların sırtında olduğunu vurgulayan Xeriye Kaymaz ise, koçerlik yaşamını şöyle anlatıyor: “Erkekler genelde koyunların güvenliğini sağlıyor ve  otarıyor. Biz ise erken saatlerden itibaren çocuklarla birlikte koyun sağarak elde ettiğimiz sütten yoğurt ve peynir yapıyoruz. Yaşamın tamamında biz rol alıyoruz. Emeğimizle yaşamda var olduğumuz için de koçerlikte genelde kadınlar olarak söz sahibiyiz. Yorucu bir yaşam ama başka bir yaşamı da düşünemiyorum” şeklinde konuşuyor.

 

JINNEWS/WAN