
Dünyaca ünlü yazar Immanuel Wallerstein, 2013’ün Kasım ayında yazdığı yazıda, “Kolombiya’daki iç savaşın sona erecek gibi göründüğünü” söylüyor ve bunu kısaca şöyle gerekçelendiriyordu: “İki taraftaki derin bir yorgunluk hissiyle birlikte değişen jeopolitik bağlam, belirsiz ve eksikli de olsa bir uzlaşma hazırlığına izin veriyor.” (1)
Gerçekten de ülkede onlarca yıldır bir kopup bir yeniden başlayan barış görüşmeleri, 2012 yılının Aralık ayında yapılan bir anketin sonuçlarına göre, Kolombiyalıların yüzde 71’i tarafından destekleniyor. (2) 2013 yılındaki barış görüşmelerinde FARC’ın müzakere heyetine başkanlık yapan Ivan Marquez ise barış sürecini, “geri dönüşü olmayan bir yol” olarak tarif ediyor. (3)
Kolombiya’daki barış süreci, ülkemizde de Kürt sorunuyla ilişkili şiddet ve “çözüm” çabalarıyla bağlantılı olarak sıklıkla tartışma konusu oluyor. Halen devam eden ve Haziran’da barış anlaşması ile sonuçlanabileceği söylenen (4) görüşmeler, PKK ile Türk devleti arasında yalnızca “diyalog” temelinde gerçekleştirilen ve önümüzdeki dönemde gerçekleştirilmesi talep edilen “barış görüşmeleri” için örnek olarak gösteriliyor.
Türkiye-Kolombiya FARC-PKK
Gerçekten de hem Kolombiya devleti ile Türk devleti ve FARC-EP ile PKK arasında bazı benzerlikler, bağlar tarif etmek mümkün. T24’teki yazısında (5) Erol Anar’ın tarif ettiği bazı fark ve ayrımları da katarak şöyle bir liste yapabiliriz:
* FARC tropikal ormanları, PKK dağları üst olarak seçmiş durumda.
* İki örgüt de “Hakikatleri Araştırma Komisyonu” kurulursa geçmişle yüzleşme konusunda üstlerine düşeni yapacağını söylüyor.
* FARC, 7 bin kişiyi rehin almış ve fidye karşılığı serbest bırakmış bir örgüt. PKK’nin ise böyle bir yöntemi bulunmuyor.
* FARC’ın birçok lideri Kolombiya devleti ve CIA tarafından öldürüldü; PKK’nin kurucu liderlerine ilişkinse böyle operasyonlar çok büyük oranda başarısız oldu.
* FARC’ın tamamen kendisinin kontrol ettiği bölgeler var. PKK’nin ise Türkiye hakimiyetindeki alanlarda tamamen kontrol ettiği bölgeler bulunmuyor.
* PKK’yle barış, FARC’la barıştan çok daha fazla, uluslararası öneme sahip. Zira Kürt sorunu bile tek başına en az dört devleti doğrudan ilgilendiriyor.
* Her iki hareketin de 10 bin civarında tutsağı var. İki hareketin tutsakları da dönem dönem işkence görüyor.
* Kolombiya’daki çatışmalarda 1964’ten bu yana 45 bin civarında Kolombiyalı yaşamını yitirdi. PKK’yle olan savaşta da çoğunluğu Kürt yaklaşık 40 bin kişinin öldürüğü belirtiliyor.
* Kolombiya devleti, paramiliter güçlerle devrimcileri kaybetti veya katletti; bu yöntemi, gerilla hareketini bastırmak için yaygın bir yöntem olarak benimsedi. Türk devleti de benzer yöntemleri kullandı.
* Kolombiya, Latin Amerika’nın en büyük ordusuna sahip devlet olarak, silahlanmaya büyük bütçe ayırdı. Türkiye de NATO’nun üçüncü büyük ordusu olarak bütçesinin yarısına yakınını “savunma harcamalarına” ayırıyor; PKK’yle savaşa da milyar dolarlar harcamaya devam ediyor.
* FARC-EP ve PKK, iki devrimci silahlı güç olarak, birbirlerine sıklıkla dayanışma mesajları gönderiyor.
Büyük sorular...
Peki Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri - Halk Ordusu (FARC-EP) ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) arasında, tarihsel süreç, talepler ve sürece yaklaşım açısından nasıl farklar var?
Kolombiya ile Türkiye devletlerinin barış görüşmeleri yaklaşımı arasındaki farklar neler?
Kolombiya’daki barış görüşmeleri, Kürt sorunu bağlamında örnek olabilir mi?
Bunlar, kuşku yok ki, çok büyük ve gazete sayfasına sığdırılamayacak sorular... Fakat Kolombiya’da barışa ilişkin, Kürdistan’da savaşa ilişkin önemli gelişmelerin olduğu bu dönemde, hiç değilse giriş veya hatırlatma bağlamında, “Kolombiya’nın sürecine” dair bir özet yapmaya çalışacağız.
FARC’ın kuruluşu
FARC’ın (Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia, Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri) resmi kuruluşu, 1966 yılının ilkbaharına rastlıyor. Bu dönem, Kolombiya tarihinde bir kırılma noktası... 1900’lü yılların ilk çeyreği ardından ülkede, iki temel siyasi yönelim vardı: Muhafazakar Parti ve Liberal Parti. 1946 yılında yapılan seçimlerde Muhafazakar Parti, 16 yıllık ara ardından iktidarı ele geçirmişti. (6) Bu seçim ardından ülkede paramiliter güçler, giderek daha fazla örgütlendi. 1948 yılında ise Liberal Parti Başkanı Jorge Eliécer Gaitan, bir suikastle öldürüldü. Bu, başkent Bogota’da başlayıp bütün ülkeye yayılan ve 200 bin insanın ölümüyle sonuçlanan, “Violencia dönemi” olarak anılan iç kargaşa döneminin fitilini ateşledi. Bu dönem, 1958 yılında gerçekleşen Ulusal Cephe hükümetiyle sona erdirilmek istendiyse de, ok yaydan çıkmıştı. Liberal Parti’nin militanları ile komünist savaşçılar, “silahlarını bırakmaları karşılığında affedilme” teklifini kabul etmedi ve sistemin yapısına dair çok köklü talepler öne sürmeye başladı. Daha sonra FARC’ı kuracak olan militanlar, 1964 yılında, ülkenin bağımsızlık gününde, halen tartışılan Ulusal Tarım Programı‘nı ilan etti. Ülkenin kırsal bölgelerinde, köylüler arasında giderek olgunlaşan FARC, 27 Mayıs 1966 günü kuruluşunu ilan etti. Fakat bu “resmi” kuruluş yerine FARC’ın ilanı, daha çok, 27 Mayıs 1964’te bir grup komünist köylünün başlattığı Marquetalia silahlı direnişi olarak gösteriliyor.
FARC sürekli büyüdü
Aynı dönemde Kolombiya toprağı, başka birçok silahlı örgütün filizlenmesine de tanıklık etti: 1964 yılında Küba’nın başkenti Havana’da, Kolombiyalı öğrenciler tarafından Ulusal Özgürlük Ordusu (Ejército de Liberation Nacional, ELN) kuruldu ve kısa sürede etkili bir güce dönüştü. 1967’de Maocu Halk Kurtuluş Ordusu (EPL), 1970’te ise M19 kuruldu.
Kolombiya’da gerilla savaşı, o günlerden bu yana farklı yoğunlukta, geri çekilmeler ile atılımlarla ve dönem dönem barış süreçlerini içererek devam ediyor. Gelinen aşamada bu örgütler içinde gücünü ve etkinliğini büyüten/muhafaza eden, elinde tuttuğu bölgelerle hegemonik bir güce dönüşebilen, dolayısıyla müzakereler konusunda da belirleyici rol oynayan örgüt, FARC-EP.
İlk görüşme 1982’de
FARC ile devlet arasındaki ilk ateşkes çabaları ise 1982 yılında gerçekleşti. Bu dönemde silahlı örgütler, ülkeyi kaos atmosferine sürükleyecek eylemler yapmış; başkanlık yarışındaki iki aday da halka gerillalarla barış yapma vaadinde bulunmuştu. Seçimler ardından FARC ile görüşmeler de başladı.
FARC’ın taleplerinin merkezinde, daha o dönemden iki nokta vardı: Toprak reformuyla topraksız köylülere toprak dağıtılması ve katılım mekanizmalarının güçlendirilmesi için siyasal reformlar.
Özet kronoloji
Bu dönem ardından barış görüşmelerine dair gelişmeler bir çizelgeyle özetlenmek istenirse, şöyle bir tablo ortaya çıkar:
1984: FARC ve hükümet arasında Ateşkes Sözleşmesi imzalandı. FARC, siyasal katılımın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
1985: FARC, politik bir partinin, Yurtsever Birlik Partisi‘nin (UP) kuruluşunu açıkladı. Parti, 1986 seçimlerinde 6 senatör ve 9 milletvekili çıkardı; belediyelerde 350 meclis üyeliği kazandı; toplam oyların yüzde 4’ünü aldı.
1986: Bu yılda yapılan seçimlerde FARC’ın gerilla güçlerinin iki komutanı da Senato’ya girmişti. Fakat ülkede paramiliter güçlerin yeni hedefi, UP çalışmaları oluyordu. Hem ülkenin “dünyaca ünlü” narkotik mafyaları hem de devlet yönetimindeki kontra örgütler, UP’nin yaklaşık 80 üyesini hedef aldı. İki senatör ve bir milletvekili suikast sonucu öldürüldü. UP’nin 1986 Başkanlık Seçimi’ndeki adayı da seçimlerden hemen sonra katledildi. Bu katliamlar, uzun süre devam etti.
1988: UP, belediye seçimlerinde büyük başarı elde etti. Partinin artık barış süreci dışında da büyük bir güce dönüşmesi ve toplumsal alanda etkili hale gelmesi, devleti endişelendirdi. Hükümete yakın basın organları, “UP’nin silah zoruyla oy topladığı” propagandası yaptı.
1990: Ülkedeki üç silahlı örgüt, M-19, EPL ve Quintin Lame, hükümetle anlaşarak silahsızlandı. M-19, “Artık koşullar siyasi bir partiyle mücadele edilmesini gerektiriyor” demişti; ama lideri Carlos Pizarro, aynı yılın Başkanlık Seçimleri kampanyası sırasında suikastle öldürüldü.
1991-1992: Hükümetin silahsızlanmaya ilişkin tekliflerini “teslimiyet önerisi” olarak tanımlayan ve mevcudiyetini koruyan FARC ile Kolombiya devleti, Ağustos ayında Venezuela’nın başkenti Caracas ile Meksika’nın Tlaxcala kentlerinde yeniden görüşmelere başladı. Görüşmelere ELN de katılıyordu. Görüşmeler sonuçsuz kaldı.
1992-1998: FARC’la hiçbir görüşme yapılmadı. Ülke, bir yandan gerilla eylemleri diğer yandan narkotik mafyaların faaliyetleriyle güvensizliğin doruğunu yaşıyordu.
1998-2002: Ülkede “üçüncü barış süreci” başladı. Daha önceki deneyimlerden hareketle bu kez, “barış görüşmeleri sürecinde ateşkes ilan edilmemesi, ancak anlaşmaya varılırsa ateşkesin tartışılması“, “hükümetin FARC’ı politik bir yapı olarak yasal düzlemde tanıması”, “42 bin kilometrekarelik bir alanın barış görüşmelerini kolaylaştırmak adına FARC’ın kontrolüne bırakılması ve bu bölgede yerel katılım mekanizmalarıyla barışın tartışılması” ve “iki tarafın geniş bir ajandayla, ‘stratejik plan’ çerçevesinde görüşmeleri yürütmesi” kararlaştırıldı. 6 Mayıs 1999’da FARC’ın kontrolündeki La Machaca’da imzalanan ajandaya göre barış görüşmelerinin tartışma ve kararlaşma başlıkları şöyle sıralanıyordu:
* Politik çözüm üzerine anlaşma
* Devlet sorumluluğu olarak insan haklarının korunması
* Bütünlüklü bir tarım politikası
* Doğal kaynakların kullanımı ve korunması
* Ekonomik ve sosyal yapı
* Adli reformlar
* Rüşvet ve uyuşturucu trafiğine karşı mücadele
* Siyasi reformlar ve demokrasinin geliştirilmesi
* Devlet reformu
* Uluslararası insan hakları sözleşmesi
* Silahlı birliklerin durumu
* Uluslararası ilişkiler ve anlaşmaların formüle edilmesi
Silahsızlanma ise ancak tam bir barış anlaşmasına varılırsa konuşulacaktı. Bunun yanı sıra görüşmelerde “üçüncü göz” olarak BM Genel Sekreteri ve on ülkeden (Küba, Venezuela, Meksika, Kanada, Norveç, Almanya, İsveç, Fransa, İsviçre, İspanya) oluşan “Dostlar Grubu”nun tayin ettiği bir özel temsilci de bulunabilecekti. Süreç boyunca sivil toplum örgütlerinin ve geniş kesimlerin katılımıyla forumlar düzenlenecek, barış toplumsallaştırılacaktı.
Bunların yanı sıra FARC, devletin kontra örgütlerle ilişkisini kesmesini; FARC üyesi esirlerin örgütün esir aldığı 400 polis ve askerle takas edilmesini talep etti. (FARC, elindeki 359 polis ve askeri serbest bıraktı; ancak devlet, yalnızca ağır sağlık sorunları bulunan 14 FARC üyesini tahliye etti.)
Barış görüşmeleri ciddi dayanaklara sahipti; ancak ABD’nin “anti-narkotik” görünümlü müdahale planı “Plan Colombia” ardından çöktü. Kolombiya devleti, vaat ettiği adımların hemen hemen hiçbirini atmadı; ülkede ABD kaynaklı operasyonlar sürecine girildi. Operasyonlarda “uyuşturucu” bahanesiyle FARC’ın elindeki alanlara da girilmeye çalışıldı. Operasyonlar, Alvaro Uribe’nin başkanlığı döneminde de devam etti. Kontra örgütler ve devlet güçlerinin operasyonlarında FARC, güç kaybetmedi; ancak milyonlarca köylü mağduriyet yaşadı. Uribe, daha sonra bu grupları silahsızlandırmaya çalıştıysa da, uzun bir süreç gerekliydi.
2006: Barış görüşmeleri, 2006 yılında Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’in de devreye girmesiyle yeniden tartışılmaya başlandı; ancak gerçekte bir sonuç uzun süre elde edilemedi. (7) (8)
2010-şimdi: 2010 yılının Ağustos ayında, Uribe hükümetinin Savunma Bakanı Juan Manuel Santos, Kolombiya Devlet Başkanı oldu. Santos, sertlik yanlılığıyla tanınıyordu; hatta paramiliter örgütlerin sorumlusu olduğu söyleniyordu. İktidara gelir gelmez, “FARC’ın elindeki esirleri serbest bırakması karşılığında barış görüşmelerine başlama” sözü verdi. FARC, elindeki esirleri bırakmaya başladı. 2011 yılının Mayıs ayında görüşmeler yeniden başladı. Bazı paramiliter örgüt sorumluları ceza aldı.
FARC ise daha önceki taleplerinin benzerleriyle masadaki yerini koruyor. Küba’nın başkenti Havana’da süren görüşmelerde hükümet ve FARC, gerillaların toplumsal hayata ve siyasete entegrasyonu, silahların bırakılması ve paramiliter grupların dağıtılması konusunda hala anlaşmaya varabilmiş değil. Ancak FARC, paramiliter grupların dağıtılması sözü yerine getirilirse, silahların tamamen terk edilmesinin de yıl sonunda ya da 2017 başında hayata geçebileceğini söylüyor.
Görüşmeler, yine garantör devletlerin, “üçüncü gözün” kontrolünde sürdürülüyor ve eş zamanlı barış forumları düzenleniyor.
FARC’ın talepleri
FARC, görüşmelerde binlerce tutsağın serbest bırakılmasını, toprak reformu gerçekleştirilmesini, yurttaşların sağlık ve eğitim hakkının güvenceye alınmasını, hakikatleri araştırma komisyonu kurulmasını, gerilla güçlerinin asayiş ve halk savunma gücü olarak yeniden örgütlenmesini, yeni bir anayasanın yapılmasını talep ediyor. Bu başlıklardan tarım politikaları, siyasal katılım ve hakikatlerin araştırılması konusunda anlaşmaya varılmış olsa da en önemli gündemlerden biri olan silahların ne olacağı, henüz çözümlenmiş değil.
Şüpheler
Barış görüşmelerine şüpheyle yaklaşan farklı kesimler de bulunuyor. Hükümetin silahlanmaya, bombardımanlara devam ettiği ve esas niyetinin silahlı güçleri tasfiye etmek olduğu, taraftarı fazla olan bir görüş.
Kolombiya vs. Türkiye
Gazeteci Aykan Sever, Bianet’teki yazısında (9) Kolombiya barış süreciyle PKK ile Türk devletinin görüşmelerini karşılaştırıyor ve önemli bir veri sunuyor. Sever, iki “süreç” arasındaki belirgin farkları, şu başlıklarda özetliyor: Muhataplık (Kim, kiminle konuşacak?); Açıklık, belirgin bir plan (Ajanda, başlıklar); tarafların kararlılığı; mekan (Bir yanda tahsis edilmiş mekan, diğer yanda İmralı Cezaevi); üçüncü göz; sürecin toplumsallaşması; ciddiyet.
Bir yanda, Latin Amerika’nın en büyük ordusuna sahip, ABD ve İsrail’den askeri teknoloji almak için bütçesinin büyük bölümünü harcayan ve paramiliter güçlerle süreç yürüten Kolombiya; diğer yanda ise aynen ona benzeyen bir Türkiye var. Fakat bir yanda süreç, çatışmalara rağmen yolunu buluyor, bir biçimde sistematiğine yeniden kavuşuyor. Kolombiya’da bu ciddiyete ve net programa rağmen barış, uğruna uzun yıllardır mücadele edilen ve zor kazanılacak bir hedef olarak görünüyor. Türkiye’de ise mevcut durum ve deneyim, bu konuda kat edilecek çok daha uzun bir mesafe olduğunu ortaya koyuyor.
DİPNOT:
(1) Kolombiya’da iç savaş sona yaklaşıyor; Immanuel Wallerstein; 16 Kasım 2013; Çeviren: Sendika.Org
(2) Kolombiya’da Siyasal Şiddet ve Henüz Olgunlaşmayan Barış Süreci; Demokratik Gelişim Enstitüsü; Aralık 2013
(3) Colombian rebels, government, restart peace talks in Cuma aimed at ending decades of conflict; The Washington Post; 23 Nisan 2013; akt. Demokratik Gelişim Enstitüsü
(4) Kolombiya’da barış anlaşması Haziran’da imzalanabilir; Evrensel; 3 Mayıs 2016
(5) Kolombiya’da FARC barışı ile Kürt barışı arasındaki fark ve benzerlikler; Erol Anar; T24; 1 Haziran 2013
(6) Kolombiya’nın dünü, bugünü; Ahmet Akif Mücek; Toplumsol.Org; 4 Ekim 2015
(7) a.g.e.
(8) FARC ve Kolombiya’da Barış süreci; Barış Tuğrul - Jeronimo Rios Sierra; Bianet; 2 Şubat 2013
(9) Kolombiya barış süreci ve İmralı Notları; Aykan Sever; Bianet; 5 Nisan 2016
(10) Gerillanın barışı: Kolombiya I-II; Metin Yeğin - Merve Tuba Andok; Yeni Özgür Politika; 11-12 Ocak 2013
(11) Kolombiya’da barış ne zaman gelir? - Daniel Espinoza ile söyleşi; Elif Görgü; Evrensel; 25 Nisan 2016
YARIN:
FARC-EP liderlerinden olan ve barış görüşmelerine de doğrudan katılan Timoşenko lakaplı Rodrigo Londono ile TeleSur TV’nin yaptığı söyleşi, Türkçe’de ilk kez Yeni Özgür Politika’da.
ERDEM AYDIN