Sermaye sınıfı ‘köpeksiz köyde değneksiz gezmek’ misali, güç olmaktan giderek uzaklaşan emek cephesine yüklendikçe yükleniyor.

AKP eliyle işçi sınıfının tarihsel kazanımlarına büyük bir darbe daha vurulmak üzere. Ulusal İstihdam Stratejisi’nde ve Hükümetin eylem planında "özel istihdam bürolarının geçici iş ilişkisi kurabilmelerine yönelik yasal düzenleme yapılacağı" belirtilmişti. Yasa tasarısı meclis alt komisyonunda kabul edildi. Emek ve demokrasi güçleri engelleyemezse yasa tasarısı bu gün yarın genel kurula gelip oradan da geçip yasalaşabilir. 

2003 yılında çıkan 4857 sayılı iş yasası Özel İstihdam Bürolarına (ÖİB) iş ve işçi bulmada aracılık etme yetkisi tanımıştı. ÖİB’ler eliyle işçilerin günübirlik ya da geçici bir süre için farklı işveren ve işyerlerine kiralanarak çalıştırılmasını sağlayacak yasayı çıkarmak için uzun zamandır bekliyorlardı.

Şimdi son derece kritik bir zamanda, coğrafyamızda savaşın çatışmanın yükseltilmesi ile eş zamanlı olarak kiralık işçilikle ilgili bu yasa tasarısı meclisten geçirilmeye çalışılıyor.

Söz konusu yasa Hükümet tarafından özellikle ev hizmetlerinde çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için bir çözüm önerisi gibi lanse edildi. Yine çocuk doğuran kadın çalışanları destekleme hedefiyle, geçici iş ilişkisi kurulmasına gerek olacağı söylenerek kamuoyu hazırlanmaya çalışıldı.

Ancak her iki durumda da kadın işçiler lehine değil tam tersine aleyhine sonuçlar doğuracağı biliniyor. Ev işçilerinin sendikaları ÖİB değil sosyal güvence ve pim teşviki için kendi önerilerini yaptıkları halde talepleri karşılanmadı. Kamuda çalışan ve çocuk doğuran kadın çalışanlara dair bu öneri ise yine kadının iş gücünün yeniden üretimi için eve geri gönderen bir model olarak kadın hareketi ve feminist hareket tarafından ciddi şekilde eleştirildi. Üstelik hem ÖİB’den kiralanacak işçiye, hem de çocuk doğuran kadın işçiye güvencesizlik getiren bir formül.

Öte taraftan yakın bir tarihte olduğu için kıyaslarsak kiralık işçilik aynı zamanda Renault işçilerinin; devleti, ulusal ve küresel sermayeyi terleten direnişini mümkün kılan statüsüne karşı da açık bir tehdittir. Direnişlerde ÖİB’ler grev kırıcı gibi rol biçilebilir… Renault işçisinin göreceli güvencesine karşı, iş ilişkisinin görece ‘katılığına’ karşı iş piyasasını esnekleştirerek işçilerin elini zayıflatma hamlesidir. 

Kiralık işçilik yasası iş piyasasının küresel piyasalarla uyumlu bir şekilde esnekleştirilmesi, güvencesizleştirilmesi ve sınıf örgütlerinin, işçilerin kolektif davranma kabiliyetinin ortadan kaldırılması için bir silah olarak emeğe karşı en yaygın bir şekilde kullanılacaktır.

Kiralık işçi yasası sermayeye her türlü esnekliği sağlamak, karın maksimize edilmesini güvenceye almak için çıkarılıyor ve taşeron sistemine rahmet okutacak hak kayıplarına yol açacağı da aşikardır. Emeği güçsüzleştirecek, örgütlülüğünü ve dayanışmasını olmamışa çevirecek, çalışan yoksullar yaratacak, iş güvenliği sorunlarını ağırlaştıracaktır. 

Sendikalar yaptıkları açıklamalarla bize Özel İstihdam Bürolarının yeni olmadığını, 1900’lü yılların başında da kiralık işçiliğin yaygın uygulama olduğunu hatırlatıyor. Nitekim ‘modern köle pazarı’, ‘işçi simsarlığı’ olarak yarattığı kötü sonuçlar nedeniyle 1933’de ILO tarafından yasaklanmış. Şimdi bu eleştirileri karşılamak için ‘biz öyle yapmayacağız, biz güvenceli esneklik getireceğiz ‘ diyorlar. Kulağa hoş gelen cümleler bulmakta zorlanmadıkları kesin ama her şeyde olduğu gibi bunda da yalan söylüyorlar ve kavramların içini boşaltıyorlar. Gerçekte sermayenin güvencesi ve işçinin esnek istihdamından başka bir şey için parmaklarını kıpırdatacak değiller.

Öte taraftan sermaye ÖİB ile öyle büyük kazançlar elde ediliyor ki, bu firmalar öyle hızlı büyüyor ki, uluslararası ve ulusal sermayenin iştahı kabarıyor. Dünyadaki ÖİB’lerin kendilerini "muhteşem bir sanayi" olarak tarif etmeleri bundan. Dünyada 149 bin özel istihdam bürosu faaliyette ve en az bir o kadar daha şubeleri var. 50 milyona yakın işçi özel istihdam büroları tarafından kiralık içi olarak çalıştırılıyor.(DİSK, KEİG) Türkiye’de de ÖİB’lerin mantar gibi çoğalmaya başlamasının böyle bir motivasyondan kaynaklandığını görmek zor değil. Halihazırda yaklaşık 500 ÖİB var.

Sonuç olarak bugünlerde meclis genel kuruluna gelecek yasa tasarısı karşısında çok etkili bir muhalefet henüz örülemedi. Kadın işçilerin ‘ekmek ve gül’ için can pahasına direniş yaptıkları 8 Mart’lar, 1 Mayıs’lar, 15-16 Haziranlarda ödenen bedellerle elde edilmiş kazanımlar bu gün büyük bir tehlike altında. Direne direne kazanmaktan başka yolumuz var mı? 8 Mart’ta giriyoruz, direnerek tarih yazan emekçi kadınlara selam olsun. Bütün kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu olsun.