Türk hükümeti bileşenleri, Kürtlere kaybettirme stratejisi üstüne kendilerini var etmeye çalışıyorlar. Bu, onlar açısından olağan. Yalnız Kürtler hergün bir adım daha ilerliyorlar her alanda. Bu defa Kürtlerin kazançlı çıktıkları anlarda TC bileşenleri bu kazanca gölge düşürme adına ortaya çıkıp Kürtlerin sevincini yarım bırakmaya yeminli gangster moduna girdiler. Eskiden her kaybedişten sonra bir halkın acısını daha derinleştirme işinde pek mahirdiler. Şimdi kazanma dönemlerinde hükümetin sıradan çakalları Kürt sokağını güncel kötülüklerle moralsizleştirme derdinde. Maalesef bazı anlarda başarılı oluyorlar da… 

 Seçim öncesi Diyarbakır mitingiyle aylarca süren bir çalışmayı zaferle taçlandırma amacıyla gövde gösterisi yapılacaktı. Yüz binlerce kişinin olduğu sokaklara bombalar yerleştirdiler. Dünyada benzerine az rastlanan bir katliam planlanmıştı ve buradaki hükümet bileşeni ISIS-MİT ortak yapımı bir çeteydi. Hükümet ısrarla olayı perdeleme amacında. Diyarbakır emniyeti yakaladığı bir teröristin ifadesini adeta bağlantıları gizlemek maksadıyla özenle hazırlamış ve basına servis etmiştir. 

 Seçimlerde Kürdistan’da sadece TOMA’ların, panzerlerin, tankların, askeri personelin, MİT araçlarının şoförlerinin ve kısmen Arap ve Türk oyu alarak sıradan bir sömürgeci parti konumuna düşen hükümetin ana omurgası AKP ve onun paramiliter gücü hizbi yaratıklar ise ertesi gün seçim zaferine gölge düşürdü. Maksat Kürtler kazanırken sevinmesin… Unuttukları şey ise Kobanê‘nin en karanlık günlerinde bile halaya durmuş kızların erkeklerin ulus gerçeği… Kafa tutmayı öğrendiler, örgütlenmeyi basardılar, onca saldırıya rağmen Zap’ta “kaybetmemeyi” gösterdiler düşmana. Kazanmaya başladılar, yeni dönem ise kazandıklarını koruma aşaması… 

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Newroz gösterilerinde Hesekê‘yi kana bulayanlardan tutalım YPG’nin Til Temir hamlesinin büyük galibiyetine karşılık Qamişlo’yu bombalamaya kadar… 

   Cephelerde devam eden savaşın psikolojik yönü de mecliste, belediye binalarında, sokakta, kahvede orada burada sürüyor. Daha bir sene önce liberal demokrat, muhafazakar demokrat etiketlerle Kürtlerle “kabul edilebilir” ilişkiler geliştirmek isteyen basın yayın camiasının kimi elemanları da artık Hizbi yaratıkların, ISIS’in, Türk İslamcı çetenin Kürtleri satırlarla, toplu katliamlarla tehdit eden şeytanlara dönüştüler. Unuttukları birkaç nokta var:

* PKK, 1990’ların PKK’si değil, daha organize, daha güçlü, daha meşru bir siyasi harekete evirildi. 

* Kürtler eskisi gibi yığın değil, her sokağı her mahalleyi siyasi sosyal idare edebilecek bir örgütlülüğe ulaştılar.  

* Dünya da medyası, yayını, devleti, hükümeti ve aktivistiyle eski dünya değil. Halepçe katliamını pas geçen bir dünya yok artık. Bir kasabada katliam tehdidi ortaya çıktığı an anlık askeri müdahale edebilecek bir yeteneğe ve bunu harekete geçirebilecek aktivizme sahip… 

* Kürtler arası siyasi birlik henüz bir siyasal platformla sağlanmamasına rağmen duyguda birlik üst düzeyde.  Kobanê‘ye geçiş yolunda Pêşmerge’ye gösterilen muazzam ilgi ile Maxmûr ve Kerkük’te gerillaya duyulan saygı bunun en bariz örnekleri… Seçim meydanlarında Ala Rengin ile TEV-DEM ve KCK bayraklarıyla eşlik edenler de hoş görüntüler verdiler. Kürtler üzerine ölümcül hesaplar yapanlar bir parça özgür siyaset için bile Kürtlerdeki duygudaş birlikteliği iyi okumalıdır. Bu, fırtına öncesi son barışçıl çırpınış… 

Özellikle seçim sonuçlarından sonra Türk medyasında, sosyal ağlarda Kürtleri “eskiye dönüşle” tehdit eden AK cenah,  sanırım bilmesi gerekeni bilmiyor, hesaplaması gerekeni hesaplayamıyor.  Düşünülmesi gerekeni 3. sınıf selefi cihatçılara havale etmiş durumda. Sadece yalan üretebiliyorlar, bunlar da ikinci gün ellerinde patlıyor.  PKK’nin şakası yok… Yeni eşitlik paradigmasında taktik de yapmıyor takkiye de… Gerçekten eşit koşullar oluşturulduğunda Türkiye ve Kürdistani halklarla siyaset yapmak arzusunda…