İngiltere Gündemi

Britanya’nın en büyük medya kuruluşlarından BBC'nin Dünya Servisi geçtiğimiz günlerde Türkiye Kürdistan’ında "Korkusuz Kadınlar" başlıklı bir program yayınladı. Kürt hareketi ve Türk devleti arasında 30 yıldır devam eden savaşın yanı sıra Suriye’de ve Irak’ta yükselişe geçen İslamcı politikalara karşı Kürt kadınlarının cesaretli duruşlarına ilişkin göndermeler yapan bir programdı.
IŞİD’in Kürdistan ve Kürtler üzerindeki yıkıcı tehdidinin altı yeterince çizilmese de, programda Birinci Dünya Savaşı esnasında parçalara bölünen Kürdistan’ın İŞID’in korkunç politikalarıyla tekrar bölünmekle yüz yüze kalmasına ve Türk devletinin sınırlarındaki kalekol inşaatlarına yüzeysel de olsa değinildi. Kürtlere gözlerini tamamen kapayan Batı basınının arada yaptığı haberlere çok hasretiz, bunu anladık bu programla birlikte.
BBC’deki program daha çok belediye başkanlığı koltuğuna oturan başarılı aktif siyaset yapan Kürt kadınlarını konu alması bakımından kanımca eksik bir bakış sunuyor. Özellikle çocuk yaşta gelin olup kocasından sürekli şiddete maruz kalan Diyarbakır’ın Kocaköy İlçesi Belediye Eşbaşkanı Berivan Elif Kılıç’ın programa yansıtılan şeklini biraz orientalist ve bireyci olduğunu söylemek gerekiyor. Daha önce de ‘Türk basınında 14’ünde evlendi, 14 yıl işkence gördü 2014’te başkan oluyor’ başlıklı haberlerle Berivan’ın hikayesi sunulmuştu okurlara. Yancı basın diline rağmen, Berivan’ın başkanlık başarısının bireysel bir başarı olmadığının altını çizmekle beraber devlet kaynaklı şiddetin koca şiddetinden farklı olmadığını ifade ederek tuzağa düşmüyor. Türk basını kadar taraflı olmayan BBC, Berivan’ın devleti eleştiren sözlerini dinleyenlere aktarıyor. Çünkü bilinmelidir ki Kürt kadınları sadece eril topluma karşı değil; şovenist devlete karşı da mücadele eden kadınlardır.
Özellikle 1980 darbesiyle hapis yatıp işkence gören Gültan Kışanak’ın 32 senenin ardından Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının bireysel bir başarı olarak görülmesinin yanlış olacağını programdaki röportajında açıklaması kanımca Kürt hareketine ve kadın mücadelesine hakkını veren bir tutumdu.  Kadının özgürleşmesi temel hedefleri arasında olan Kürt hareketi, siyasette ve toplumda cesur ve korkusuz kadınların da var olabileceğini yıllardır anlatmaya ve göstermeye çalışıyor. Bu minvalde Kürt kadınları anayasada yer alan siyasal hakların yanı sıra sosyal haklarını da kullanmak için büyük bir mücadele veriyorlar.
Bir de Kürtlerin şu sınırlardan ne kadar çok çektiğini gördük bu programda. Kürdistan’ı parçalara bölen sınırlar, Kürtlerin hayatlarında dikenli teller gibidir. Kürtler bu dikenleri canları yanması pahasına aşmaya çalışıyorlar. Özdemir Asaf’ın bir şiirinde söylediği gibi: "Sınırlarda her şey, her zaman, bir ihtimale, karşı’dırlar.” Şimdi sınırlarda Kürt kadınları, sınırların varlığına karşı durup, direnme ve savunma güçlerini kullanıyorlar. Hiç de vazgeçmeye, yılmaya niyetleri yok. Kürt kadınları, yeni bir toplum yaratmanın izindeler. Ulus devlet anlayışının Ortadoğu gibi çok dinli, çok milletli ve çok dilli bölgeler için bir intihar olduğunun farkındalar.
Cumhuriyetin başındaki iktidarın kadına verdiği özgürlük istediği kadar açık giyinmesine; mevcut iktidarın kadınlara sunduğu özgürlük ise kahkaha atıp atmamasına bağlıdır. Temeli yanlış atılmış özgürlük anlayışlarıdır bunlar. Kadının özgürlüğünü elinden alıp, sistematik olarak kadını siyasetten ve hayattan uzaklaitıran ve ötekileştiren sakat bir zihniyetin birer ürünüdür kadını pasifleştiren ve susturan iktidar politikaları. Kürt Siyasi Hareketi Nazım Hikmet’in tüm Anadolulu kadınların için söylediği "kadınlarımız....öküzümüzden sonra gelen” düşüncesini baltalayan bir anlayışla kadını hayatın merkezine oturtmak için büyük bir çaba sarf ediyor ve bu da Kürt hareketinin ve HDP’nin geniş siyaset içerisinde en önde olan siyasi hareket olmasının nedenlerinden yalnızca biri.