Barış müzakeresini sürdüren FARC-EP gerilla kumandanı Ricardo Teles'e henüz müzakerinin başındaki görüşmemizde bunu sorduğumuzda: "Öncelikle biz FARC için en önemli şey ülkede daha fazla insanın yaşamını yitirmemesidir. Daha çok kan dökülmesini, daha çok insanın sakat kalmasını engellemek, ülkenin halk için daha iyi duruma dönüşmesini sağlamaktır. Biz halkın iyiliği için böyle bir öneride bulunduk. Ama Kolombiya hükümeti, bu hükümet ülkede binlerce bu tür operasyon yapan, kan dökülmesine yol açan bir hükümettir. Hükümet halk için daha iyi olacak öneriyi kabul etmedi. Biz, FARC-EP, ölümlerin hemen durması için bu öneriyi sunduk. Bunu halka da açıkladık; Eğer Kolombiya orduları saldırmazsa, Kolombiya'da iki ordu vardır; biri resmi Kolombiya ordusu diğeri ise Kolombiya Silahlı Devrimci Güçleri- Halk Ordusu (FARC-EP), 70 günlük bir süre içinde, 20 Kasım'dan 20 Ocak 2013'e kadar süren bir ateşkes ilan edildi. Bu durum masada daha iyi bir ortamın doğmasına neden olacaktı. Bu durumda biz, bulunduğumuz yerlerde olacağımızı söylüyoruz ama Kolombiya hükümeti kriminaldir, halkına inanmayan bir hükümettir ve bu yüzden askeri operasyonlarını devam ettirmekte; bombardımanlarını sürdürmekte, aynı zamanda adli soruşturmalarla halkın içinde legal mücadele edenlere de saldırmakta. Bu hafta içinde Callas bölgesinde ve Risararda bölgesinde mücadele eden halka saldırdılar ve aynı zamanda ülkenin diğer bölgesinden halkı savunan bir lideri de öldürdüler" diyordu.
Ancak bu durum yani ateşkes olmadan müzakerenin sürdürülmesi, bizdeki Paris Katliamı ya da son Bingöl saldırısı gibi provokatif eylemlerin yapılmasını ortadan kaldırabiliyordu. Çünkü müzakere her durumda sürdürüldüğü için provokasyon gerçekleşmiyordu. Bu kaçırma eylemiyle birlikte müzakerenin kesilmesi ise farklı bir durum yarattı. Öncelikle söylemeliyim ki "insan kaçırma", "rehin alma" Latin Amerika'da özellikle de Kolombiya'da sık başvurulan bir yöntemdir.
Uluslararası kuruluşlar bunu, FARC-EP'nin 'terörist' ilan edilmesinin en önemli unsurlarından sayarken görüştüğümüz Kolombiyalı gerilla komutanları ise kaçırılanları "savaş esiri" olarak tanımlıyorlardı. "Biz kimseyi kaçırmıyoruz. Yapılan halkı soyanlar ile rüşvet alan yöneticilerin yani suçluların halk ordusu tarafından tutuklanmasıdır" diyorlardı.
Müzakere sırasında elindeki 'tutukluları' iyi niyet göstergesi olarak bırakan FARC gerillaları geçen haftaya 2 askerin kaçırılmasına kadar bu yöntemini hiç uygulamadı. Bu arada asıl önemli olan Kolombiya Devlet Başkanı Santos'un bile kendi savunma bakanına sorduğu gibi general ve yüzbaşının sivil kıyafetlerle orada ne yaptıklarıydı. Bu sadece kuşku uyandıran bir durum değil müzakerenin en başında kabul edilen güvenlik protokolüne de aykırıydı. Yani gerilla bu protokole uymayan generali 'tutukladı'.
Burada da askıya alınabilecek bir müzakere dileği ile...