Katalan yönetmen Alba Sotorra’nın çektiği “Comandate Arian-Komutan Aryan” filmi dünyanın birçok ülkesinde gösterildi ve büyük bir ilgiyle izlendi. Alba Sotorra ile filmi ve komutan Arian’ı konuştuk.

MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG

Alba Sotorra, Katalan bir yönetmen. YPJ’li savaşçı Komutan Arian’ın anlatıldığı ve dünyanın birçok yerinde gösterime girdiği sinemalarda büyük bir ilgi ile izlenen ‘Comandate Arian (Komutan Aryan)’ belgesel filminin yönetmeni olan Alba Sotorra’nın Kürt halkıyla ilişkisi Rojava Devrimi ve onun öncüleri olan kadınlar sayesinde olmuş. 2005’te Barcelona’dan başlayıp Pakistan’da sona erecek olan bir geziye çıkan Sotorra, İstanbul’da Eren Keskin ile tanıştıktan sonra, Kürt Özgürlük Hareketi’ni daha yakından tanıyor ve Keskin’in yaşamına ilişkin belgesel de yapıyor.

‘Sinemacı gözüyle dünyaya aktarmalıydım’

”Daha önce de Kürt halkının kendi özgürlüğü için mücadele ettiğini duymuştum. Fakat bu konuda yeterli bir bilgiye sahip değildim” diyen Alba Sotorra, şöyle devam ediyor: ”Eren Keskin ile sohbetlerimizden sonra Kürt halkının özgürlük mücadelesine ilgim artmaya başladı. Eren Keskin’in yaşamına ilişkin de bir belgesel yaptım. Kürtleri araştırdıkça Katalan halkı ile aynı mücadele kulvarında yer aldıklarını gördüm. Ezilen ve özgürlük için mücadele eden uluslar ve halklar benim için her zaman saygı değer olmuşlardır. Rojava Devrimi ile birlikte bu ilgim doruğa çıktı. Kadınlar öncülüğünde başlatılan bu devrimin esintileri, ayak sesleri ve coşkusu birçok yerde duyuluyordu. Kürt kadınları DAİŞ gericiliğine karşı adeta destansı bir tarih yaratıyorlardı. Bunca çirkinliğin yaşandığı bir dünyada böyle güzel şeylerde oluyordu. Mutlaka bunların mücadelesini bir sinemacı gözüyle dünyaya aktarmalıydım. Belki tehlikeliydi ama ben kararımı verdim ve Rojava’ya gittim. Gidecektim ve kendimi bu kadınlara teslim edecektim.”

Herkes insanca ve korkusuzca yaşasın diye…

Oraya gitmenin kendisi için adeta bir hayal olduğunu belirtiyor Alba Sotorra. ”Şimdi hayalimi gerçekleştirmenin zamanıydı” diyen Sotorra, ”Gittikten sonra kendimi tanıttım ve projemi onlara sundum. Beni kendilerinden biri olarak kabul ettiler ve her türlü kolaylığı gösterdiler. Kadın öncülüğünde gelişen ve tarihe mal olacak bir devrimin tam da ortasındaydım. Birçok insanın burada olmak için çok şeyi feda edeceklerini düşündüm. Buradaki kadınlar DAİŞ gericiliğine karşı hepimizin ruhu ile özgürlük için mücadele ediyorlardı. Herkes insanca ve korkusuzca yaşasın diye mücadele ediyorlardı. Kirliliğe karşı aydınlığın yüzünü temsil ediyorlardı benim için” şeklinde duygularını dile getiriyor.

‘Her şeye koşmam gerekiyordu’

Sotorra devamla şunları kaydediyor: ”Benim için her şey sevindirici ve bir o kadar da ilginçti. Her şey berrak ve güzeldi. Filmi çok büyük imkansızlıklar içerisinde çekmeye başladım. Bir kadın ve yalnız başıma her şeyin üstesinden gelmeliydim. Teknik imkanlar kısıtlıydı. Her şeye koşmam gerekiyordu. Diyebilirimki yalnız başıma çevirdiğim bir film oldu. Ama zorluklar asla benim gözümü korkutmadı. Beni hüzünlendiren tek şey ise filmi çekerken tanıdığım birçok insanın şimdi aramızda olmaması.”

Komutan Arian çok güçlü bir insandı

Belgeselini çektiği Komutan Arian ile çok derin ve güzel bir dostluğunun olduğunu belirten Alba Sotorra, gerek halk içerisinde gerekse Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) içerisinde çok sevilen ve sayılan bir komutan olduğunu vurguluyor. Sotorra, ”Komutan Arian DAİŞ saldırısında 5 kurşun ile ağır bir şekilde yaralanıncaya kadar Rojava Devrimi’nin her kademesinde yer aldı. Gerek yaralanmadan önce, gerekse yaralandıktan sonra kendisiyle çok özel bir ilişkimiz oldu. Belgeselin çekimi esnasında Komutan Arian kendisini bana, ben de kendimi ona teslim ettim adeta. Aramızda çok özel bir bağ oluştu.  Birbirimizi ikna ettik. Bu konuda çok güçlü bir insandı. Komutan Arian, uzun erimli bir tedaviden sonra şimdi yavaş yavaş sağlığına kavuşuyor.”

Komutan Arian dünyanın her yerinde

‘Comandate Arian’ belgesel filminin dünyanın birçok yerinde gösterildiğini söyleyen Katalan Yönetmen Alba Sotorra, belgeselin gösterildiği her yerde büyük bir ilgiye mazhar olduğunu belirtiyor: ”Kanada’nın Toronto kentinde yapılan büyük bir film festivalinde gösterildi. İngiltere, Almanya, Brezilya, İspanya başta olmak özere birçok yerde gösterildi. Ispanya’nın birçok kentinde gösterime girdi. Bir belgesel olmasına rağmen dört ay boyunca her gün gösterimde kalarak büyük bir başarıya imza attı. Birçok insan Rojava Devrimi’ni ve onun yaratıcısı olan kadınları merak ediyor ve bunun hakkında beni soru yağmuruna tutuyordu. Katalonya Akademisi tarafından düzenlenen prestijli bir film festivali vardı. Bu festivalde sadece dört film gösterilir. Bunlardan birisi yönetmenliğini yaptığım ‘Comandate Arian’ belgeseli oldu. Bu benim için onore edici bir şeydi. Belgesel ayrıca Avrupa Parlamentosu’nda gösterildi. Komutan Arian’ın orada olup o filmi izlemesini çok isterdim. Ama maalesef bu olmadı. ‘Comandate Arian’ daha sonra direnişin filizlenip boy verdiği Kobanê’de bir festivalde gerçek sahipleriyle buluştu. Orada olmayı çok isterdim. Ama başka bir projem vardı. Daha sonra Kobanê’ye gittiğimde insanların bana karşı duyduğu sevinci gözlerinden okuyabiliyordum. Bu belki de bana verilebilecek en güzel ödüldü.”