Kürt Halk Önderine yönelik komplo 16. yılına giriyor. Bir halkın Önderi 15 yıldır en ağır koşullarda tek kişilik cezaevinde tecrit altında tutuluyor. Kürtlerin büyük çoğunluğu “Benim siyasi irademdir” diyor ve Önderi olarak kabul ediyor. Taraflı tarafsız her insan en itibarlı Kürt Önderinin bu Önderlik olduğunu söylüyor. İşte böyle bir Önderliğe Türk devletinin yaklaşımı ortadadır. Bu, aynı zamanda Kürt halkına yaklaşımı ifade etmektedir. Hiç kimse aksini iddia edemez. Dünyanın her tarafında bir halkın Önderliğine yaklaşım o halka yaklaşım olarak kabul edilir.

Kürtler üzerinde uygulanan temel politikalardan biri ‘Başı kopar, gövdeyi bir tarafa at’dır. Bu nedenle Kürt liderleri ya idam edilmiş ya da çeşitli yöntemlerle katledilmişlerdir. Bu, aynı zamanda Kürt halkına nasıl yaklaşıldığını ortaya koymaktadır. Kürt Halk Önderine de idam verilmiş, ama uygulanamamıştır. Çünkü hem halk direnmiş, hem de Kürt Özgürlük Hareketi tasfiye edilememiştir. Eğer halkın direnişi sarsıcı olmasaydı, Kürt Özgürlük Hareketi düşünüldüğü gibi altı ay içinde tasfiye olsaydı bu karar uygulanacaktı. Ama beklenen pasifikasyon ve tasfiye gerçekleşmeyince idam kararı uygulanmadı. Hatta idam yasal olarak kaldırılmak zorunda kaldı. İdam kararı uygulansaydı bu ters tepecek, devleti içinden çıkamayacağı bir durum ortaya çıkaracaktı. Bu nedenle idam yerine zindanlarda çürütme ve etkisizleştirme politikasına yöneldiler.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi, halkın direnişi ve Önder Apo’nun İmralı’daki duruşu sonucu Türkiye’de idamın kaldırılmasının sağlanması ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Türkiye’de idamın kaldırılmasının demokrasi ve siyaset için en anlama geldiği üzerinde kapsamlıca durulması gerekir. Çünkü idamın kaldırılması bir reformdan öte siyaset ve demokratikleşme açısından devrimci karakterde büyük bir adımdır. Bunu da sağlatan Önder Apo’nun duruşu ve Kürt Özgürlük Hareketi’dir.
12 Eylül askeri faşist darbesinin yapılmasının en önemli nedeni, PKK’nin yürüttüğü ulusal özgürlük mücadelesiydi. PKK kısa sürede boydan boya tüm Kürdistan’ı etkilemiş, gençliği, işçileri ve yoksul Kürt halkını direnişin içine çekmişti. Mezara gömdüklerini düşündükleri Kürt ve Kürdistan ayağa kaldırılmıştı. İşte bunu durdurmak için 12 Eylül askeri darbesini gerçekleştirdiler. 12 Eylül askeri faşist cuntasının şefi Kenan Evren, merhum gazeteci Mehmet Ali Birand’a 12 Eylül darbesi kararını helikopterle Hilvan-Siverek üzerinden geçerken verdik demiştir. Hilvan-Siverek’in de PKK’nin en güçlü olduğu ve devletle işbirliği içindeki feodal güçlerin toplum üzerindeki etkisini kırdığı yerler olduğu bilinmektedir.
Bu darbeciler 12 Eylül sonrası soldan ve sağdan birçok insanı idam etmelerine rağmen en fazla silahlı eyleme sahip, birçok asker ve polisin öldürülmesi eyleminde yer almış PKK’den kimseyi idam etmemişlerdir. Çünkü PKK tasfiye olmamıştır. Önderliğiyle birlikte mücadele eder pozisyondan çıkarılamamıştır. İdamlar gerçekleştirildiği takdirde PKK’nin mücadele zemininin daha fazla yükseleceğinden korkmuşlardır. Bu yüzden idam etmeyi değil de zindanda rehabilitasyon politikalarıyla çürütmeyi esas almışlardır. Ancak dışarıda mücadele sürdüğü için bu politikaları da sonuçsuz kalmıştır.
Kürt Halk Önderi koşulları en zor olan bir ülkenin mücadelesinin öncüsü olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Zaten zor koşullarda mücadele etmenin tarzı olan PKK’nin mücadele tarzını ortaya çıkaran bu Önderliktir. PKK’nin öncülük ettiği Kürt Özgürlük Hareketi en zor koşullarda kırk yıl mücadele ederek bugünlere gelmişse bunu yaratan bu Önderliğin iradesi ve mücadele tarzıdır. Bu mücadele tarzı ve ruhunu 15 yıldır İmralı’da temsil etmektedir. En zor koşullarda direnip başarmanın tarzı olan Kürdistan devriminin tarzı İmralı’da da direnmiş ve başarıya ulaşmıştır. Kuşkusuz bu direniş başka direnişlerden ve direniş biçimlerinden farklı olmuştur. Çünkü uluslararası komplo bireysel direniş ya da bireysel kendini feda etmekle boşa çıkarılacak, yenilgiye uğratılacak bir komplo değildir. Bu nedenle başta ideolojik, teorik, politik ve örgütsel olarak çok boyutlu mücadele edilmesi gereken bir komplodur. Örgütü ve halkı ayakta tutarak boşa çıkarılacak bir komplodur. Kürt Halk Önderi de bireysel tutum takınmak yerine, ilk önce bu komployu geriletmek, sonra da boşa çıkarmak tutumu ve mücadelesi içinde olmuştur. Daha ilk günden itibaren Örgüte ve halka komploya karşı mücadelenin taktiğini ve politik doğrultusunu göstermiştir. Örgüt ve halk da daha ilk günden tereddütsüz bu Önderliğin etrafında bütünleşerek bir bütün ve uyumlu olarak komploya karşı mücadele içine girmiştir. İşte komplonun geriletilmesi ve boşa çıkarılması böyle gerçekleşmiştir.
Komplodan bu yana Önder Apo’nun Önderlik gücünün daha etkili ve çarpıcı hale gelmesi, örgütün büyümesi ve siyasi etkisinin artması, Kürt halkının daha örgütlü ve özgürlük mücadelesinde ısrarlı olması bu Önderliğin başından beri yürüttüğü komploya karşı mücadele doğrultusu ve taktiğinin başarılı olduğunun kanıtıdır. Bugün komplonun amaçlarının tersi bir konumda olan bir Önderlik, halk ve örgüt gerçekliği vardır.
Bu durum Kürt düşmanlarını ve uluslararası komployu gerçekleştirenleri öfkelendirmektedir. Bu nedenle bu komployu boşa çıkarmada büyük bir Önderlik kapasitesi gösteren Kürt Halk Önderine öfkelidirler. Son zamanlarda ister Türkiye cephesinde, ister Kürt cephesinde yeminli Apo ve PKK düşmanı ve Kürt işbirlikçiliği içinde, ister uluslararası alanda olsun, Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi’ne karşı düşmanlığın artması altında böyle bir gerçeklik ve ruh hali yatmaktadır.  Bu Önderlik ve Özgürlük Hareketi şovenist, milliyetçi, kültürel soykırımcı Kürt düşmanlarını, yeminli Apo ve PKK düşmanlarını ve Kürt işbirlikçiliğini ve uluslararası komplocuları hayal kırıklığını uğratmaya bundan sonra da devam edecektir.