AKP-MHP hükümeti, raftan indirdiği Bahçeli affı üzerinde anlaştı, siyasi tutsakları kapsamına almayacak şekilde hazırlanan 3. Yargı Paketi, Meclis’e getiriliyor. İnsan hakları ve hukuk örgütleri, çifte standarda tepki gösteriyor.
3. Yargı Paketi'nin ayrıntıları belli oldu. İnfaz süresini kısaltan, denetimli serbestliği genişleten düzenleme, uyuşurucu suçlarını kapsadığı halde siyasi tutsakları kapsamıyor. Hukuk örgütleri, Adalet Bakanlığı’na gönderdikleri mektupta, “Siyasi mahpusların kapsam dışı tutulması kabul edilemez” dedi.
AKP ve MHP, 3. Yargı Paketi üzerinde uzlaşıya vardı. Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya’nın ‘İşte infaz paketi‘ başlıklı köşe yazısında aktardığı bilgilere göre, kesinleştiği iddia edilen paketin kapsamı şöyle:
- Düzenlemeyle 1 Mart 2020’den önceki suçlarda cezaevinde geçirmesi gereken süreden yarısı oranında indirim yapılacak ve denetimli serbestlik de bir defaya mahsus olmak üzere üç yıl uygulanacak. Böylece MHP’nin 5 yıllık önerisi de Cumhur İttifakı arasında yapılan uzlaşı ile denetimli serbestliğin 3 yıla indirilmiş oldu.
- MHP’nin önerisi ile istisna suçlar arasında daha önce yer bulan, Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma ile Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti suçu da kapsam içine alındı.
- Evde infaz uygulamasına geçilecek ve yaşlılar ile hamileler cezalarını evlerinde çekebilecek.
Bu kadarı da yok
- Terörle Mücadele Yasası’nın 7. maddesinin 2. fıkrasında yer bulan "terör örgütlerini övme suçuna" ilişkin cezaların da temyize götürülmesine olanak sağlayan düzenleme paketten çıkarıldı.
- Kapsam içine alınmayan mükerrer suçlara ilişkin indirim oranı da düzenlemede aynı kaldı.
Kelepçeyle ev hapsi
- Örgüt yöneticisi olmamak kaydıyla 60 yaş üstünde bakıma muhtaç durumda olan veya sürekli hastalığı bulunanlar tam teşekküllü hastaneden rapor almak kaydıyla cezalarını evlerinde çekebilecek, bu kişiler için denetimli serbestlik bir defaya mahsus olmak üzere 4 yıl uygulanacak.
- 65 yaş için 1 yıl, 70 yaş için 2 yıl, 75 yaş üstü ve hamileler için 4 yıla kadar kalan cezanın evde çekmesi hükmü de getirildi. Eğer cezasının bitmesine 4 yıl kalmış ve 75 yaşına ulaşmış ise infaz süresini evinde tamamlayacak. Bunun için elektronik kelepçe yöntemi uygulanacak.
Siyasi tutsaklar
Siyasi tutsaklar, paket ile getirilen infaz indiriminden yararlanamayacaklar. İşte yararlanamayacakların bazıları: "Terör suçları, örgütlü terör suçları, devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik fiiller, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs, Atatürk aleyhine işlenen suçlar…"
Hukuk örgütleri: Kabul edilemez
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, Demokrasi İçin Hukukçular, Katılımcı Avukatlar, Sosyal Hukuk ve Kartal Hukukçular Derneği, önümüzdeki hafta Meclis’te kabul edilmesi beklenilen ve siyasi tutukluların kapsam dışı bırakıldığı 3. Yargı Paketi’ne ilişkin Adalet Bakanlığı’na açık mektup gönderdi. Mektupta, “Siyasi mahpusların kapsam dışı tutulması kabul edilemez” denildi.
Mektupta, uluslararası sözleşmeler hatırlatılarak, koronavirüs (Kovid-19) salgının olası etkilerine değinildi. Mektupta, şu ifadelere yer verildi: “Meclis Başkanlığı’na sunulan yargı paketindeki infaz indirimi düzenlemesinde, anayasal eşitlik ilkesinden ayrılarak siyasi mahpusların kapsam dışında tutulmasına ilişkin yaklaşımlar kabul edilemez. Aslolan; bağımsız olmayan mahkemeler tarafından siyasi muhalifler, hak savunucusu avukatlar, insan hakları aktivistleri, gazeteciler hakkında adil yargılama ilkesine aykırı, infaz nitelikli siyasi yargılamaların devasa haksız sonuçlarının ortadan kaldırılmasıdır. Küresel salgında 300 bin mahpus ve 150 bin cezaevi çalışanının ve onların yakınlarının gereksiz acı ve mağduriyetlerine sebep olunmadan; tüm tutuklu ve hükümlülerin sağlıklı yaşam hakkının korunması için acilen önlemlerin uygulanmasını talep ediyoruz.”
HABER MERKEZİ
İşçiler risk altında
Binlerce işçinin yan yana çalıştığı tersaneler, koronavirüs salgınıyla birlikte daha da tehlikeli bir yer haline dönüştü. Bu tersanelerden biri de Yalova’nın Altınova ilçesindeki Tersan Tersanesi. Yaklaşık 5 bin işçinin çalıştığı tersanede edinilen bilgilere göre koronavirüse karşı etkili korucuyu önlemler alınmış değil. Zorunlu pazar mesaisi dayatmasının halen devam ettiğini söyleyen tersane işçileri, herhangi bir dezenfektan çalışması yapılmadığını dile getirdi.
YALOVA
Kapasitenin 66 bin üstü
İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu üyesi Hatice Onaran, kapasitesinin 66 bin aşan cezaevlerinde koronavirüsün her an patlak verebileceğini söyledi.
İHD’nin 2019 raporuna göre, cezaevlerinde 458’i ağır olmak üzere 1334 hasta tutsak var. Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarına göre; Ocak 2020 itibarıyla 355 hapishanede 294 bin tutuklu ve hükümlü var. Bu rakamın 300 bini de aştığı söyleniyor. Bunlar arasında 11 bin civarında kadın, 3 bin 100 çocuk tutsak, 780 çocuk da annesiyle birlikte kalıyor. Bu durumda artırılmış kapasitenin üstünde yaklaşık 66 bin tutsağın bulunduğu dikkate alınırsa hapishanelerin fiziksel koşullarının daha da kötüleşmesine ve hak mahrumiyetlerinde ciddi bir artışa yol açması söz konusu.
Görüşlerinin kaldırılmasının dışında cezaevlerine dair herhangi bir önlem alınmamış olması, başta hasta tutsakların olmak üzere tüm aileleri endişelendiriyor.
İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları 417. F Oturumu eylemlerinde risk grubundaki tüm tutsakların acil olarak tahliye edilmesini istedi. Onaran, özellikle hasta tutsakların ciddi tehdit altında olduğunu kaydetti. Onaran, salgınla birlikte endişe verici durumların yaşandığını ifade etti. Derneklerine Silivri’den yoğun şikayetlerin geldiğini söyleyen Onaran, “Hasan Subaşı’nın aktarımlarına göre, orada koronavirüs her an patlak verebilir. Hem alınmayan önlem hem da koğuşların çok kalabalık olmasından dolayı hijyen konusunda sürekli sorunlar çıkıyor. Hata temizlik ve hijyen konuşanda idarenin herhangi bir uygulaması başlamış değil. Orada bulunan tutuklular kaderlerine terk edilmiş vaziyette” şeklinde konuştu.
Türkiye’de hapishanelerin mevcut kapasitelerinin çok üstünde insan nüfusu barındırdığı üzerinde duran Onaran, bu durumun fiziksel koşulların daha da ağırlaşmasına ve sağlık açısından ciddi riskler oluşturmasına sebebiyet verdiğini vurguladı.
Onaran, taleplerini ise şöyle sıraladı:
- Ciddi risk grubunda bulunan, ağır hasta mahpusların, 60 yaş üzerindeki mahpusların ve kendine bakamayacak durumda olan engelli mahpusların, çocuk tutukluların, çocuklarıyla birlikte kalan ve hamile kadın mahpusların serbest bırakılmalıdır.
- Risk grubunda ve kişisel hijyenlerini sağlamakta yetersiz olan kronik hasta, engelli, yaşlı, çocuklu, hamile mahpusların serbest bırakılana kadar kalabalık koğuşlar yerine kapasitesi ve hijyen koşulları uygun ortamlarda tutulmalıdır.
- Hapishanelerdeki banyo, tuvalet gibi ortak alanların her gün dezenfekte edilmelidir.
- Mahpusların yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenmesinin sağlanması için yeterli miktar ve kaloride yemek verilmeli ve ücretsiz vitamin takviyesi yapılmalıdır.
- Mahpusların tedavi edildiği hastanelerde uygun ve yeterli sağlık hizmeti verilebilmesi için gerekli önlemlerin alınması, böylece tedavi ve kontrolleri devam eden mahpusların daha fazla mağdur edilmemesini istiyoruz.
- Mahpusların sağlık kurumlarına ve hastanelere ring araçlarıyla değil; daha hijyenik ve sağlığa uygun araçlarla taşınması gerekir.
- Hapishanelerde virüs salgını ile ilgili alınan veya alınacak olan önlemler, karantina uygulamaları, mahpusların sağlık durumları konusunda ailelerine, avukatlarına ve kamuoyuna bilgi verilmelidir.
- Sağlık gerekçesiyle alınacak önlemlerin mahpusların temel haklarını ihlal etmeyecek şekilde uygulanmasına özen gösterilmelidir."
724 bin denetimli
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı’nın açıkladığı Aralık 2019 verilerine göre; Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da 724 bin 582 kişi denetimli serbestliğe tabi tutulurken, bu sayının 22 bin 843’nü çocuklar oluşturuyor.
TIR sürücüleri tehdit altında
Şırnak'ın Silopi ilçesinden Federe Kürdistan’a açılan Habur Sınır Kapısı, 1 Mart'tan bu yana insan geçişine kapalı. TIR ve kamyon geçişlerinin ise kontrollü yapıldığı sınır kapısında İstanbul, Adana, Mersin ve Antep başta olmak üzere birçok kentten yola çıkan şoförlerin yönlerini Habur’a çevirmesi sonucu günlerdir binlerce TIR’dan oluşan kuyruk oluştu. Habur’dan başlayan kuyruğun uzunluğu yaklaşık 75 kilometreyi bulmuş durumda. Bu yüzden araç kuyruğu girmek de kontrollü bir hale getirilip, İpekyolu üzerinde Nusaybin ve Kızıltepe ilçelerinin sınırları içinde kontrol ve duraklama noktaları oluşturuldu. Ancak bunlar yeterli olmayınca Urfa’nın Viranşehir ilçesinde de benzer bir uygulama başlatıldı. Oluşturulan kontrol ve duraklama noktalarında binlerce TIR sıraya girerken, şoförlerin ne zamana kadar bekleyecekleri konusunda ise tam bir belirsizlik hali hakim. Yol kenarındaki bekleme alanlarında araçlarının içerisinde uyumak veya beslenme ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalan şoförler, tuvalet ihtiyaçlarını karşılayacak bir imkandan da yoksun. Binlerce kişinin bir arada bulunduğu araç kuyruğunda uygun dezenfekte şartların bulunmamasından kaynaklı şoförler salgın tehdidi altında.
Test sayısı üç bini geçmedi
Türk Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki gece yaptığı açıklamada, son 24 saatte 2 bin 953 şüpheliye test yapıldığını belirterek, "277’si pozitif çıktı. Hasta sayımız 947’ye ulaştı. Yaşlı hastalarımızdan 12’sini kaybettik. Toplam 21 can kaybımız var” dedi. Test sayısını bir önceki güne göre bile azalması dikkat çekti. Türkiye, bir haftada 8 bine yakın test yaparken Almanya günlük olarak 23 bine yakın test yapıyor.
Salgın süreci böyle atlatılamaz
SES Eşbaşkanı Gönül Erden, çalışan sayısı, mevcut iş yükü ve çalışma koşullarıyla salgın sürecinin atlatılamayacağını belirterek, ihraç edilen binlerce sağlık emekçsinin işe iade edilmesini, güvenlik soruşturmasına takılanların ise atamaların yapılmasını istedi.
Koravirüs tanısı konulan hasta sayısının artmasıyla sağlık emekçilerinin iş yükü artmaya başladı. Türkiye’de toplam doktor sayısı 164 bin 594 iken, toplam hemşire sayısı 198 bin 465. Buna göre Türkiye’de bir doktor başına düşen kişi sayısı 498 bin iken, hemşire başına düşen kişi sayısı ise 431 bin. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eşbaşkanı Gönül Erden, sağlık alanındaki hazırlıklara geç başlandığını belirterek, “Hazırlıklar yetersiz, sağlık kuruluşlarında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Örneğin hastane acil eylem planı bile çok geç yayınlandı” eleştirisinde bulundu.
Malzeme eksikliği, iş yoğunluğu, belirsizliği, bilgilerin doğru paylaşılmaması gibi sıkıntıların yaşandığını kaydeden Erden, "Hastanede Kovid-19 tanılı hastaların ya da şüpheli kaç kişinin olduğu bilgisini vermezseniz çalışan kendisini nasıl koruyacak, nasıl tedbir alacak?" diye sordu.
Sağlık alanında ciddi bir çalışan eksikliğinin yaşandığına, salgınla açığa çıkan iş yükünün zorluğuna dikkat çeken Erden, şu öneride bulundu: “Ataması yapılmayan, KHK’lerle ihraç edilen ve hala güvenlik soruşturması sonucunu bekleyen binlerce sağlık emekçisi var. Hızlıca bu arkadaşlarımızın yeni bir planlamayla atamalarını, işe iadelerini yapın.”
MA/ANKARA