
Albüm Newroz şarkısı ile başlıyor. Yeni bir gün anlamına da gelen Newroz sizin için aynı zamanda yeni albümün başlangıcı oluyor.
Evet, albümün ilk şarkısının adı Newroz. Newroz, Kürt halkı için büyük ve kutsal bir bayram. 2013 yılının halkımız için kardeşlik ve birlik yılı olmasını ve çocuklarımıza mutluluğu getirecek bir yıl olmasını dilerim. Geçmiş Newroz bayramı da tüm Kürtlere kutlu olsun. Yeni albümümün dinleyicilerin hoşuna gitmesinden mutluluk duyarım. Şu an yeni stranlar üzerine çalışıyorum.
“Keçik Çima Ditirsî” gibi geleneksel bir ezgiyi rock formunda yorumlamışsınız. Dinleyicilerin alışık olmadığı türden ama kulağa hoş gelen bir melodi yakalamışsınız bu düzenleme nasıl ortaya çıktı?
İnsan hoşuna giden şarkıları yapar. İnsan yeni denemelere açık olmalı. ‘Keçik Çima Ditirsî’ stranını yaptığımda oldukça keyif aldım. İnsanın bazı halleri yeni üretimler ve melodilerin önünü açıyor. Bu şarkının melodisi de bu şekilde ortaya çıktı. Ayrıca, Amed’de yapılan festivalden Moskova’ya, eve döndüğümde oldukça keyifliydim ve onun hatırasına ‘Roşbaş Amed’ adlı yeni bir stran yaptım.
Koma wetan 41 yılını geride bıraktı. Yeni albüm iki CD’li. İlk çıkan albüm “Bayê Payîzê” ile birlikte yeni albümünüzü yayınlıyorsunuz. Bu çift CD hakkında neler söyleyeceksiniz?
Evet, albümüm iki CD’den oluşuyor. İki albüm arasındaki zaman benim 41 yıllık müzik hayatımı içeriyor. Üç kızımız piyano, iki oğlumuz da gitar olmak üzere hepsi on yıllık müzik okulunu bitirdi. Şimdiye kadar 50 stran yaptım. Size bir mesele anlatayım. İki paşa savaşıyor. Bunlardan askerleri fazla olan galip geliyor ve düşmanını esir alıyor. Divanda oturmuş, tamamı bağlı ve ölümü bekleyen düşmanlarına bakıyor. O anda elleri bağlı 12 yaşında bir erkek çocuğa gözü takılıyor. O çocuk, esir alınan paşanın oğlu. Paşa çocuğu çağırıp soruyor; “ben mi güçlüyüm, baban mı?” Çocuk paşaya bakıp arkasında duran askerleri göstererek, “eğer bu arkanda duranlar babamın arkasında dursalardı, babam senden daha güçlü olurdu” der. Dünyada sanatçıların arkasında devlet, kültür bakanlığı ve menajerler duruyor. Biz Kürt sanatçıların arkasında da böyle destekler olsaydı, Kürt sanatçılar daha üretken olurdu.
Çözüm süreci ile birlikte koşulların oluşmasıyla müzikal hayatınızı Kürdistan’da sürdürmek ister miydiniz?
Tanrı’dan biz Kürtlerin sorununun çözülmesini diliyorum. O tarihi günü görmek ve müzik yaşamıma Kürdistan’da devam etmekten oldukça mutluluk duyacağım. O günler geldiğinde yeni bir grup kurup adını da ‘Wetan’ koyacağım.
Şarkılarınızda zamanın geri getirilemeyeceğini vurguluyorsunuz. Geçmişe dönüp baktığınızda müzikal yaşantınızda geriye getirmek istediğiniz şeyler var mıdır?
Doğrudur; ‘Ax zeman’ stranında zaman geri gelmez, “Zeman dewran lo çûn” diyorum. Eğer zaman geri döndürülebilseydi; 25 yaşında olmayı ve Koma Wetan’daki arkadaşlarım ve kardeşlerimle ‘Mem û Zîn’ rock operası üzerine çalışmaya devam etmek isterdim. Maalesef yarım kaldı.
Öte yandan hızla akan zamana karşı şarkıda söylediğiniz gibi ‘ihtiyarlamayan yüreğinizle’ şarkılar yazmaya bestelemeye devam ediyorsunuz?
Sanırım 61 büyük bir yaş, insan artık yaşlı sayılır. Ancak ‘Ax zeman’ stranında, “yürek yaşlanmaz ey güzel (dil kal nabe delalê)” diyorum, ki doğru olan budur. Yüreğim genç olduğu müddetçe yeni stranlar yapacağım.
Albümde göze çarpan diğer bir nokta ise Soranice bir şarkıya yer vermeniz. İlk defa mı bir Soranice şarkı söylediniz?
1992-96 yılları arasında Irak’tan, Güney Kürdistan’dan çok sayıda Kürt Rusya’ya, Moskova’ya gelip buradan da Avrupa’ya geçtiler. Ben, ailem ve yakınlarımız onlara yardım ettik. Hala da bize telefon ederler. Bir gün onlardan biri, benden Soranî bir stran söylememi istedi. Daha sonra o bana, “De megrî megrî” stranını söyledi. Ben de üzerinde biraz çalıştım ve stranı yeniden düzenledim.
İlk albümde yer alan şarkıları enstrümantal olarak çalmışsınız. Bu nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
Birçok dinleyici enstrümantal müzik seviyor. Onlar için de ‘Bayê Payîzê’ ve ‘Cahiltî’ enstrümantal stranlarını yaptım.
Ülkede yaşasaydım aynı melodiler olurdu
Ülke dışında yaşıyor olmanız şarkılarınıza da yansıyor. Ülke hasreti şarkılarınızda çoğunlukla işlenen tema. Ülkede yaşıyor olsaydınız şarkılarınız teması daha çok ne olurdu?
Doğrudur, hayatım yurt dışında geçti. Gürcistan’ın Tiflis kentinden bir Êzîdî Kürdüm. Çocukluğumda anne ve babamdan çok sayıda hikaye dinledim. Babam Cercerîsê’den Cimoyê Taco ailesinden Tahirê Haci Gerdenzerî, annem ise Wan’dan Simoyê Çeto ailesinden Necîv Begê Resî’nin (Zuqurî) kızı Redîfe’dir. Daha 1915’lerde dayı tarafım, dedem Necîv Beg, ailesi ve 500 silahlı adamıyla birlikte Wan’da düşmandan kaçıp Rusya tarafına geçmişler. O zaman annem henüz 4 yaşındaymış. Annem ve babam, Kürdistan tarihine ilişkin bana çok şey anlattılar. Aile olarak Êzîdî geleneklerimizi ve bayramları her yıl kutluyorduk. Gelenekleri yaşatmamız, ülke ve halk sevgisi aileden başlar. Eğer yurt dışına çıkmayıp da ülkede yaşasaydım, müzik tarzım rock olmasaydı, stranları söyleme biçimi ve melodileri yine de şimdiki gibi olurdu.
ÖNDER ELALDI