Tayfunun vurduğu Filipinler’de 11 milyon insan acil yardım bekliyor. Yardımlara erişemeyen insanlar, açlıktan ölmemek için çare olarak yağmalamaya sarıldı.

Filipinler’de Haiyan tayfununda can verenlerin sayısı 2 bin 344 olarak açıklandı. 3 bin 804 kişinin de yaralandığı ve en az 79 kişinin kayıp olduğu bildirildi. Ancak dün açıklanan bu rakamlar kesin sonuçlar değil. Zira afet bölgesinde çalışmalarını sürdüren yardım örgütleri, tayfunda hayatını kaybedenlerin sayısının 10 bini bulabileceği söylüyor. Ancak Filipinler Devlet Başkanı Benigno Aquino, açıklanan tahmini rakamların “çok fazla” olduğunu belirterek can kaybının 2 bin ila 2 bin 500 civarında olabileceğini söyledi. Tayfun dolayısıyla yaklaşık 700 bin kişinin evlerinden olduğu, bunların yarısının tahliye merkezlerinde tutulduğu, diğerlerinin ise komşularında ya da geçici barınaklarda yaşamaya çalıştığı açıklandı.


Cesetler hala sokaklarda
Tayfunun yerle bir ettiği Tacloban’da büyük bir insani trajedi yaşanıyor. 220 bin nüfuslu Tacloban şu anda hayalet kent halini almış durumda. Bölgedeki gazetecilerin bildirdiğine göre; felakette hayatını kaybeden Filipinlilerin cesetleri yollara saçılmış halde. Kimi yerlerde cesetler, ceset torbalarına yerleştirilmiş olarak sokaklarda bekletiliyor. Sıcak havanın da etkisiyle günlerdir kaldırılmayan cesetler nedeniyle yerleşim bölgelerinde ağır bir koku hakim. Kamyonlara yüklenen cesetler toplu mezarlara gömülüyor.

8 kişi can verdi

İnsani yardım çalışmaları da yeterli değil. Su, gıda ve tıbbı malzemenin kıtlığı, yağmalama olaylarına neden oluyor. Çaresiz kalan insanlar, yiyecek bulmak için evlere, depolara ve alışveriş merkezlerine izinsiz giriyor. Tayfun en ağır vurduğu yerlerden Leyte adasındaki Alangang bölgesinde bir pirinç deposuna giren 8 kişi duvarın altında kalarak feci şekilde can verdi.

Öncelik güvenlik!

Polis ve askerlerin depodan 100 bin torba pirinç alan yağmacıları durduramadıklarını belirtildi. Filipinler İçişleri Bakanı Mar Roxas ise önceliklerini şöyle sıraladı: “Başlıca önceliğimiz kanun ve nizamı tekrar sağlamak, ikinci önceliğimiz halka gıda ve su ulaştırmak, üçüncüsü ise ceset torbaları dağıtmak.”

Koordinasyonsuzluk hakim

Çok sayıda yardım kuruluşu bölgeye akın ediyor ancak ulaşım hatlarının olumsuz etkilenmesi ve kötü hava şartları yardımların dağıtımını zorlaştırıyor. Yerel yetkililerden Martin Romualdez, durumu şöyle özetledi: “Daha iyi bir koordinasyon gerekiyor. Çünkü yardım için gönderilen gıdalar, tıbbi malzemeler ve eşyalar tayfundan etkilenenlere ulaştırılamıyor. Bu da kurtulup evlerini, bölgelerini ve mahallelerini terk edenler arasında ümitsizlik ve çaresizliğe neden oluyor.”

Nükleer bomba düşmüş gibi

Romualdez, “Tacloban’da yıkım olağanüstü boyutlarda ve geniş bir alanda. Herşeyi baştan inşa etmek zorundayız. Bölgemizi bir sıfır noktası gibi görüyoruz, tam üzerimize bir nükleer bomba düşmüş gibi hissediyoruz” diyor.

Milyonlar acil yardım bekliyor

BM, Salı günü 301 milyon Dolar’lık yardım çağrısında bulunup acil ihtiyaçlar için 25 milyon Dolar fonu kullanıma açtı. BM İnsani Yardım ve Koordinasyonu da 11 milyon 300 bin kişinin acil olarak, su, gıda ve hayati hizmetlere ihtiyaç duyduklarını açıkladı.

TACLOBAN




Afetler 530 bin can aldı

Alman Kalkınma ve Çevre Örgütü Germanwatch tarafından açıklanan iklim risk endeksine göre son 20 yılda meydana gelen doğal afetlerde 530 bin kişi hayatını kaybetti. Germanwatch hazırladığı iklim risk endeksini Varşova’da düzenlenen BM İklim Konferansı’nda kamuoyuna açıkladı. Araştırmaya göre; son 20 yılda meydana gelen 15 bin doğal afette binlerce insan canından oldu, maddi kayıplarsa 2 trilyon 500 milyar doları buluyor. 2012 yılında en çok zarara uğrayan ülkelerin başında Haiti, Filipinler ve Pakistan geliyor. Filipinler’deki son tayfunun bilançosunun tespit edilemediği için raporda yer almadığı ifade edildi. Avrupa ülkeleri de iklim risk endeksinde yer aldı. Balkanlar’da meydana gelen sıcak hava dalgası nedeniyle Sırbistan altıncı ve Bosna Hersek sekizinci sırayı aldı. Raporda 2003 yılında Avrupa’da 70 bin insanın haftalar süren sıcak hava dalgasında hatını kaybetmesi de iklim değişikliklerinin bir sonucu olarak kaydedildi.

Kasırgalar daha şiddetli olacak

Öte yandan gelecekte kasırgaların daha şiddetli olacağına dikkat çekiliyor. Zira bazı bilim insanları sıcak deniz suyunun kasırgaları daha da ateşlediği görüşünde. Birçok uzman, yakın gelecekte daha ağır tahribatların yaşanmasından endişe ediyor. Alman meteorolog Sven Plöger, bunu şöyle açıklıyor: “Deniz suyu ne kadar sıcak olursa, atmosfere o kadar daha fazla nem yükseliyor. İşte bu da kasırganın ihtiyacını duyduğu enerjiyi buradan alması anlamına geliyor.”

Alarm zilleri çalıyor

Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda uzman olan meteorolog Mojib Latif de Haiyan’ın şiddetini “alarm zillerinin çalması” olarak algıladığını söylüyor. Latif, iklim koruma mücadelesi verenlerin, Haiyan tarzındaki tayfunların yıkıcı etkilerinin önüne geçebilmek için karbon salınımlarının artık sınırlandırılmasını talep ettiklerini vurguluyor.

Erken uyarı sistemi kurtarıcı
Uzmanlar kısa vadede önlem olarak erken uyarı sistemleri oluşturulmasının önemine dikkat çekiyor. Zira meteorologlar kötü hava şartlarının ortaya çıkmasından 4 gün öncesine kadar öngörüde bulunabiliyorlar. Ancak yoğun nüfusun yaşadığı bölgelerde insanların kısa sürede başka yerlere tahliyesinin neredeyse mümkün olmadığına işaret ediliyor. Bu nedenle de uzmanlar gelecekte insanların büyük tehlike altında olan bölgelere yerleşmemesi seçeneği üzerinde kafa yorulması gerektiğini vurguluyor. Ancak yüzde yüz güvenliğin hiçbir zaman olmayacağının, Haiyan gibi büyük tayfunların insan yaşamı için her zaman bir risk oluşturmaya devam edeceğinin de altı çiziliyor.