Kürt kamuoyunun sonucunu büyük bir merakla beklediği dava için Roj TV yetkilileri, sonucun aynı zamanda Danimarka’nın basın ve ifade özgürlüğüne verdiği önem konusunda bir sınav niteliği taşıdığını dile getiriyor. Mezopotamya Broadcast ve Roj TV AS Şirketleri Genel Müdürü İmdat Yılmaz, „Danimarka basın ve ifade özgürlüğüne önem veren ve bu özgürlükleri koruyan bir ülke. Bu dava, ceza yasasına göre açılıyor. Roj TV, terör propagandası yapmakla suçlanıyor. Savcı davayı çok farklı bir noktaya götürüyor. Davanın arkasında Türkiye’nin 2005’ten bu yana devam eden girişimleri var. Dava Türkiye’nin talepleri doğrultusunda, yine başta ABD, NATO olmak üzere uluslararası güçlerin telkinleri ile yürütülüyor. Bu yönlü çıkar ilişkileri ve diplomatik temaslar Wikileaks belgelerine de yansımıştı“ dedi. Dava duruşmalarının başladığı 15 Ağustos’ta Roj TV avukatının bütün bu pazarlıkları dile getirdiğini, savcıların Türkiye ile ilişkilerinden dolayı davadan çekilmesi için talepte bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, „Ancak mahkemenin bu yönlü talebi kabul etmemesi bizde bir hayal kırıklığı yaratmıştı“ diye konuştu.


Kürtler için yok
İmdat Yılmaz, şunları söyledi: „Basın ve ifade özgürlüğü herkes için var. Ancak Kürtlere geldi mi bu özgürlükler kabul edilmiyor. Bu dava Danimarka açısından da bir deneyim olacak. Basın ve ifade özgürlüğü açısından bu dava bir sınav niteliği taşıyacak. Savcı, lisansın iptal edilmesi, her iki şirket için toplam 20 milyon Kronluk bir ceza istiyor. Cezalar çok yüksek ve adil değil. Avukat, ceza verilecekse de bunun sınırının 500 bin Kron olmasını, televizyon yayınlarında bir olumsuzluk varsa bile şirketin uyarılması noktasında karar verilmesini istiyor. Ayrıca, bundan önce Danimarka Medya Sekreterliği, yayınlarımızı izlemiş, yayınlarda bir suç unsuru bulamadığını belirtmişti. Şimdi hiçbir uyarı almadan televizyonun kapatılması, lisansının iptal edilmesi doğru olamaz. Direk kapatma cezası vermek abestir.“ 
Roj TV’nin kapatılması yönündeki haberlere Danimarka medyasının

yer verdiğini kaydeden Yılmaz, „Konu medyada işleniyor. Kürt sorunu hakkında bilgi sahibi olanlar, bizi destekliyor ve bizi desteklediklerini söylüyorlar. Mayıs ayında da Roj TV, bilindiği gibi İfade Özgürlüğü Ödülü’ne layık görülmüştü. Değişik sivil toplum örgütü ve kuruluşların da desteği var. Ancak siyaset çevresine gelince onlar biraz tedirgin. Çünkü, Savcı davayı kamuoyuna çok farklı biçimde yansıttı. Tabii ‘terör’ suçlaması bunların tedirgin ve tereddütlü yaklaşımlarında önemli rol oynadı“ dedi.

HABER MERKEZİ




Roj TV davasında 4 ay


Roj TV hakkında Kopenhag Şehir Mahkemesi’nde 15 Ağustos’tan itibaren devam eden „kapatma ve kamulaştırma“ davasında görülen 29 duruşma boyunca asılsız iddia ve suçlamalar gündeme geldi. Bugünkü son duruşmada savunma avukatları savcılık iddialarına yanıt verecek.
Roj TV hakkında 4 aydır devam eden davanın bugün son duruşması görülecek. Avrupa’nın demokrasi sınavı verdiği Roj TV davasında birçok hukuksuzluğa imza atıldı. Savcının cımbızladığı görüntüler ve istihbarat elemanlarının bireysel görüşlerine dayanarak hazırlanan delillerle ilgili avukatların yaptığı itirazlar reddedildi. Türk devlet yetkililerinin davanın gidişatını etkileme çabasının yanısıra ilk duruşmayı MİT elemanları ile Türkiye Kopehnag Elçiliği yetkilileri dahi izledi.

Kirli ittifak

Roj TV davasının kirli pazarlığının bir sonucu olduğuna dikkat çekilen „Türkiye’nin Rasmussen’in Nato Genel Sekreterliğine Roj TV’nin kapatılması karşılığında onay verdiği“ bilgisinin yer aldığı Wikileaks belgeleri ile Danimarkarka savcılarının Türkiye’ye illettikleri teşekkür mektubu mahkemeye delil olarak sunuldu. Türkiye’nin Danimarka üzerindeki baskısı 4. duruşma öncesinde AB Bakanı Egemen Bağış’ın Danimarka büyükelçisiyle görüşmesine de yansıdı. Bağış „İki ülke ilişkileri üzerinde Roj TV gölgesi var“ diyerek beklentilerini açıkladı.

Aleyhte ifade baskısı
Roj TV aleyhine ifade vermeleri için Erzurum, Bitlis ve Bayburt  cezaevinde kalan siyasi tusaklara baskı yapıldığı, Danimarka’da eski bir PKK’linin ölümle tehdit edildiği ortaya çıktı.

Savunma tanıklarına ambargo
Savunma avukatlarının taleplerine çifte standartla yaklaşan mahkeme heyeti iddia makamının skandal düzeyindeki taleplerini ise kabul etti. Roj TV avukatlarının BDP milletvekili Leyla Zana, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile avukat Kerim Yıldız’ın aralarında bulunduğu 5 ismin tanık olarak dinlenmesi talebini red etti.

Korucular tanık

Buna karşılık savcının tanık listesini kabul etti . Listede adı faili meçhul cinayetlerle anılan korucubaşı Hazım Babat ile kirli savaşın baş aktörlerinden Yasin Benek’in içinde bulunduğu 7 isim bulunuyordu.

Cımbızlanmış görüntüler delil

Savcı Roj TV yayınlarından cımbızlayarak derlediği 15 saatlik görüntüyü de mahkemede delil olarak sundu. Yayın saatinin binde 3 gibi bir orana tekabül eden bu görüntülerde televizyon aleyhine delil olarak gösterilenler ise trajikomik.
- Öcalan, Qazi Muhammed ve Kürt şair Osman Sabri’nin resimleri,
- Spikerlerin giydiği ulusal kıyafetler,
- HPG ve KCK yöneticileriyle yapılan röportajlar,
- Koma Awaze Çiya’nın klipleri,
- Haber bültenleri ve kadın programları.

Asılsız suçlamalar
7 Aralık’ta görülen davanın 29. duruşmasında da asılsız iddialar gündemdeydi. Savcı Jakob Buch Jepsen dava ile ilgili mütaalasını; „PKK’nin bir terör örgütü olup olmadığı, 2006-2010 yılları arasında gerçekleşen programlarda örgüt propagandası yapıp yapılmadığı, Roj TV’nin Med TV ve Medya TV’nin devamı olup olmadığı, Roj TV ve Roj NV çalışanlarının PKK ile ilişkilerinin olup olmadığı ve Roj TV’yi kimin finanse ettiği“ iddialarına dayandırdı.

Sıra savunmada

Savcı, Roj TV’nin ekonomik ve idari olarak PKK tarafından kontrol edildiğini ileri sürdü. Amaçlarının Türkiyeyi savunmak olmadığını belirtmesine karşın, Türkiye’deki Kürtlerin durumunda iyileşme bulunduğunu da iddia etti. Bugün yapılacak olan son duruşmada Roj TV’nin avukatları savcılığın iddialarına yanıt verecek.