Kürtler’in kurdukları köyler, inşaa ettikleri evler, son yüz yıldır, her bahar aralıklarla tazelenen hücumlarla yeniden yakılıp yıkılıyor. Ergin yaşa gelenler, Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol gibi çocuklar katlediliyor, sonra suçlulukları ilan edilerek katilleri ödüllendiriyor.
Yüz yıldır, Kürdistan kayıplarının yasını tutuyor.
Bankadan kredi almak için malı, mülkü teminat sayılmaz.
Bir Kürdün, ana dilini konuşarak başı dik ve kimliğini inkar etmeden devletten herhangi bir görev üstlenmesi mümkün değil.
Kimliğini inkardan gelmemiş bir tek çavuş bile görülmedi, Türk ordusunda. Kimliğini çıkarıp atmamış herhangi bir vali de çıkmadı, Kürtlerden. Ama Cemal Gürsel benzeri, "size Kürt diyenin yüzüne tükürun" diyenler Türklerin "aga"sı, Diyarbakır zindanı komutanı General Kemal Yamak’ı beyninin yarısı yapan (Genel Sekreter) Turgut Özal gibileri "en sevilen" Cumhurbaşkanı bile olur.
"Ben Kürdüm" diyen ise köle mi, esir mi belli olmayan, haraç ödeme hizmetine koşulan "lan"dır. Dişi ve tırnağıyla kazandığından ödediği vergiyle, köyünü bombalayan, altına dimanit koyanın, kardeşini, babasını katlenin maaşını ödeyen, silahına giden parayı karşılayan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın altına çekilen 400 milyon Dolarlık makam uçağına para yetiştiren ve yirmi yaşında da askerlik angaryasına sürüklenen…
Hayatı da köleninkinden ucuzdur.
Batmanlı Kürt Mahir Çetin, Antalya’nın Kaş İlçesinde ırkçı barbarların hücumunda linç edilerek canı alınır. Katiller, tıpkı bir zamanların köle katilleri gibi himayeye alınır, içlerinde sadece bir tanesi tutuklanır.
Hakiki kölelerin de ana dilleriyle eğitim görme hakkı yoktu. Hayatları, tıpkı Kürtlerinki gibi "Kafkas tebeşir dairesini" andıran yasaklar çemberindeydi.
Kürtler, kendilerini köklerinden koparıp, başkasının sıfatına sokacak asimilasyon okullarına vergileriyle katkı sunar, ama ana dilleriyle eğitim amaçlı Lice’de okul inşaa ettğinde, şafak vakti tankların, helikopter ve topların hücumuna uğrar…
Kürtler, tıpkı hakiki köleler gibi kendi evleri, yurtlarının da sahibi değiller. Yere düşmüş kardeşlerine el verme özgürlükleri yoktur.
Ödedikleri vergilerle IŞİD katillerine hizmet servisi yapılır, ama onların hücumundan kaçan Kürtler, Roboskî’de top, tank atışları, helikopterlerin hucümu, makinalı tüfek kurşunlarıyla geri püskürtülür. Kürtler, kardeşlerine reva görülen bu muameleye sadece melül, mahsun öylesine bakar.
Yüz yıllık terör özünün özüdür, bu özet. Kürtler, kendi ana yurtlarında köle…
Ama dünya yerinde durmuyordu. Şaşırtıcı değişimler yaşanıyor ve Kürdistan ulusal hareketi, Kürtlerin yer yüzünde kimseden aşağı olmadığının kanıtı olarak, gelişen dünyayla uyumlu ataklar yapıyordu.
İskoçya, Kürtler benzeri terör çizmesi görmedi. Dilleri, ülkelerinin adı yasaklanmadı. Eline silah alan barbar, "adalet dağıtıcı" adıyla insan avına çıkıp İskoç kırmadı. İskoç köyleri havadan ve yerden bombalanmadı. İskoçya vahşi saldırılar altında harabeye dönüşmedi. Tek bir silah bile patlatmadan kendi yönetimine kavuştu. Ama bunu da yeterli görmedi, İskoçya. Bağımsızlığa hazırlanıyor, şimdi.
İspanya’da Katalanlar da öyle…
Kürtlerin Katalanlar ve İskoçyalılardan aşağı kalır yanı yok, ama bu çağda, hala köleci terörün yasak dairesinde esir bir  halktır.
Kürdistan hareketi, köleci terörü dünyaya anlatmak için ortaya çıkınca, kendileri "terörist" ilan edildiler, NATO’nun başını çektiği "medeni" dünya tarafından. Çünkü, vicdanlar çıkar kazığına bağlıydı. Yer yüzünde ele geçirilecek daha çok pazar ve yer altı zenginlikleri vardı. Zenginliklere hücumun ileri karakolluğunu, bekçiliğini üstlenenlerin köle tuttuğu Kürt halkı (korkutan) teröristti. İleri karakola karşılık, gönüllerini hoş eden ödül buydu.
Fakat, dünya yerinde durmuyor, çıkar dengeleri de değişiyordu. Kürtleri, insan mücadeleleri nedeniyle terörist ilan edenler (Oysa Kürtler, Türkçe konuşuyor diye kimseyi korkutmamış -terörize etmemiş- linç olayları yaşanmamış, Türk diye bir tek  tavuğun kanı bile akıtılmamış, Türk köyleri yakılıp yıkmamış, Türkler topluca imha edilmemiş, işkenceyle katletmemişlerdi), himaye ettiği rejimin eksenden çıkıp, Arap milliyetçiliğine kaydığını görünce, ağız değiştirdiler.
İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres Brezilya’da katıldığı toplantıda, Türk rejiminin uluslararası teröre yardım ve yataklığı nedeniyle cezalandırılmasını istiyordu.
O sırada Kürtler, İslam adını kullanıp "Allah Allah" sesleriyle insan kesen uluslararası terör vahşetiyle savaşıyor, kölelik zincirini kırıp, canlarıyla özgürlüklerini aradıkları için, bir zamanlar onları "terörist" ilan eden Amerika Kongresi Dışişleri alt komisyonunda, Türk rejiminin uluslararası teröristlerle iç içeliğine dair haykırışlar birbirine karışıyor, cezalandırılması isteniyordu.
Zamanın ruhu böyledir, işte. TC bugün, IŞİD’in ardındaki güç  mevkiinde…