Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Korona türü virüslerle ilk kez 1976 yılında karşılaşıldı. Bu türün sebep olduğu hastalıklar nedeniyle 1981’den bu yana milyonlarca ölüm gerçekleşti. Son üç aydır dünyayı kasıp kavurmaya başlayan koronavirüs, büyük bir ailenin alt türü ve bunlardan sadece yedisi insanlara bulaşabiliyor.
Her geçen gün dünyanın farklı ülkelerinden binlerce yeni vaka ile karşılaşan uzmanlar, asıl rakamların bildirilenden çok fazla olabileceği uyarısında bulunuyor. Yeni tür virüsün Aralık 2019’da Çin’in 11 milyon nüfuslu kenti Wuhan’daki Huanan deniz ürünleri pazarında ortaya çıktığı tahmin ediliyor.
Koronavirüs, önce hayvandan insana bulaşıyordu. Ancak virüsleri kitlesel bir salgın tehdidi haline getiren, mutasyona uğrayıp insandan insana da bulaşmaya başlamasıdır. Virüse yakalananlarda önce yüksek ateş, ardından kuru öksürük şikayetleri gözleniyor. Bir haftanın sonunda ise nefes darlığı sorunları ortaya çıkıyor. Kimilerine göre 24 gün olan kuluçka süresi Dünya Sağlık Örgütüne göre 14 gün.
Yine Dünya Sağlık Örgütü, 11 Şubat’ta bu virüse Covid-19 ismini verdi ve “uluslararası kamu sağlığı acil durumu” ilan etti. Çinli bilim insanları, bazı kişilerin belirtiler görülmeden de enfeksiyonu yaydıkları uyarısında bulunuyor. Koronavirüs orta derece soğuk algınlığından, ölüme varacak semptomlara kadar birçok olumsuzluğa yol açabiliyor.
Covid-19 virüsü bulaşan insanlardan ölenlerin oranı ise yüzde 1 ila yüzde 3 arasında. Hastalığın 9 yaşın altındaki çocuklarda pek görülmediği 80 yaş üzerinde ve solunum yolları hastalıkları olanlarda ise ölümcüllük oranının çok yükseldiği anlaşılıyor.
Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkıp birden bire dünyayı esir alan bu virüsün önünün alınmaması, toplumun tüm kesimlerinde soru işaretlerine sebep oluyor. Kapitalist moderniteye geçişle iktidar ve zorun uygulanma yöntemleri bakımından değişimler oldu, fakat egemen olanın elinde tuttuğu toplumların yaşam ve ölüm hakkı bu virüs ile çıplak krala döndü.
Kapitalist modernite bu virüs ile darmadağın olmuş durumda. Kendisinin oluşturduğu tüm sağlık yapılanmaları bir fiskelik güce tekabülün somut göstergesi olarak açığa çıktı. Ekolojist hareketlerin yıllardır dillendirdiği kapitalizmin vurdum duymazlığı, doğa ve canlı metabolizmasındaki kırılmaların iyi anlaşılması için dünyadaki Covid-19 öncesi dönem ile ortaya çıktıktan sonraki döneme bakmak yeterli olacaktır. Kar-globalizm aymazlığı dünyaya verdiği zararın yanında toplumlararası ilişkileri de bertaraf ediyor.
Şehirleşmeye başlamış alanlarda etkili olan salgın geniş karantina uygulaması, sosyal etkinliklerin yasaklanmasını, gözetim ve teknoloji cephaneliği tarafından desteklenen otoriter bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Bu durum insan psikolojisi ve toplumsallığın bozulmasına sebep olacak durumdadır. Şimdilik bu virüse karşı esas alınan önlem, toplumların sosyal ve toplumsal yanlarının törpülenmesidir.
Koronavirüs sonrası nasıl bir toplum sorusuna kapitalist modernitenin cevap aradığı kuşkusu yersiz değil. Bireyden başlayarak aile ve diğer toplumların tüm katmalarının çaresizlik ile kıvranan halleri kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite yaklaşımları çözüm olarak önümüzde durmaktadır.
Amaralı’nın dediği gibi, ‘Eğer bir toplumun sağlığından ve üstünlüğünden bahsedilecekse, ekolojik ve feminist kriterler esas olmak durumundadır’.
Son üç aylık dönem bize çok net gösteriyor ki ekolojik ve feminist olmayan toplumsal yaşam alışkanlıkları salgınların çıkması ve yayılmasına daha çok neden olacaktır.