Akil İnsanlar Komisyonu, Roboskîliler, Ceylan Önkol, çatışmada yaşamını yitirenlerin ailelerini de ziyaret edecek. Heyetin ilk ziyareti Dicle nehrinde yaşamını yitiren Murat İzol’un ailesine oldu.

Akil İnsanlar Komisyonu’nun “Güneydoğu Bölgesi Grubu” dün Amed’de çalışmalarına başladı. Komisyon Liluz Hotel’de basın toplantısı yaparak programını açıkladı. Heyet üyeleri Yılmaz Ensaroğlu, Kezban Hatemi, Mehmet Emin Ekmen, Fazıl Hüsnü Erdem, Etyen Mahçupyan, Lami Özgen, Ahmet Faruk Ünsal’ın hazır bulunduğu toplantıya Murat Belge’nin yoğun programından, Yılmaz Erdoğan ise rahatsızlığından dolayı katılmadığı belirtildi. Heyet Başkanı Yılmaz Ensaroğlu, Kürt sorununun çözümünü, barışı en çok isteyenlerin Kürtler başta olmak üzere burada yaşayan insanlar olduğunu belirtti. Ensaroğlu, “Burada yaşayan insanlarla toplumun diğer kesimlerinin duyguları, düşünceleri, endişe ve beklentileri farklı. Ama bu ülkede birlikte yaşayacaksak bütün farklı kesimleri kuşatacak, talep ve beklentileri karşılayacak beklentileri toplum olarak sağlamak, beraber hareket etmek zorundayız” dedi.

‘Taleplerinizi ileteceğiz’

Kürtler başta olmak üzere bölgenin taleplerini dinleyerek, diğer komisyonlara, hükümete ve kamuoyuna iletme misyonu yüklendiklerini belirten Ensaroğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Diğer bölgelerin, Türkiye’nin geri kalan kesimindeki insanların endişe ve beklentilerini de alıp oralardaki aktörlerle paylaşacağız. Esas ağırlık vereceğimiz husus, bölge halkının taleplerinin kamuoyuna iletilmesidir. Bölgenin sesinin duyulmasını istiyoruz. Birlikte yaşamanın koşullarını, zeminini burada yaşayan insanlarla belirlemek istiyoruz. Sadece bizim değil bütün Türkiye’nin gözü Güneydoğu’da. Bütün Türkiye’nin barışa dair çözüme dair düşüncelerini belirleyecek bir noktadır burasıdır.”
İlleri paylaşmak yerine bütün komisyon üyelerinin güçleri yettiğince tüm şehirlere gideceğini belirten Ensaroğlu, bölgede yaşayanların her türlü görüş ve düşüncelerini iletebilmeleri için özel bir mail adresi oluşturulduklarını, adreste toplanacak görüş ve önerilerin komisyon yönetimi tarafından değerlendirileceğini ve raporlaştırılacağını dile getirdi.

Heyetin programı

Komisyonun programına ilişkin de bilgi veren Ensaroğlu, 13 Nisan’a kadar Amed’de olacaklarını, 17-20 Nisan arasında Mardin ve Şırnak, 24-27 Nisan tarihleri arasından Batman ve Siirt, 8-11 Mayıs’ta Antep ve Kilis, 15 Mayıs’ta da Urfa ve Adıyaman’a gideceklerini belirtti. Programın ardından ise son değerlendirmelerini Amed’deki STK’larla yapmayı planladıklarını söyleyen Ensaroğlu, komisyonun çalışmalarında ziyaretlerin, yuvarlak masa toplantılarının ve geniş çaplı forum tarzından toplantıların olacağını kaydetti.

Kimlerle görüşecekler?

Komisyonun hedefinin mümkün olduğunca tüm kesimlere ulaşmak olduğunu vurgulayan Ensaroğlu, şöyle konuştu: “Bölgede farklı eğilimler, farklı düşünceler var. Her gittiğimiz yerde, herkese, her kesime ulaşmak istiyoruz. Siyasi partiler, siyasi hareketler bir hedef grubumuz. STK’ler, dini cemaatler, dini kanaat önderleri, hakem rolü biçilmiş olan saygın kişilere ulaşmaya çalışacağız. Bir de uzun yıllar buralarda yaşamış ama şimdi buralarda ikamet etmeyen ama eskiden beri bu sorunla ilgili tecrübesi olan kişileri ziyaret edeceğiz. Onların katkılarını da kendi raporlarımıza almaya çalışacağız.”
Ensaroğlu, komisyonun Ceylan Önkol’ün ailesini ziyaret edeceğini, aynı zamanda çatışmalarda evlatlarını yitiren bir grup aileyle de biraraya geleceklerini belirtti. Roboskîli aileleri de ziyaret edeceklerini ekleyen Ensaroğlu, “Biz Roboskî’ye giderken de orada açılmış ve sarılmamış bir yara var. Roboskîli ailelerin yaralarını sarmaya yönelik bir çaba içerisinde olacağız” diye konuştu.
Heyetin dün öğleden sonraki programında ise BDP ve HÜDA-PAR’la gerçeklecek görüşme ardından akşam saatlerinde bir grup STK ve aydınla biraraya gelmek vardı.

‘Ayrımcılık yapmadan dinleyeceğiz’


Ardından söz alan Avukat Kezban Hatemi, komisyonun bağımsız bir komisyon olduğuna vurgu yaparak, “Bu ülkede artık herkes çözüm arıyor. Bunu ben çok anlamlı buluyorum. Her iki taraftan da anlayış bekliyoruz. Buradaki beklentileri tespit etmek, şimdiye kadar aktarılamayan, engellenen her noktaya ulaşmayı hedefliyoruz. Hiçbir ayrımcılık yapmadan, herkesi dinlemeyi planlıyoruz” dedi.
KESK Genel Başkanı Lami Özgen ise “Geçmişten bu yana Kürt sorununun çözümüne ilişkin Diyarbakır’a ve bölgeye vurgular yaptılar. Biz de bu bölgenin komisyonu olarak kendi misyonumuzun farkındayız. Ancak gerçek anlamda Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümünün başlangıcında olduğunu kabul ediyorum” diye konuştu.

Siyaset tarzı değişiyor

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal da, Türkiye’de ilk defa çatışan tarafların “akil insanlar” tarafından destek istediği bir sürecin yaşandığına dikkat çekerek, “Bu, Türkiye’de bundan sonra siyaset yapma tarzının değiştiğinin göstergesidir. Bizim komisyonumuzun üzerinde çalıştığımız sorunun çözümüne dair tarihi bir misyonu olmakla birlikte Türkiye’de siyaset yapmanın farklı bir yolunu da açtığını ifade etmek istiyorum” değerlendirmesi yaptı.
Gazeteci Etyen Mahçupyan ise, bölgenin çok özel bir yer olduğunu belirterek, savaşın bölgeye bir örtü gibi geldiğini ifade etti. Mahçupyan, “Savaş hali birbirimizden beklentinin olmadığı bir dönemdi. Beklenti çok önemli bir şeydir, tedavi edicidir. Umarım insanların bizden beklentileri çoktur ve bizim de onlardan beklentilerimiz var” diye belirtti. 

İlk ziyaret İzol ailesine

Basın toplantısı ardından komisyon, ilk ziyaretini 27 Mart’ta Fiskaya semtinde polisin kovalamacısı sonucu Dicle nehrine atlayan ve 12 gün sonra cansız bedenine ulaşılan Murat İzol’un ailesine yaptı. Heyeti İzol’un eniştesi Recep Kaymak ve babaannesi karşıladı. Basına kapalı yapılan ziyaretin ardından kısa bir açıklama yapan Ensaroğlu, olayın takipçisi olacaklarını dile getirerek, “Bir daha bu gibi olaylarının olmamasını temenni ediyoruz” dedi.

Dicle’de yaşananlar provokasyon

Basın mensuplarının sorusu üzerine Komisyon Başkanı Ensaroğlu, Dicle Üniversitesi’nde yaşananlara ilişkin şöyle dedi: “Bu süreçte yaşanacak bu tür olayları herkes genel olarak provokasyon olarak değerlendirecektir. Ama eğer duyduklarımız doğru ise; bir gece önce öğrenci derneği üyeleri ile kulübü biraraya gelmiş, anlaşmış ve sonraki gün kavga çıkmışsa, saldırılar olmuşsa, çözüm süreçlerinde aktörlerin kendi içinden de üçüncü aktörler tarafından da provokasyon yapılabileceğini görmek gerekiyor” dedi.

DİHA/AMED