Yeni koronavirüs genelde damlacık ile bulaşmaktadır. Yani öksürürken, hapşırırken veya konuşurken etrafa saçılan damlacıklarla... Ellerle virüsün olduğu yüzeylere (kapı kolları, cep telefonları, masa, anahtarlık vb) temas edip sonrasında ağıza, buruna, gözlere dokunma da hastalığın bulaşmasına sebep olabilir. Virüs, dışkı ile de bulaşabilir.

Dersim DAĞDEVİREN

Korona, birden fazla hastalığa neden olan büyük bir virüs ailesidir. Bu virüs ailesi ilk olarak 1960’larda saptanmıştır. Yeni koronavirüsün adı SARS-CoV-2’dir. Bu virüsün sebep olduğu hastalığa ise Covid-19 deniliyor.

SARS-CoV-2’den kaynaklı ilk vakalar Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde görüldü. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Ocak 2020’de SARS-CoV-2’nin dağılmasından dolayı uluslararası acil durum ilan etmişti. 11 Mart’ta ise virüs salgınını pandemi olarak tanımladı. Pandemi bir kıtayı aşan hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel addır.

Sırf geçen yüzyılda üç büyük pandemi dalgası yaşanmıştır: 1918’de İspanyol Gribi, tahminen 30-40 milyon insanın ölmesine sebep olmuştur. 1957 yılında yaşanan Asya Gribi ve 1968 Hong Kong Gribi pandemilerinde yaklaşık bir milyon insan yaşamını yitirmiştir.

SARS-CoV-2’ten önce de koronavirüsü ailesinden virüsler pandemiye yol açmıştı. 2002/2003 yılında yaşanan SARS isimli pandemi, 6 kıtadaki 30 değişik ülkede 8 bin insana bulaşmış, 744 kişi ölmüştü. En çok etkilenen ülkeler Çin, Hong Kong, Tayvan, Singapur, Vietnam ve Kanada idi. Virüs özellikle ağır solunum yolları enfeksiyonlarına neden olmuştu. 2004’ten bu yana hastalığın saptanmamasından dolayı virüsün yok edildiği varsayılmaktadır.

MERS salgınına yol açan koronavirüsü ise ilk defa 2012 yılında tespit edildi. Suudi Arabistan merkezli pandemiye yol açan virüs, şimdiye dek 2519 kişide tespit edilmiş, bunlardan 866’sı yaşamını yitirmiştir. Bu virüs ağır solunum yolları enfeksiyonu dışında böbrek yetmezliğine de yol açmaktadır. Ne SARS ne de MERS’e yol açan koronavirüsüne karşı aşı bulunamamıştır. Virüsü yok eden bir ilaç da yoktur.         

Bu bağlamda İnfluenza isimli virüsün yol açtığı gripten de sıkça bahsedilmektedir. 2009 yılında Kuş Gribi adı altında ilk defa pandemi biçiminde yayılan virüs, ilk bir yıl içerisinde 300–400 bin kişinin ölümüne sebep olmuştur. İnfluenza virüsüne karşı aşı bulunmaktadır. Bu aşı her yıl Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyesi ile geliştirilen ve seneden seneye değişen virüs yapısına göre üretilen bir aşıdır. Aşı olması önerilen insanlar: 60 yaş ve üstündekiler, kronik hastalıkları olanlar (kronik kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, şeker ve benzeri hastalığı olanlar), bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar (kanser hastaları, organ ve ilik nakli yapılan kişiler), hamile kadınlar, sağlık personeli, kreş ve huzurevleri çalışanları, yoğun kitle trafiğinin yaşandığı yerlerde çalışanlar.   

Şu an dünyanın 172 ülkesinde SARS-CoV-2’nin neden olduğu Covid-19 hastalığı saptanmıştır. ABD merkezli Johns Hopkins Üniversitesi başta Dünya Sağlık Örgütü verileri olmak üzere bir çok kaynağı birleştirerek SARS-CoV-2’un gerçek zamanlı dağılım haritasını yayınlamaktadır. Buna göre 27 Mart itibarıyla 537 bin 17 insana virüs bulaşmıştır, 24 bin 117 kişi ise SARS-CoV-2’den dolayı yaşamını yitirmiştir. İtalya (8 bin 215 ölü),  İspanya (4 bin 365 ölü), Çin (3 bin 292 ölü ve İran (2 bin 234 ölü) bu ülkelerin başını çekmektedir. Bu tablonun yazının yayınlandığı dönemde değişmiş olma ihtimali yüksektir. Bunun nedenleri çok yönlüdür. Ölümlerin artmasının yanı sıra bazı devletler, örneğin Türkiye, uzun zaman ülkelerinde SARS-CoV-2 virüsü enfeksiyonlarının olduğunu reddetmişti. ABD’nin Trump öncülüğündeki yönetimi de enfeksiyonu hafife aldı, hala da hafife almaktadır.

Enfeksiyonda farklı belirtiler

Yeni koronavirüs genelde damlacık ile bulaşmaktadır. Yani öksürürken, hapşırırken veya konuşurken etrafa saçılan damlacıklarla... Ellerle virüsün olduğu yüzeylere (kapı kolları, cep telefonları, masa, anahtarlık vb) temas edip sonrasında ağıza, buruna, gözlere dokunma da hastalığın bulaşmasına sebep olabilir. Virüs dışkı ile de bulaşabilir.

Enfeksiyonun belirtileri herkeste görülmeyebilir. Öksürük ve ateş enfeksiyonun başlıca belirtileridir. Ağır vakalarda nefes darlığı da yaşanabilir. Kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ishal de SARS-CoV-2 enfeksiyonunun belirtileri arasındadır. Bu belirtiler soğuk algınlığı, İnfluenza gribi ve mide bağırsak rahatsızlığında da görülmektedir.

Bu belirtilerin görülmesi durumunda evde kalınmalı ve aile hekimi veya ilgili sağlık kurumu aranmalıdır. Onların yönlendirmelerine göre hareket edilmelidir. Nefes darlığı yaşanması durumunda ise acilen hekim ile ilişkiye geçilmelidir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün herkese test yapılması önerisine rağmen, her ülkede testin uygulanma koşulu, ülkelerin sağlık politikaları gereği değişmektedir. Çin gibi bazı ülkelerde şüphelenilen her hastaya test uygulanırken, bazı ülkeler ise ancak çok ciddi belirtilerin olması durumunda test yapmayı uygun bulmaktadır. Almanya bu ülkelerden bir tanesidir. Maalesef birçok ülkede test kıtlığı vardır. Doktorlar ise hastanın durumuna ve sahip olduğu risk faktörlerine göre testin yapılmasına karar verir.

Kulak pamuğuna benzer uzun bir çubuğun yardımı ile burun veya boğazdan sürüntü alınır. Bazı ülkelerde sürüntü hem burundan hem de boğazdan (aynı çubuk ile) alınır. Bu işlem basit ve ağrısızdır. Alınan sürüntü laboratuvara gönderilir. SARS-CoV-2’in bütün virüsler gibi kendine has bir genetik yapısı vardır. Alınan sürüntüde koronavirüsün genetik yapısı aranmaktadır. Bu yönteme PCR denilmektedir. Henüz tüm laboratuvarların SARS-CoV-2 için test olanağı yoktur. Bundan dolayı test sonucunun elde edilmesi koşullara göre 3-4 gün sürebilir. Test yöntemleri ülkeden ülkeye değişebilir, yani standard test yoktur.          

Virüs tespit edilenlerin yüzde 80’inde hastalık hafif seyretmektedir. Bu kişiler evde kalabilmektedir. Hastanede tedavi altına alınması gerekenlerin oranı yüzde 15; yoğun bakım ünitesinde tedavi olması gereken hastaların oranı ise yüzde 5’tir.

Çocuklarda hastalık genelde hafif seyretmektedir. Ancak çocuklar virüs taşıyıcısı olarak hastalığı başka insanlara bulaştırabilir. Yeni doğanlarda ise dünya genelinde şimdiye kadar iki kişide virüs tespit edilmiştir. Enfeksiyon yolu ise henüz anlaşılmış değildir. Muhtemelen enfeksiyon doğum sonrasında gelişmiştir. Enfeksiyon, döleşi (anne ve anne karnındaki bebek arasında besin alışverişini sağlayan organ) aracılığıyla bulaşmaktadır. Enfeksiyonun hamile kadınlarda diğer kadınlardan daha ağır seyrettiğine dair veriler bulunmamaktadır.

   

Virüsün teması ve 14 gün…

Virüsün tespit edildiği kişiler ile temas halinde olan insanlar sağlık kurumuna başvurmalı ve yönlendirmeler doğrultusunda hareket etmelidir. Virüsün bulaşması için gereken süre, yani virüsle ilk temas ile hastalığın görülmesi arasında geçen süre 2-14 gündür.

Virüsün tespit edildiği kişiler ve bu kişilerle temas halinde olanlar 14 gün evde kalmalıdırlar, yani bunlara karantina uygulanmaktadır. Bu 14 gün kişinin hastalandığı ilk gün başlar. Bu yöntemler de yine ülkelerin sağlık politikalarına göre değişebilir.

Hastalık herhangi bir insanda ağır seyredebilir fakat özellikle risk altında olanlar: 60 yaş üstündekiler, kronik hastalıkları olanlar (şeker hastalığı, kronik kalp, akciğer, karaciğer hastalığı vb), bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişiler (kanser hastaları, organ nakli sonrası tedavi alanlar vb), sigara içenler. Gençler kesinlikle bana birşey olmaz düşüncesine kapılmamalıdır. Sırf Çin’deki verilere bakıldığında yoğun bakım ünitelerine alınan gençlerin sayısı azımsanmayacak düzeydedir. İspanya ve İtalya’da da yeni koronavirüsün bulaştığı gençlerin ölüm oranı kayda değerdir.

Ellerin düzenli olarak sabun ile yıkanması önemlidir. Ellerin dezenfektanlar ile temizlenmesi de önemlidir. Ancak çoğu yerlerde yeterince dezenfektanlar olmadığından dolayı var olan dezenfektanların sağlık çalışanlarına (muayenehanelere, hastanelere, bakım evlerine) ayrılması önemlidir. El vermeden selamlaşma da virüsten korunmak için önemlidir. Dirseğin içine öksürülmesi / hapşırılması da önlem bakımından elzemdir. Enfeksiyonun bulaşmaması açışından insanlar arasında 1,5 metrelik mesafenin korunması gerekir. Oturma ve yatak odalarının düzenli olarak havalandırılması ve lavaboların düzenli temizliği de virüsten korunmak için gereklidir. Çarşaf ve yastık yüzlerinin düzenli temizliği ile kapı kolları, masa üstü, cep telefonları, anahtarlık vb yerlerin düzenli temizlenmesi de önemlidir. Maske konusu da bu bağlamda sıkça gündeme gelmektedir. Maskeler koruma özelliklerine göre çeşitlidir. Maskelerin kıt olmasından dolayı var olan maskelerin geniş halk kesimlerinden ziyade sağlık çalışanları ve sağlık kurumları tarafından kullanılması önemlidir.    

   

Pandemi paniğe sebep olmamalı

Maalesef hastalığa karşı bir ilaç bulunmamaktadır. Durumu ağır olan hastalara destekleyici tedavi uygulanmaktadır. Şimdiye kadar SARS-CoV-2’ye karşı bulunmuş bir aşı da yok, ancak çalışmalar devam etmektedir. Almanya’nın Tübingen Üniversitesi ile aşı konusunda ortak çalışan CureVac isimli şirkete ABD aşı üretimini Almanya’dan ülkesine kaydırma teklifi getirdi. Böylelikle aşının sırf ABD’lilere kullanılmasını amaçlamaktaydı. Şirket bu istemi reddetti. Öyle bir sistemde yaşıyoruz ki, herkes şirketi aşı üretimini ABD’ye kaydırmadığından dolayı kutlamaktadır. Elbette bu karar doğrudur, ancak kutlanması gereken bir karar değildir. Çünkü aşılar herkes içindir. Aşı konusu zaten birçok yönüyle sorunludur. İnfluenza virüsüne karşı aşı olmasına rağmen, hala risk grubuna dahil olan birçok insan aşı yaptırmamaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde bu ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Gelişmemiş ülkelerde ise insanların aşı olma olanağı yok denilecek derecede azdır.

Yeni koronavirüsünün yol açtığı pandemi insanlarda paniğe sebep olmamalı. Ancak durum çok ciddi olduğundan dolayı hep beraber önlemler almamız, önerilere uymamız elzemdir. Hep birlikte sağlıklı günlere...