Coğrafyamızda hakikat uğruna yaşam ve ölüm önemli kavramlardır. İnsanın kendine ve özgürlüğe yabancılaşması bir ölüm korkusudur. Ortadoğu’da yaşamak ve Kürt olarak dünyaya gelmek, bizleri korkutmak için yeterli bir nedendir. Oysa bilmiyorlar ki, ne yaparlarsa yapsınlar, bizim korkumuz yok. Bizi korkutmak isteyenler aslında korkanlardır. Korkanlar ve korkaklar ne yaptığını bilmez halde üzerimize saldırıyorlar. Tüm ezilen halklara karşı işledikleri suçları ve bunun böyle gitmeyeceğini, en iyi saldırıp korkutmak isteyenler biliyor. Zorbalığı, barbarlığı, karanlığı-yıkımı her ne kadar egemen faşist zihniyetler sürdürmekte ise, bunu durduracak olan da bizleriz.
Zorba ve dikta rejimlerini ancak direnenler doğru yola getirebilirler. Aksi takdirde zalim iktidarların insafa geleceği yok. İktidar tacını takanların insafa gelmesi doğalarını aykırı iken, insanın da zorba diktatörlere boyun eğmesi, insanlığın doğasına aykırıdır. Unutmamak gereker ki, “iktidarın olduğu yerde direniş vardır.” Zulme karşı isyan ve direniş her zaman haklı ve meşrudur. Tüm ezilen halkların tarihi, zaten başlı başına isyanlar tarihidir.
Bugün toplumda yaşananlar ve topluma yaşatılanların hepsi göz önünde olduğu için AKP iktidarı çok korkuyor. Korkusu arttıkça da, gözü dönmüşçesine topluma ve toplumun iradesi olan seçilmişlere saldırıyor. Protestodan, pankarttan, puşiden, yöresel kıyafetlerden ve demokratik tüm eylemlerden ödleri kopuyor, uykuları kaçıyor. Bundan dolayıdır ki ‘güvenlik’ paketlerinin arkasına saklanıyorlar. Ancak dikta rejimleri, korku imparatorlukları karşı başkaldırı ve direniş, insanın doğuştan gelen en temel hakkıdır.
AKP iktidarı artık tüm ezilen halklara ders vermeyi bırakmalıdır. Kürtlerin ve ezilen tüm halkların başka kapıya bakmasına, başkasından ders almaya artık ihtiyacı yoktur. AKP diktatörlüğü inkarcılığını ve zorbalığını durduracak tek güç HDP’dir. Kürt halkının ve ezilen tüm halkların daha fazla birlik ve daha örgütlü olması ve direnişlerini hayatın her alanına yaymaları gerekir. Kürtler ve ezilen, kendini dışlanmış hissedenler, ne kadar örgütlenir ve HDP’ye sahip çıkarsa, AKP’nin milliyetçi, cinsiyetçi ve mezhepçi zihniyeti ve diktatörlüğü o kadar durdurulabilirler.
Toplumdaki farklılıkları yok etmek, aslında toplumu öldürmektir. Coğrafyası talan edilmiş, kimliği, dili yasak, kültürü talan edilmiş, başka bir dilde ve kültürde yaşamaya zorlanmış, aşağılanmış, dışlanmış, baskılanmış bir halkın kendi coğrafyasında söz ve karar sahibi olması, aynı toprağı paylaştığını insanlarla karşı kardeşlik, özgürlük temelinde yaşama savaşımı vermesi tüm insanlık için önemli bir kazanımdır. Anlamlı bir yaşamı yaratmak için farklılıkları yaşatmak gerekir. Herkesin birbirine benzetilmeye çalışıldığı, farklı dil, kültür, din, mezhep, etnik köken ve düşünce farklılığı gibi tüm renklerin silindiği bir süreç, yaşam değil ölümdür. Farklılıklar yaşamın, doğanın, insanlık tarihinin en güzel özelliğidir.
HDP, tüm bu farklılıkları bir zenginlik olarak görüyor ve yaşatmaya çalışıyor. Hilelerini diktatörlüklerini korku, şiddet, silah ve güvenlik paketleriyle koruyup, dikte etmek isteyenlere korku imparatorlukları deniliyorsa, onlara karşı inanç, inat ve yüreğini özgürlükle nakşeden direnişçi halkların yaşamları ve mücadeleleri olacaktır.
Özgürlük mücadelesi verenleri korkutmak isteyenler, aslında korkanlardır. Cellatlar, diktatörler tarih kitaplarında hep korkak kişiler olarak yer alırlar. Toplumu korkutarak kendini güçlendiren iktidara, itaat etmeyerek, direnerek cevap vermeliyiz. HDP ile özgürlüğe, demokrasiye, barışa, güzel yarınlara bir adım atalım. Tüm ezilen halklar, HDP etrafında özgürlüğü ve kendi geleceğini kazanabilirler.