Soma Katliamı’ının acısı yaşanırken, her toplumsal gösteriyi seri cinayetleri için bir gerekçe bilen Türk devlet güçleri, 2 kişiyi daha katletti. Polisin cinayet mekanı bu kez cemevi bahçesiydi! AKP Hükümeti’nin, polis terörünün son örnekleri ardından sergilediği tutum, artık gün yüzüne çıkmış olan başta Aleviler, tüm muhaliflere yönelik politikasının da kodlarını sergiliyor. Yakın tarihte devlet eliyle işlenen Alevi katliamları, bugün zamana yayılarak, tek tek işleniyor. Bu katliamların meşrulaştırılması ise bu politikanın ayrı bir boyutu. Soma’daki acının ardından sergilenen hakaret ve fiziki şiddet görüntüleri tazeyken, Okmeydanı’ndaki cinayetleri ardından Erdoğan’ın polisine hitaben, ‘’Nasıl sabrediyorlar’’ motivasyonu, sokağa çıkan herkese ölümü reva gördüğünü bir kez daha ilanıydı. AKP’nin bir politikası olarak körüklenen polis terörü meşrulaştırılırken, yeni canlar alması için de talimat verildi. Bu söylem, önümüzdeki günlerde karşılaşacağımız yeni cinayetlerin de habercisi.

Erdoğan’a göre ‘Polisin öldürmesi gerekir’, ölen ise 14 yaşında bir çocuk olan Berkin Elvan için ifade ettiği gibi ‘’Ölmüştür, gitmiştir’’. Soma’da sarfedilen ‘’Yuh çekersen dayağı yersin’’ söylemi bir politika olarak tüm topluma dayatılıyor. Her gün bu zihniyetin pratikteki yansımları ve acısı ortaya çıkıyor. Bakanından polisine kadar bu politika dayatılıyor, toplum bununla susturulmak isteniyor. Karşı çıkan kim olursa olsun kurşunla, şiddetle, sözle, hedef alınıyor; öldürülüyor, olmadı, ‘gözünden’ vuruluyor, işkence ediliyor, hakaret görüyor. AKP iktidarıyla toplumdaki kutuplaşma körükleniyor, toplum zehirleniyor.
Hafta sonu Almanya’nın Köln kentine gelen Erdoğan, bu politikalarını Avrupa’ya da taşımak istedi. Avrupa’daki Aleviler, Kürtler ve muhalif tüm kesimler dev bir protesto eylemiyle buna yanıt verdi. Köln’deki eylemde, devlet ve AKP iktidarı eliyle işlenen tüm katliamların unutulmadığı teyit edilirken, AKP Hükümeti’nin körüklediği devlet terörü, katliamlar ve mezheçi/ırkçı kutuplaştırmalara da sessiz kalınmayacağının mesajıydı. Taleplerde, tepkilerde ortaklaşılmasının ortaya çıkardığı manzara, ortak mücadele zemini için de umut veriyor.
KCD-E’nin de ifade ettiği gibi, Soma, Roboskî ve Parîs katliamlarının hesabını vermeyen; çözüm ve demokratikleşme için adım atmayan, Rojava’daki saldırıları destekleyen, tüm muhalif kesimleri, Kürtleri, Alevileri hedef alan AKP’nin kendi iktidarını resmileştirmesine, bunu yeni katliamlar, şiddet ve baskı olarak kullanmasına müsade edilmemeli. Bunun yolu, Köln’de sergilenen ortak ses ve duruşun süreklileşmesi, pratik adımlarla daha da güçlendirilmesinden geçiyor.