
Kürt sorununa demokratik-barışıl bir çözüm bulmak için Oslo’da yapılan görüşmelerde yer alan KNK Yürütme Konseyi Üyesi Adem Uzun, 6 Ekim 2012’de saat 16.00’ya doğru, Paris’in Montparnasse semtinde bir kafede gözaltına alındı. Uzun, PKK için silah pazarlığı yağmakla suçlandı. 10 ayı aşkın bir süre tutuklu kalan Uzun, 9 Ağustos 2013 günü gözetim altında tahliye edildi.
Uzun kendisine yönelik operasyonu “siyasi komplo” olarak değerlendirdi. Aradan geçen süre içinde ortaya çıkan bilgiler, Uzun’un Paris’teki görüşmelerinin silah pazarlığı değil, Türk istihbarat servislerinin verdiği bilgiler doğrultusunda Fransız servislerin organize ettiği bir komplo olduğu ortaya çıktı.
Zamanlama açısından Uzun’a yönelik tutuklama Oslo görüşmelerine denk gelirken, Paris’te üç Kürt kadının hayatını kaybettiği saldırı ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Türk devleti arasında son demokratik çözüm sürecinin başlamasından sadece bir kaç gün sonrasında yaşandı.
Komplo için dava açtı
Adem Uzun’un avukatları tarafından komplo olduğu için açılan iptal davası, 30 Ocak’ta görülmüştü. Avukatlar söz konusu davanın bir komplo olduğunu savunmuş; savcılık da buna karşı mahkemeyi ikna edecek bir kanıt sunamamıştı. Bir ay sonra (dün) açıklanan karara göre mahkeme avukatların talebini haklı gördü ve davayı tümden düşürdü. Bu konuda görüşüne başvurduğumuz Adem Uzun, mahkemenin ayrıntılı gerekçeli kararını daha almadıklarını ama ilk tebligatta mahkemenin de bunun bir komplo olduğunu teyit ettiğini söyledi. Uzun, mahkemenin Fransa anti-terör servisi ve polisini, Fransa topraklarında Türkiye’den gelen bilgilere dayanarak böyle şeylerin yapılmasını kabul etmediğini teyit etmiş olduğunu kaydetti.
Kirli siyaset ortaya çıktı
Uzun, kararın bu yönlü çıkması konusunda memnun olduğunu söyledi ama bu tür kirli bir siyasetin Kürtler üzerine yıllardır oynanmasının da bu kararla bir kez daha ortaya çıktığını vurguladı. Özellikle Fransa’da 9 Ocak’ta 3 Kürt kadının katledilmesinin de uluslararası organize boyutunun açığa çıkması konusunda hem hukuki hem de siyasal mücadelelerini sürdüreceklerini kaydeden Uzun, “Kürt halkının kazanımlarının ve özgürlük mücadelesinin kirli hesaplara ve komplolara kurban edilmemesi için daha fazla çalışılması gerektiği ortadadır” dedi.
Adem Uzun’un tutuklandığı 6 Ekim 2012 tarihinden bu yana çok sayıda parlamenter, gazeteci, avukat uluslararası boyutta bir dayanışma başlatmıştı. “Bu tür kampanyaların, davanın böyle sonuçlanması boyutunda etkisinin ne olduğunu” sorduğumuz Adem Uzun, “Bunun kuşkusuz büyük bir faydası var” cevabını vererek tüm kesimlere ve dostlarına teşekkür etti.
Emsal karar olacak
Dava avukatları Antoine Comte ve Selma Benkhalifa prosedürün iptal edilmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, bunun diğer davalara emsal olacağını ifade etti.
İstihbaratın taşeron hücresi
ANF ve Fransızca yayın yapan Kürt eksenli ActuKurde.fr sitesinde Temmuz 2013’te yayınlanan bir haberde Uzun’a yönelik komploda “Noel Dubus Hücresi”ne dikkat çekilmişti. Bu bilgiler hakkında davalar açılan ve eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile yakın ilişkisi olan silah tüccarı Ziad Takieddine’i Fransız adaleti lehine tuzağa çeken Noel Delarosa isimli karanlık kişinin, aynı zamanda Adem Uzun’a yönelik komplonun da başında yer aldığını ortaya koymuştu. Kendisini Delarosa olarak tanıtan karanlık kişinin gerçek adı Noel Dubus olduğu ifade ediliyordu. Sözkonusu faaliyetlerin, Fransız servisleri bünyesinde “sipariş” üzerine önceden belirlenmiş siyasi hedefleri tuzağa düşürmek için suç işlemeye yönlendiren bir “hücre” oluşturulduğu şüphesini güçlendirdiği kaydedilmişti. Sözkonusu hücrenin “suçun” alt yapısını oluşturarak, gerçek anlamda provokasyonlar organize ettiği iddia ediliyordu.
Paris casuslar yuvası
Expresse dergisi, 29 Ocak’ta yayınladığı “Paris casuslar yuvası. PKK etrafında büyük manevralar” başlıklı geniş bir haberde, Adem Uzun’a yönelik operasyona yer verdi. Eric Pelletier imzalı haberde, 2011 ve 2012’de Kürt siyasetçiye yönelik “kural dışı” bir olay yaşandığına dikkat çekerek, bu olaya tanınmış bir yazar ve sızdırılmış bir ajanın katıldığını yazdı.
Bahsedilen tanınmış yazar Paul-Loup Sulitzer. 1980’li yıllarda Money, Cash ve Fortune üçlemesi ile ün yapmıştı. Sulitzer’in Adem Uzun’la bir kitap sözleşmesi yapmaya çalıştığı iddia edilirken, Fransız servisleri tarafından gönderilen “Antoine” isimli ajan, MILAN füzelerinin satışı için devreye sokuluyordu. Express’e göre bir de “pusuda bekleyen İsrail ajanları” vardı.
Yine Thierry Fragnoli vardı
Uzun’a yönelik operasyonun arkasında Kürtlere yönelik çok sayıda sansasyonel operasyonda imzası olan anti-terör sorgu yargıcı Thierry Fragnoli vardı. Paris’te yapılacak görüşmede Adem Uzun’un silah pazarlığı yapacağı ihbar edilmişti. Express’e göre hiç kuşkusuz bu “anonim” istihbarat Türk istihbarat servislerinden geldi. Bunun üzerine Fransız iç istihbarat servisi SDAT, Uzun’un telefonlarını dinlemeye aldı ancak silah pazarlığına ilişkin hiçbir bilgiye ulaşamadı. Türk istihbaratının verdiği bilgiden üç ay sonra, Temmuz 2012’de Fransız servisler ajan sızdırmak için hareket geçti. Adem Uzun’a tuzak kuran Antoine isimli ajan da böyle ortaya çıktı.
Sorgu yargıcına göre bu operasyon dava dosyasının en güçlü noktası, ancak savunmaya göre zayıf halkasını oluşturuyordu. Zira savunmaya göre hukuken, bu faaliyetler bir suç veya ihlalde bulunmaya yönelik provokasyon olarak tanımlanıyordu. Bu yöntem Avrupa İnsan hakları Mahkemesi tarafından sert bir şekilde yasaklanırken, Fransa Yargıtayı’nın da görüşü bu yöndeydi. Adem Uzun olayında da görüldüğü gibi, yetkili makamların belirlenen hedefe yönelik hızlı bir şekilde soruşturma başlatması için deliller toplanıyor. Burada sözkonusu olan önceden programlanmış faaliyetler olarak dikkat çekiyordu. Kısaca, “suç delili” oluşturmak için karanlık ve yasadışı yöntemlere başvuruluyordu.
Şaibeli ilişkiler
Uzun’a operasyonu yürüten savcı Fragnoli’nin, ilişkilerinde de karanlık noktalar var. Özellikle Türk milliyetçi çevreleri ile ilişkilerinin olduğu ortaya çıkmıştı. Bu ilişkiler Uzun’a yönelik komplo ile Paris Katliamı arasında ilginç bir bağ ortaya koyuyor.
Paris Katliamı öncesi ilginç bir mail de Fidan Doğan’ın (Rojbin) eline geçmişti. Sözkonusu mail Thierry Fragnoli’nin Türk milliyetçi çevreleri ile olan yakın ve hatta “dostane” ilişkisini gösteriyordu. Bu mail, 1 Ekim 2013 tarihinde Fragnoli tarafından Ankara’daki Fransız Büyükelçiliği’ne gönderilmişti. Mailde, Fransa’yı suçlayan Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’a tepki gösteriliyordu. Fragnoli, Erdoğan’ın Fransa’yı “teröristlere destek vermekle” suçlaması karşısında nedense kendisini hedeflenmiş gibi hissediyordu. Erdoğan, Almanya’yı da suçlamıştı ancak Alman savcılar böyle bir reaksiyon göstermemişti. Daha da garip olanı, Fragnoli’nin Ankara Büyükelçiliği’ne gönderdiği bu maili sadece iki saat sonra “Maxime Gauin” isimli Ermeni ve Kürt karşıtı şahsa göndermesiydi. Maxime Gauin, Fransız alternatif internet gazetesinde bir blog sayfasındaki yer alan bir haberin altına yazdığı yorumda “sadece kişisel bir ilişkisi” olduğunu savunarak, Fragnoli ile yakın bağlantısını kabul etmişti. Gauin, bir süre önce Fransız iç istihbaratı adıyla yayınlanan sahte bir raporda, Fransız ve Türk ajanı olmakla suçlanmıştı.
Büyük bir oyun
Express dergisi Adem Uzun’un konu olduğu bu durumu şöyle özetliyordu: “Paris casuslar yuvası mı? Kürdistan’dan uzakta, bu son aylarda Seine Nehri boylarında ‘büyük bir oyun’ oynanıyor. Ocak 2013’te, PKK ile Türk Hükümeti arasında resmi müzakerelerin başlamasından sadece bir kaç gün sonra, üç Kürt kadın militan gün ortasında, Gare du Nord’da bir apartmanda öldürüldüler...”
Uzun AFP’ye anlatmıştı
Fransız basın ajansı AFP de duruşma öncesi konuya ilişkin bir haber yayınlayarak Adem Uzun’un görüşlerine yer vermişti. Adem Uzun, Montparnasse’taki görüşme polis içeri girene kadar sadece “9 dakika” sürdüğünü belirterek bu görüşmede tek bir kez dahi silah ticareti kelimesinin geçmediğini kaydetmişti.
SELMA AKKAYA/PARİS