Kolombiya’da meş’um referandum sonrası taraflar Küba’nın başkenti Havana’da yeniden bir araya gelmeye başladı. FARC daha önceki açıklamalarında barış anlaşması metninin zenginleştirmesinin mümkün olduğunun altını çizmişti. Bu kapsamda muhalefetin önerilerinin tartışma konusu olduğu ifade edildi. 28 Ekim’de FARC müzakere heyeti tarafından yapılan açıklamada anlaşma metninde yapılan bazı değişiklikler ve ilgili kesimlerle yapılacak görüşmeler sonrası hızlıca 3 Kasım’da yeni bir barış anlaşmasının şekillenebileceği ifade edildi.

Ülke genelinde barışı savunmak için diğer sol gruplar yürüyüşler ve forumlar organize ederken, FARC da bu doğrultuda sosyal bir kampanya düzenleyerek, barış için çalışanların sayısını artırma derdinde. Bu çerçevede Evangelist kilisesi ile bir araya gelerek iç savaş sürecinde cinsel şiddet mağduru olan kişilere(LGBT bireyler dahil) dönük çok yönlü dayanışma ve yardım için anlaştılar.

FARC ayrıca bugüne kadar gerillalar tarafından kaçırıldığı iddia edilen, ama akıbetleri bilinmeyen 468 kişi için iç soruşturma açacağını açıkladı.


Santos ne yapıyor?

Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos bu hafta sonu yaptığı açıklamalarda Kasım ayı sonuna yeni bir barış anlaşmasının hazır olacağı ve ikinci bir referanduma gidilebileceğini söyledi.

Ayrıca Küba’daki görüşmelerin paralelinde muhalefetin fiili lideri olan Álvaro Uribe ile görüşmek istedi. Uribe bu hamleyi geri çevirirken hükümetin müzakere heyetindeki baş müzakereci Humberto de la Calle ve yine heyet üyesi Segio Jaramillo ile bir araya geldi. Toplantı sonunda iyimser bir tablo çizilirken nelerin ele alındığı açıklanmadı. Fakat muhalefetin (özellikle Uribe’nin) insanlığa karşı suç işlemekten yargılanması gereken devlet memurları ve paramiliterler için (yaklaşık 37 bin kişi) affı, barış anlaşmasının kapsamına sokmak istediği biliniyor. Buna ilaveten gerillaların seçilme hakkının daraltılması da tartışma konuları arasında.

Sabık Devlet Başkanı Uribe’nin katilleri dert etmesi için elbette birçok sebep var. Mesela kardeşi Santiago Uribe geçtiğimiz hafta 533 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutularak yargı karşısına çıkarıldı. Santiago “sosyal temizlik” adı altında yöneticisi olduğu paramiliter grupla birlikte, çoğu ev kadını, çiftçi vb. birçok insanın hayatına son vermiş. Benzer suçlar nedeniyle kuzen Mario ise 2011’de 7.5 yıl ceza almıştı. Elbette bu kişiler cinayetleri işlerken hem şimdi ki başkan Santos hem de Uribe’den yakın destek görmüşlerdi. Cinayetlerin sorumluluğunu tek başlarına üstlenmek istemeyeceklerdir. Dolayısıyla “siyasi ortaklar”ın onları da af kapsamına sokma arayışı anlaşılır bir durum. 

Bu hal egemenler için elbette en az hasarla böyle atlatılabilir. Fakat gerçekten barış ve umutlu bir gelecek isteyenler içinse sürecin bir toplumsal hesaplaşmaya dönüştürülerek, mevcut oligarşik siyasal yapının alaşağı edilmesi, doğrudan demokrasi ve kolektif mülkiyete dayalı bir hayatın kurulması, başka birçok şeyin yanı sıra kalıcı bir barış için de yegane yoldur.


Düzen kendi rutininde

Bunu söylememin bir nedeni paramiliter cinayetlerin ve baskıların halka karşı istikrarını kaybetmeden devam ediyor oluşu. Diğeri epey zamandır uluslararası şirketlerin, doğanın yıkımı uğruna petrol ve maden aramalarında yerel otoritenin iznini kaldırma peşinde oluşu. Bu şimdilik anayasa mahkemesinden döndü. Ama yolsuzluk vb. işlerin had safhada olduğu bir ülkede paranın açamayacağı kapı maalesef zor bulunur. Hele hele bizimkine benzer bir tarzda basının baskı ve saldırıların hedefinde(Son 4 yılda Kolombiya’da 207 gazeteci öldürüldü.) olmayanlarında ağırlığının “yandaş” olduğu bir coğrafyada.


ELN ile müzakerelere 

yine başlanamadı

Geçtiğimiz ay 27 Ekim’de ELN ile de barış görüşmelerinin başlanacağı açıklanmıştı. Santos ELN’nin bir rehineyi bırakmamasını gerekçe göstererek(ortada taraflarca üzerinde anlaşılmış böyle bir ön koşul yokken) müzakerelere başlamayı 3 Kasım tarihine erteledi. Bir yandan ordu birlikleriyle ELN arasında çatışmalar tırmanırken, ELN sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için öncelikle ateşkes çağrısı yapıyor ve görüşmelere başlamamak için hükümetin gerekçe yarattığını söylüyor. Kısaca Santos’un ELN ile müzakereler konusunda yine “ipe un serme” siyasetine sarıldığı görülüyor.