Yaklaşık 30 aydır Küba’nın başkenti Havana’da devam etmekte olan Kolombiya müzakere sürecinde geçtiğimiz günlerde kritik bir evreye girildi. Süreci kırılganlaştıran şey Kolombiya ordusunun, ülkenin farklı noktalarında Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri-FARC’a ait üç askeri üsse yaptığı saldırılar oldu. 


FARC kayıp verdi

Bu bombardımanlarda 44 civarında gerilla hayatını kaybederken 20 kadarının da yaralandığı biliniyor. Hayatını kaybeden kişiler arasında barış süreci müzakere heyetinde yer alan Jario Martinez ve FARC’ın önemli komutanlarından Ramon Ruiz de var. 63 yaşındaki Martinez Şubat 2014’te müzakere heyetine dahil olmuştu. Bu saldırıların ertesinde ise FARC 20 Aralık 2014’ten bu yana sürdürdüğü tek taraflı ateşkese son verdi. Buna rağmen FARC yetkilileri barış görüşmelerini sürdürmekte kararlı olduklarını ifade ettiler. Peki ne olmuştu da bir süredir kerhen de olsa Santos hükümeti tarafından kabul edilen ateşkes ihlal edilmiş, bununla da sınırlı kalmayıp arka arkaya üç bombardıman yapılmıştı.


ELN talebiyle ilgili mi?

Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos’un talimatıyla yapıldığı açık olan saldırılardan çok kısa bir süre önce, FARC’tan (yakın zamanda hükümetle ayrıca görüşmelere başlayan) Ulusal Kurtuluş Ordusu-ELN’nin de Havana’daki müzakere masasında olması yönünde bir talep gelmiş, Santos ise yakın zamanda ELN bölgesinde mayına basarak ölen 4 askeri gerekçe göstererek, böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceğini dile getirmişti. 

Bombardımanlar sonrası ise yavaş seyreden müzakere sürecini hızlandırmak için bunu yaptıklarını söyledi. Bunun elbette gerçek bir gerekçe olduğundan söz edemeyiz. Çünkü bu süreci hızlandırmak yerine tökezletmeye dönük bir gelişmeydi. 


Ne oluyor?

Uluslararası zeminin barış için fazlasıyla müsait olduğu (1)  böyle bir iklimde karşımıza saldırıların yapılması için olası bir kaç neden çıkıyor. İlki ordu içerisinde ülkede çok güçlü bir zemine sahip olan barış karşıtı (teröristlerle görüşüyorsunuz! diyen) eski Başkan Alvoro Uribe yanlılarını yatıştırmak, bir diğeri ise FARC ve ELN’nin birlikte masada olma taleplerini ötelemek, bir başka muhtemel olasılıksa yakın zamanda 37.’si gerçekleşen müzakere turlarında gündemde olan konuların başında gelen kontraların tasfiyesi sorununda geri adım atmama isteği olabilir. Halihazırda bu başlık altında kontraların Hakikat Komisyonu önünde ifade vermeleri tartışma konusu yapılıyor. Fakat kontraların bırakın ifade vermeyi, uyguladıkları terörü giderek arttığı da gözlemleniyor.

Yakın zamanda yayınlanan raporlar müzakere sürecine rağmen, bir önceki yıla göre yüzde 130 artışla, 2014 yılında kontra etkinliklerinin seyrinin yükseldiğini gösteriyor. Şöyle ki kontralar tarafından 1762 saldırı gerçekleştirildi. Bu saldırılarda 57’si insan hakları savunucusu olmak üzere toplamda 283 kişi hayatını kaybetti. Öldürülenlerin önemli bir kısmı yerli topluluklarının liderlerinden oluşuyor. Yerlilerin hedef seçilmesinin ana nedeni ise bu halkların yaşadığı bölgelerde açılmak istenen altın ve petrol kuyularına karşı direnmeleri.

Bu saldırılara bu hafta başında bir yenisi eklendi. Alex Fabian Carvajalino silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Carvajalino insan hakları mücadelesi veren Devlet Terörü Mağdurları Hareketi liderlerindendi.


Teslim alma çabası

Santos’un son saldırıları organize etmekteki en önemli gerekçesi ise bütün egemenlerde sabit olan bir durum olan yani devrimcilerle müzakere etmek yerine onları teslim alma uğraşı.

Buna karşın garantör ülke (Küba ve Norveç) temsilcilerinin pozitif tutumları ile FARC’ın yaklaşımı (2) ve daha da önemlisi Kolombiya halkının barış yanlısı mücadeledeki kararlılığı gelecekte de müzakere sürecinin yeni kırılganlıklara gebe olmasına rağmen süreceğinin göstergesi. Bu aynı zamanda barışın egemenlere rağmen kazanılmak için mücadele edilmesi gereken bir umut olduğunu da bize anlatıyor.


Kısa notlar

1) Kolombiya müzakere sürecini AB başından beri desteklerken, geçtiğimiz aylarda ABD de Küba’ya süreci izlemek üzere özel bir temsilci atayarak bunu gösterdi. Tabii bu tutum Obama‘nın Küba’ya dönük yaklaşımından ayrı düşünülemez. Nitekim geçen hafta Küba’yı ‘teröre destek veren ülkeler listesi’nden çıkardılar. Çin ise Kolombiya’ya barış sonrası onarım kapsamında 10 milyon Dolar hibe yardımı yapma kararı aldı. Bu ilginin arkasında yatan şeyin, (özellikle ABD ve Çin’in dertlerinin) barış sonrası yağmaya açılacak olan altın ve petrol olma olasılığı ise kuvvetle muhtemeldir.


2) 27 Mayıs’ta 51. kuruluş yıldönümünü kutlayan (halen yaşayan en eski gerilla örgütü) FARC yaptığı son açıklamalarından birinde masadan zafer elde etmeden kalkmayacaklarının, zaferinse bütün Kolombiya halkı için sosyal adalet ve demokrasi demek olan barış olduğunun bir kez daha altını çizdi. Ayrıca Kolombiya hükümetinin saldırgan tutumuna karşı başta Güney Amerika halkları olmak üzere bütün dünyaya dayanışma çağrısında bulundu.


Not: Yakın zamanda FARC ve ELN liderleri bir araya gelerek, sosyalizm ve barış için birlikte mücadele kararı aldıklarını açıkladılar. Bu Kolombiya için tarihi önemde bir adım olarak değerlendiriliyor.



AYKAN SEVER