
Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH), Amed'de 8. Olağan Konferansı'nı gerçekleştirdi. DÖKH, örgütlenme ve mücadele çizgisinde önemli değişikliklere gitmek amacıyla kongre çatısı altında örgütlenme kararı aldı. Hafta sonu Cegerxwîn Gençlik ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen konferansa, Türkiye ve Kürdistan kentlerinden gelen yüzlerce delege katıldı. "Sakine'nin mücadelesi; kadın özgürlük mücadelesidir" şiarıyla gerçekleştirilen konferans, Paris'te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ile Leyla Şaylemez'e adandı.
Konferansın ilk açılış konuşmasını, DÖKH aktivisti Ceylan Bağrıyanık yaptı. Paris'te katledilen üç devrimci kadını anarak ve DAİŞ'e karşı direnen YPG-YPJ güçlerini selamlayarak konuşmasına başlayan Bağrıyanık, kadınların öncülüğünde gerçekleşen Rojava Devrimi'ni sahiplendiklerini ifade etti. Uzun soluklu mücadele yolunda yaşanmadık acı kalmadığını da dile getiren Bağrıyanık, kadınlar olarak özgün ve özerk sistemi tüm alanlarda hayata geçirdiklerini kaydetti. Bağrıyanık, kadınların eşit temsiliyetinin sağlanması açısından mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.
Örgütlülüğü büyütme gerekliliği
Bağrıyanık, Ortadoğu ve dünyada bir kimlik olarak kabul gören DÖKH'ün, bu temelde birçok diplomatik çalışma yürüttüğünü de ifade etti. Yürüttükleri bu çalışmalarda, dünya kadınlarının kendilerinden beklentilerinin ne kadar büyük olduğunu gördüklerinin altını çizen Bağrıyanık, bu nedenle örgütlülüklerinin yeni bir yapılanma ile daha da büyütülmesinin gerekliliğini gördüklerini ifade etti. Bu ihtiyaçla toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde yeniden örgütleneceklerini belirten Bağrıyanık, mücadelelerini özgürleşerek, güzelleşerek büyütmenin gerekliliğine vurgu yaptı.
Bağrıyanık'ın ardından kürsüye çıkan HDK Eş Sözcüsü ve HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ise, 9 Ocak 2013 katliamında parmağı olanların açığa çıkartılması gerektiğini belirtti.
'İktidar hareketin önünde eğildi'
Tuncel, kadın hareketinin kadınları sokağa çıkarmayı, özgürleştirmeyi, direnmeyi istemesi nedeniyle iktidarın öfkesiyle karşılaştığını söyledi. Erkek egemen şiddetin kadın üzerinden kendisini nasıl sürdürdüğünü, Şengal, Maxmur ve Kobanê'de gördüklerini söyleyen Tuncel, bütün dünya kadınlarını kendileri ile mücadele etmeye çağırdı.
YPJ'nin direnişi ve duruşunun bütün dünyaya kadınsız yaşamın olmadığını gösterdiğini dile getiren Tuncel, kadınların kadın-erkek eşitliği temelinde yeni bir toplumu inşa etme mücadelesi verdiklerini dile getirdi. Rojava Devrimi'nin sistemin sınırlarını yıktığını da belirten Tuncel, Kobanê'nin düştüğünü söyleyenlerin bunu başaramaması sonucunda, Kürt Kadın Hareketi önünde eğildiğini söyledi.
'Sürecin aktif militanı olacağız'
Konuşmasının devamında Kürt kadın hareketinin ortaya çıkardığı ideolojinin, bütün dünya kadın hareketlerinin dikkatini çektiğini dile getiren Tuncel, yapamadıklarını da yaptıklarını da konferansta ifade ederek gelişimi yaratacaklarını vurguladı. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması konusunda kadınlara büyük görev düştüğünü kaydeden Tuncel, DÖKH olarak sadece sürecin izleyeni değil, aktif birer militanı, sahiplenicileri olacaklarını vurguladı.
Yapılan açılış konuşmaları sonrası konferans, siyasal gelişmeler ve yeniden yapılanma tartışmalarıyla basına kapalı olarak devam etti.
Kongre çatısı altında örgütlenilecek
2 gün süren tartışmalar ardından 8. Olağan Konferansı, DÖKH aktivisti Sara Aktaş'ın sonuç bildirgesini okumasıyla sona erdi. Konferansta, siyasal gelişmelerin değerlendirilerek, DÖKH'ün faaliyet raporu ve yeniden yapılanmanın tartışılıp değerlendirildiğini kaydeden Aktaş, siyasette egemenlik ilişkisi üreten erkek eksenli yaklaşım ile özgürlük perspektifli eşitlikçi çizginin çelişki ve çatışmasının Ortadoğu'da belirginleşerek Rojava'da zirveleştiğini, kadınların her iki çizginin de konusu olması itibarıyla siyasette merkezi bir rol üstlendiğini belirtti.
Aktaş, konferansta Kobanê'de YPG ve YPJ öncülüğünde gerçekleşen görkemli direnişin bütün uluslararası planları boşa çıkaran ve halkların kendi özgücüne dayanarak nasıl varlık gösterebileceğinin ve insanlığa umut olabileceğinin en çarpıcı ifadesi olarak açığa çıktığını aktardı.
Öcalan'ın özgürlüğü kilit önemde
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü talep etmek amacıyla başlatılan kampanya kapsamında geliştirilen baskılara dikkat çeken Aktaş, "Konferansımız Kürt sorununun çözümünde Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünün kilit önemde olduğunun altını bir kez daha çizerek, DÖKH olarak yürütülen imza kampanyasının öncülüğünü sürdürmenin kararlılığını ortaya koymuştur. Yine Kürt halkına ve gençlerine dönük en son Cizre'de geliştirilen komplo ve provokasyonları katledilen Ümit Kurt şahsında lanetleyen konferansımız, bu türden oyunların iyi okunması ve tutum alınması gerektiğini belirtmiştir" diye belirtti.
İmralı Heyeti'ne DÖKH'ten yana katılması planlanan bir kişinin henüz dahil edilmeyişini tartıştıklarını dile getiren Aktaş, İmralı'da yapılan görüşmede sekreteryada kadın temsiliyetinin önemli olduğunu ifade etti. Çözüm ve müzakereye ilişkin somut ve tüm Kürt bileşenlerinin kabul ettiği bir haritanın olduğu da ortaya konulduğunu dile getiren Aktaş, bu yol haritasının öncelikle kadınlar tarafından güçlü sahiplenilmesi gerektiğinin değerlendirildiğini söyledi.
Aktaş, şöyle devam etti: "AKP hükümetinin 12 yıllık iktidarının kadını eve kapatan, kadın emeği üzerindeki sömürüyü derinleştiren, anneliği bir kariyer olarak tanımlayan politikaları reddedilerek, bunun kadın cinayetlerini meşrulaştırdığı vurgulanmıştır. Cinsiyet eşitsizliğinde 142 ülke içinde 125. sırada yer alındığı belirtilerek, bu durumun AKP hükümetinin erkek egemen zihniyeti ve ideolojisinin niteliğinden kopuk olmadığı ortaya konulmuştur. 'Kadın özgürlüğü olmazsa barış da olmaz' tespitini yapan konferansımız kadın özgürlüğü sağlanmadan toplumsal barış ve uzlaşmanın sağlanamayacağını ifade ederek önümüzdeki süreçte barış mücadelesini yükseltmenin kararlılığını ortaya koymuştur. Seçimlerde ve siyasi temsiliyet mekanizmalarında kadın iradesini görmeyen egemen erkek anlayışına karşı güçlü bir kadın partisi olma iddiasındaki HDP ile seçimlere parti olarak girme kararını da değerlendiren konferansımız; gerçekleştirilen kadın devriminin gücü, iradesi ve enerjisiyle 2015 seçimlerinde kadınların tüm barajları aşarak siyasal mücadelesini en üst düzeye taşıyacağını ve bu sürece öncülük edeceğinin kararlılığını da ortaya koymuştur."
Aktaş, kapitalist modernite zihniyetinin toplumun en dinamik gücünü hedef haline getirdiğine dikkat çekerek, öz örgütlenme, öz düşünce ve öz eylem gücüyle alternatif yaşam alanları yaratmak ve daha güçlü kurumlaşmalara kavuşturmak için genç kadın örgütlülüğünü yükseltmeyi de temel bir görev olarak ele aldıklarını kaydetti.
Kongre örgütlenme modeli
Kadının örgütlü mücadelesinin öneminde dikkat çeken Aktaş, yeni örgütlenme kararı olan kongre modelini şu şekilde aktardı: "Konferansımız, Kürt kadın hareketinin gücünü; Kapitalist Modernite'ye ve erkek vahşetine karşı dünyanın dört bir yanında direnen kadınların mücadelesinden, Kadın Kurtuluş İdeolojisi'nden ve Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigması'ndan aldığını ortaya koyarak, DÖKH'ün ilk kuruluş ilanından bugüne, aynı ideolojik kaynak ve mirastan beslenerek kadını ezen, ırkçı, milliyetçi, militarist ideolojilerin ortadan kaldırılmasının kadının örgütlü mücadelesinden geçtiğinin bilinciyle hareket ettiğini ortaya koymuştur. Bu temelde sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel her alanda ciddi kazanımlar ve başarılara imza atan DÖKH, bunca birikime rağmen eril sistemin ideolojik ve fiziksel yönelimlerine karşı gerekli örgütlenme ve mücadele sürekliliğini yaratmada yeterli düzeye ulaşamamıştır. Konferansımız ortaya çıkan bu niceliksel birikim ve devasa değişime rağmen bunu niteliksel bir dönüşüme evirilememeyi dönemin temel sorunu olarak tespit etmiştir. Mevcut erkek egemen sistemin yönelimleri karşısında kendi içine çekilen, darlaşan ve gerekli atılımı sağlayamayan hareketimizin toplumsallaşma perspektifi yeterince hayata geçirilememiş, bunun nedenleri konferansımız tarafından özeleştiriye tabi tutulmuştur. Geleneksel, dar, dogmatik ve tutucu yanlarımız ciddi bir eleştiriye tabi tutularak, toplumun bütün kesimlerinden kadınlarla buluşarak örgütlenmenin kaçınılmaz olduğu sonucuna ulaşmıştır. Diğer taraftan özgürlük iddiasındaki zayıflamanın mücadele gücünden düşmeye neden olduğunu, bununda her seferinde yeni dengeler üreten erkek zihniyetiyle kavgayı gerileterek uzlaşmayı açığa çıkardığı tespitlerine gidilmiştir. Bu temel perspektiften hareketle konferansımız; varlığı inkar edilen, ayrımcılığa uğrayan, ötekileştirilen tüm kimliksel, kültürel ve dinsel farklılıklardan kadınlarla ortak mücadele ve dayanışmanın gerekliliğine inanmış, bunların demokratik alanlarını yaratmak için kendini daha üst düzeyde bir örgütlülüğe ulaştırmayı hedefleyerek, kongreleşmeyi öngörmüştür."
DİHA/AMED