Stuttgart’taki Kürt siyasetçilerin yargılandıkları davalar sürüyor. Kürt siyasetçi Salih K.’nin dava duruşmasında şahit olarak dinlenen baş komiserin ifadeleri Kürt siyasetçilerine isnat edilen suçların tahmini, yargılamanın keyfi olduğunu gösterdi.

PERVİN YERLİKAYA / STUTTGART

Stuttgart’ta yargılanan Kürt siyasetçi aleyhinde ifade veren Başkomiser Durschnabel, suçlamaların keyfi ve tahminlere dayalı olduğunu itiraf etti. Avukat Anna Busl da Brüksel davası ve Avrupa Adalet Divanı kararıyla PKK’nin uluslararası hukuk çerçevesinde silahlı çatışmanın tarafı olduğunun kabul edildiğini belirterek, “Bu kararlar, Almanya Adalet Bakanlığı’nın verdiği soruşturma izninin haklı olmadığını gösterir” dedi. Alman yargısının diktatörleşen Türk devletinin Kürtlere yönelik saldırıları gözardı ettiğinin altını çizdi. Stuttgart’ta Kürt siyasetçi Salih K. hakkında açılan davanın duruşmasına dün devam edildi. Stuttgart Eyalet Yüksek Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Salih K. ve avukatı Anna Busl hazır bulundu. 129b’den yargılanan ve ‘yurtdışındaki bir örgütü üye’ olmakla suçlanan Salih K.’nin, Temmuz 2016 ve Haziran 2018 arasında PKK’nin Freiburg bölge sorumlusu olarak faaliyet yürüttüğü savunuluyor. Hakkındaki suçlamalar ise Alman devletinin Kürtlere yönelik kriminalizasyon politikalarını ele veriyor. Birkaçı şöyle: Şubat 2017’de Heilbronn’dan Stuttgart’a, Mannheim’dan Strasbourg’a düzenlenen yürüyüş, Mart 2017’de düzenlenen Newroz kutlaması, 2018 Hannover Newroz kutlaması ile Nisan 2017’de Strasbourg’da Avrupa Parlamentosu önünde yapılan oturma eylemini organize etmek.

Tanık başkomiser dinlendi

Salih K. hakkındaki ilk duruşma 17 Nisan’da görülmüş ve avukatı suçlamalara karşı 65 sayfalık bir savunma yapmıştı. Dünkü duruşmada ise Eyalet Kriminal Dairesi Başkomiseri Durschnabel şahitlik yaptı. Avukatların “tehlike teşkil edecek bir durum yok” itirazına rağmen Başkomiser ’güvenlik’ gerekçesiyle tanınmamak için peruk, gözlük ve bıyık  takarak dış görüntüsünü değiştirdi.

Suçlamalar tahminlere dayanıyor!

İfadesinde Salih K.’yi 2017’nin ortalarından itibaren takip ettiğini, bunun kendisinin ilk dosyası olduğunu ifade eden Başkomiser, Yabancılar Polisi’nden aldığı bilgilere göre; Salih K.’nin Ankara bir dönem DTP il başkanlığı yaptığını, Kürt olduğu için maruz kaldığı baskılar sonucu Almanya’ya geldiğini belirtti. Evli ve 3 çocuk babası olduğunu ekledi.

2017 yılında Kürtlerin bir yürüyüşünde çıkan tartışmada Salih K.’yi farkettiğini ve takibe başladığını söyleyen Başkomiser, suçlamalarını tahminlerine dayandırdı. Standlar açarak satılan yiyecek ve içeceklerin paralarının bağış olarak PKK’ye aktarılmış olabileceğini tahmin ettiklerini söyledi. Bir konuşmasında kurduğu ‘İşten sonra senle gezmeye gidelim mi’  sözü ise PKK’ye bağış toplamak için görüşme yapmak olarak yorumlandı.

Tercüman ve memurlar gizlendi

Tutuklandıktan sonra ise Salih K’nin telefonu üzerinde incelemeler yapıldığı da kaydedildi. Salih K. ile ilgili oluşturulan dosyada görevli olan memurlar ve tercümanın isimlerinin gizli tutulması da dikkat çekti. Mahkeme heyeti de uygulamaya tepki göstererek, “bunun bir gerekçesi yok, daha önce hazırlanan dosyalarda isimler yazılıydı” vurgusunda bulundu.

‘Yelekliler, bayrak dağıtıyorsa kadrodur!’

Başsavcının ‘kadro ve sempatizan ayrımını nasıl yapıyorsunuz’ sorusuna cevapta başkomiser, kadroların yürüyüşlerde yelek ve bayrakları dağıttığı, telefon görüşmelerinde organizasyonlar ve biletlerle ilgili konuşmalar yaptığı gibi mesnetsiz açıklamalarda bulundu.

Temel haklar suç sayılıyor

Davanın avukatlarından Anna Busl, Salih K. hakkında açılan davaya ilişkin gazetemizin sorularını yanıtladı. Kürt siyasetçiler aleyhindeki suçlamaların keyfi ve siyasi olduğunun altını çizen Busl şöyle konuştu: “Diktatörlüğe karşı meşru politik direniş, Anti-terör yasasının 129b maddesinde ‘örgüt suçları’ arasına giriyor. Söz konusu kişilerin, ‘terörle mücadele’ adı altında temel hakları ellerinden alınıyor. Böylece hukuk devletinin temel özgürlükleri olan toplanma ve ifade özgürlükler, suç sayılıyor. Bu da 129b maddesinin keyfiyetini sergiliyor.”

‘Soruşturma izni iptal olmalı’

Federal Adalet Bakanlığı’nın soruşturma izninin iptali için dilekçe verdiği ifade eden Anna Busl şu açıklamada bulundu: “Dilekçemde son yıllarda giderek diktatörleşen Türk devletinin bozulan barış süreci ve ardından ‘Zeytin Dalı Operasyonu’ adı altında Kürt halkına yönelik savaşına geniş çaplı bir yazıyla dikkat çektim. Federal Adalet Bakanlığı’nın Kürtlere yönelik soruşturma izninin keyfi olduğu ve bunun sadece Türk devletine yaradığını belirttim. Almanya Ceza Yasası’nın burada uygulanmaması gerektiğine vurgu yaptım. Çünkü Türk devletinden kaynaklı uluslararası bir çatışma söz konusu.

‘Diktatörlük rejimi görülmüyor’

Burada önemli olan şudur: Salih K. hakkında hazırlanan iddianamede ne Türkiye’deki gelişmeler ne de diktatörlükten tek bir kelime söz edilmemektedir. Doğrudan Türkiye ile alakalı yargılama olmasına rağmen, tek bir kelime bulunmamaktadır! Türkiye’de son dönemlerde yaşananlar, temel yasal güvencelerin yok edilmesi, Kürt kentlerin imha edilmesi, toplu tutuklamalar gibi olaylar da yargılamada göz önünde bulundurulmalıdır.”

Soruşturmalar haksız

PKK lehine alanan Brüksel, Avrupa Adalet Divanı gibi kararları da hatırlatan Av. Busl, “Alman hükümetinin sol örgütleri yargılama gibi bir uzun süredir devam eden geleneği var. Belçika davası ise bu davaların keyfi ve siyasi olduğunu gösteriyor. Sadece bir kaç yüz kilometre ötede bir mahkemenin, uluslararası hukuk çerçevesinde PKK’nin silahlı çatışmada bir parti olduğunu kabul ediyor olması, Federal Adalet Bakanlığı‘nın verdiği soruşturma izninin haklı olmadığını gösterir.”

Salih K.’nin sağlığının çok iyi olmadığını belirterek, tecrit altında olduğuna vurgu yapan Av. Busl, “Bu durum değişmeli” dedi.  Mahkeme heyetine de Salih K.’nin sağlık raporu sunuldu.