Türkiye’deki egemen politika çılgınlığın eşiğine geldi.
„Reis“ çıldırmak üzere.
Efrîn Kantonu’na saldırı ve yeni bir savaş başlatmak üzere hazırlık yapan „Reis“e bağlı askeri güçler, işgal ettikleri Kuzey Kürdistan’dan geri çekilmeyi, kendilerinden nefret edildiğini bile bile, kabul etmediler hala.
Ve önemlisi, Reis kumandasına bağlı, kolonyal faşizmin taşıyıcısı olan yüzlerce „entelektüel“ kadroyu da toplu intiharın „sosyal eşiğine“ getirmiş bulunuyor.
Dilipak, Barcelona’da katliam yapanları, „Reis’in Haramileri“ olarak tanımlasaydı, mantıksız davrandığı iddia edilmezdi.
Ne yaptı?
„Kiliseler’in Kadrolu Cinleri“ gibi devasa bir komplo teorisi üretti.
Bu teori Reis’e uydu.
Başka bir köşe yazarı, Neymar’ın transfer edilmesine karşı çıkan CIA’nın Barcelona’da katliam yaptırdığını ima eden satırlara imza attı.
Bu, El-Nusra/DAİŞ müttefikliği MİT tarafından gönderilen silahlarla basına yansıyan Reis’i daha da sevindirmiş olabilir.
Türkiye’nin Efrîn’e ve Rojava’ya savaş hazırlığı yaptığı bir dönemde, Ahmet Hakan, 15 yaşındaki Eren’in Türk ordusunca kurşunlara hedef edilmesini örtbas etmek için, HDP’yi hedef gösterdi.
Ahmet Hakan 15 Ağustos’dan bir gün önce yayınladığı bir yazısında, HDP’nin Gerilla’yı Eren’in vurulmasından sorumlu tutmamasını kınadı.
Bunu, Kürdistan’ın yüz yıla yakındır işgal altında olduğunu bile bile yazdı.
Bunu, binlerce köyü, ormanları yakılan bir ülkede, „baldırı çıplak“ (Liebermann) yüzbinlerce jandarmanın, kabus yaşattığı milyonların direnişini bile bile, yazma cesareti gösterdi.
Ve Kürdistan’a yönelen namluların ters döndüğü bir dönemde, yargılanması gerekenin, kolonyal devlet olduğunu bilerek yaptı.
Reis’in uluslararası mahkemede yargılanması için, Miloseviç’dan daha fazla neden bulunmasına rağmen, Reis’e karşı koyacak tek siyasi güç olan HDP’yi suçlayarak, kime destek verdi Ahmet Hakan?
Hakan’ın, yakında Rojava’ya karşı başlatılacak bir savaşta, Reis ve ordularına karşı sivil siyasette karşı çıkacak öncü güçlerin başını çekecek HDP’ye şimdiden saldırmasının, Reis tarafından mükafatlandırılmadığını kim iddia edebilir ki?
Ahmet Hakan, son yazılarından birinde, Kılıçdaroğlu’nun tutuklanmaması için ihtarda bulundu.
Demirtaş ve Yüksekdağ’ın rehin tutuldukları bir ülkede, Kılıçdaroğlu’nun tutuklanmasının ne önemi olabilir ki?
Asıl sorun, kendisini Reis iktidarında somutlaştıran anti-Kürt, anti-Komünist yönetimin alaşağı edilmesi değil mi?
Kılıçdaroğlu’nun bu sistemi ayakta tutan güçlerden biri olduğunun bilincinde olan Ahmet Hakan, danışıklı bir döğüşün, icazetli muhalif yazarı olmaktan kurtulamıyor.
Ahmet Hakan’ın, Kürdistan kolonisine ve Kürt kolonileştirilenlerine egemen olan bir sistemden taraf olduğu sürece, kolonizatör olmaktan kurtulamayacaktır.
Ahmet Hakan, Reis’e biat eden siyasete, icazetli dokunduğu müddetçe, Türk Ordusu‘nun Maçka’da askeri siyasetine kurban ettiği 15 yaşındaki Eren’in vurulmasındaki sırrı çözemeyecektir.
Son bir yılda, Kuzey Kürdistan kentlerinde terör estiren Reis’e bağlı güçler ve Türkiye’nin içinden geçtiği bu karanlık dehlize rağmen, susmayan, direnen güçlerin başında gelen HDP’nin varlığına şükretmiyorsa…
Ve son bir yılda her defasında HDP’ye karşı özel bir karşıtlığı satırlarına konu ediyorsa, Ahmet Hakan…
Ve bunları Reis’in hükmettiği o dünyada yazıyorsa, Kolonizatör Muhbir kimliğini taşımaktan kurtulması mümkün mü?