Kendi geleceğinize dair kararları, tüm dayatmaları aşarak ve birlikte geliştirilen irade ile almak son derece önemlidir. Bu sürecin planlı bir çalışmaya dönüştürülmesinin en bilinen araçlarından birisi konferanslardır.

Demokrasi ve Barış Konferansından sonra gerçekleştirilen Çözüm ve Birlik Konferansı bu açıdan önemli bir tarihi dönemece damgasını vuracaktır. Başarılı yönleri kadar eksikleri  de masaya yatırılmalı ve bu eksiklerin giderilmesi için çaba gösterilmelidir.
Her iki konferans, kimi çevrelerin temsilindeki eksikliklere rağmen yüksek bir katılımla gerçekleşmiştir. Bu durum konferans düzenleyicilerinin çaba ve kararlılığının da göstergesidir. Benim özeleştiri yapmaya ihtiyaç duyduğum nokta, toplantı yönetiminde hepimizden kaynaklanan alışkanlıklar ve zaaflardır. Şüphesiz yılların alışkanlıklarından kaynaklanan tutumlar, hem oturumları yönetenleri hem tartışmalara katılanları verimsiz kılabilmektedir.  Daha fazla görünür olma adına gerek kişisel kaygılar, gerekse dar grup refleksleri ile konferansları panel foruma çevirme alışkanlığımızı acilen ele almalıyız. Pratik süreç planlamasının hayata geçirilebilmesinin iki yolu vardır. Ya çok net bir hiyerarşik örgütlenme kurarsınız ya da gerçek bir ikna süreci ile buluşmayı hayata müdahil kılarsınız.
Her iki konferansın katılımcı çeşitliliği birinci ihtimale imkan vermediğine göre, geriye kalan tek yol, toplantıların tüm oturumlarında ortak bir irade inşa ederek ilerlemektir. Herkesin bildiği ya da inandığı doğruları sıralamasından, birbirine anlatmasından bu iradenin çıkarılamayacağını hepimiz biliyoruz.
Konferansların şekli olarak yapması kaçınılmaz olan işlerin içini boşalttığınızda ortaya güzel bir görüntü çıksa bile konferans sonrasını organize etmek zorlaşır. Konferanslarda alınan kararların hayata geçirilememesi, katılımcıların taahhüt ettikleri yükümlülükleri yerine getirememesi, hatta bazen sonuçların takibini yapacak bir iradenin sergilenememesi bununla ilgilidir.
Kürt siyasetinin ana özne olduğu konferansların ikisi tamamlandı ve geriye diğer ikisi kaldı.
Hükümetin çözüm iradesi sergileme konusunda gösterdiği isteksizliğe rağmen bir barış süreci inşa edilecekse bunun yolu  toplumsal kararlılığın güçlendirilmesinden geçer. Türkiye sokaklarında seyreden eylemliliğin, Ankara’nın yeni Anayasa konusundaki beceriksizlik hatta isteksizliğinin, Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmelerin toplamından çıkarılacak bir ders olmalıdır.Roboskî için verilen karar bu dersin ibret dolu vesikası niteliğindedir. Yaşananlar, krizin nasıl yönetileceğine dair somut sinyaller vermektedir. Geleceğimize dair kararları verirken daha ciddi olmak, çözüm konusunda karşımızdaki ciddiyetsizliği aşmanın da önemli bir adımı olacaktır.