İngiltere Gündemi
Britanya’da Yüksek Mahkeme, ülkenin eski sömürgesi Kenya’da 1952 yılında Dedan Kimathi liderliğinde yerli halkın başlattığı ve tarihe Mau Mau Ayaklanması olarak geçen sömürge karşıtı bağımsızlık mücadelesi sırasında koloni yönetimi ile yerli işbirlikçilerinin işkence ve zulmüne maruz kalan üç Kenyalı’nın İngiliz devletine karşı açtığı davada tarihi bir karara imza atarak, o dönemin hayatta kalmış bütün mağdurlarına maddi ve manevi tazminat yolu açtı. 1954’te İngilizler tarafından bastırılan ayaklanma sonrasında yaklaşık beş bin Mau Mau savaşçısı ve taraftarı kıyımdan geçirilmiş, özgürlük savaşçılarını destekleyen 70 bine yakın sivil toplama kamplarında insanlık dışı muamelelere maruz kalmıştı.
Yüksek Mahkeme, Britanya’nın Doğu Afrika’daki kolonyal dönemi suçlarının hem hukuki hem de ahlaki bir zeminde sorgulanmasını sağlayan davanın karar duruşmasında yaklaşık 60 yıl önce işlenmiş işkence suçlarına karşı mağdurlara dava açma hakkı tanıyarak “zaman aşımı” süresini insan hakları lehine yorumlamış oldu. Normalde sivil bir davayı mahkemelere taşımanın üst limiti İngiliz hukuk çevrelerinde 3 ile 6 yıl arasında bir süre olarak yorumlanıyordu. Yargıç kararında davanın bu aşamasında bile adaletin tecellisinin mümkün olduğunu vurgulayarak, olayların üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen adil bir mahkeme süreci için hala önemli maddi delilerin mevcut olduğunun altını çizdi.
Mahkemenin kararı sadece hukuki ve ahlaki açıdan değil siyasi ve ekonomik sonuçları açısından da büyük önem taşıyor. Davalı konumundaki Britanya Dışişleri Bakanlığı geçen yıl Yüksek Mahkemeye verdiği savunmada davanın şu an bağımsız bir ülke olan Kenya devletine karşı açılması gerektiği yönünde görüş bildirmişti. Bakanlık, 1963 yılında bağımsızlık ve egemenliğin devredildiği Kenya’daki yerli yönetimin 1952 ile 1960 yılları arasında yaşanan olayların maddi ve manevi sorumluluğunu da bir anlamda üstlenmiş olduğunu iddia ediyordu. Mahkeme bakanlığın bu savunmasını ret ederek, o dönem Kenya’da kısmi yetkilere sahip yerli bir yönetim olsa da Britanya’nın asıl karar verici güç ve resmi makam konumunda olduğunu, dolayısıyla davanın Britanya’ya karşı açılmasının hukuken uygun olduğunu onaylamış oldu.
Kararın Britanya devleti açısından hayal kırıklığı yarattığını belirterek sonuca itiraz edeceğini duyuran Dışişleri Bakanlığı’nın savunmasında en fazla üzerinde duruduğu konulardan bir ise o dönem koloni yönetiminde sorumlu konumda bulunan yöneticilerin hiçbirinin artık hayatta olmadığı, dolayısıyla ortada yargılanacak sanık kalmadığı yönündeki argümanıydı. Mağdurların o dönem işkenceye maruz kaldığını kabul ettiği halde üç yıldan bu yana devam eden davayı teknik olarak kilitleme taktiği izleyen Dışişleri Bakanlığı’nın avukatları adil bir yargılama için sadece mağdurların değil aynı zamanda dönemin hem merkezi hükümet görevlilerinin hem de koloni yöneticilerinin ifadelerinin alınması gerektiğini dile getiriyorlardı. Bu düşünce sağ kökenli bazı İngiliz hukukçu ve tarihçiler tarafından da seslendiriliyordu. Ancak mahkeme verdiği kararla Britanya devletinin mevcudiyetinin ve egemenliğinin devam ettiğini, dolayısıyla davanın dönemin hükümet ve koloni yöneticilerine değil, süreklilik arz eden bir kurum olarak “devlete” karşı açılabileceğine karar verdi.
Mahkemenin kararı sonası Britanya devletine karşı binlerce tazminat davasının açılması bekleniyor. Kenya’da Mau Mau ayaklanması sonrasında kurulan işkence kamplarından geçip de hayatta kalabilen 2 binden fazla kişinin olduğu belirtiliyor.
Bu yılın Nisan ayında açıklanan Dışişleri Bakanlığı gizli belgeleri önümüzdeki günlerde mahkemelere taşınmaya başlanacak bireysel tazminat davalarına somut delil anlamında epey katkı sunacağa benziyor. Britanya sömürge yönetimi 1962 yılında Kenya’dan çekilirken, kirli sırlarınının ortaya çıkmaması için yaklaşık 9 bin resmi nitelikte gizli belgeyi Londra’ya taşımıştı. Koloni döneminin suçlarını gözler önüne seren bu dosyalarda Mau Mau savaşçı ve taraftarlarına yapılan işkence ve katliamlar anlatılıyor. Belgelerde Britanya hükümetinin Mau Mau savaşçılarına karşı uygulanan sistematik katliam ve işkencelerin farkında olduğu ve koloni yönetimi görevlilerinin bu insanlık dışı uygulamalara bizzat katıldığı yönünde kanıtlar var.
Davanın sonucu aynı zamanda Britanya’nın diğer kolonilerinde de dikkatle takip ediliyordu. Yakın dönem İngiliz koloni yönetimleri sırasında anti sömürgeci mücadele ve ayaklanmalara sahne olan Kıbrıs, Aden ve Malezya’da binlerce insan yargısız infazlara kurban gitmiş onbinlercesi korkunç işkencelerden geçirilmişti. Kenyalıların davası bu ülkelerdeki sömürgeci suçların mağdurları açısından da emasal olma özelliği taşıyor. Basında Britanya’nın sömürge dönemi suçları için ödeyeceği faturanın epey kabarık olabileceği yorumları yapılıyor.
Kolonyal suçların faturası...