ERGİN ÇAĞLAR/HAMDULLAH KESEN
MA/ADANA
Tahliye edilme talebiyle 25 gündür açlık grevinde olan Wernicke Korsakoff hastası tutsak Kemal Özelmalı'nın durumu gün geçtikçe ağırlaşıyor. Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi Üyesi Bekir Sıtkı Keçeci, "Bir Korsakofflunun cezaevinde kalması cinayettir” dedi.
Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki 30 yıllık tutsak Wernicke Korsakoff hastası Kemal Özelmalı, “Cezaevinde kalamaz” raporu olmasına rağmen serbest bırakılmıyor. Koğuş arkadaşları, Özelmalı’nın tahliye talebiyle 25 gündür açlık grevi eyleminde olduğunu iletti.
Aynı zamanda bağırsak, böbrek sancısı, prostat, idrar tutamama, görme ve duymada azalma, denge bozukluğu, kol ve bacaklarda uyuşma rahatsızlıklarını yaşayan Özelmalı’nın Adli Tıp Kurumu'na sevki için Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan başvuruda sonuç alınamadığı ifade etti. 1990’lı yıllarda Ankara Ulucanlar Merkez Cezaevi’nde Özelmalı ile birlikte tutuklu bulunan, aynı zamanda Wernicke Korsakoff hastası olan Wernicke Korsakofflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Girişimi Üyesi Bekir Sıtkı Keçeci, Özelmalı’nın biran önce tahliye edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Kendisine bakamayacak durumda
90’lı yıllarda kendilerinde oluşan hastalıkların tamamının cezaevlerinde olan işkence ve kötü muameleden kaynaklandığını anlatan Keçeci, arkadaşı Özelmalı’nın da o dönemde kısmi hastalıklarla boğuştuğunu belirtti. Keçeci, Özelmalı’yı en son 2002’de ziyaret ettiğini ve o dönemde de ciddi sağlık sorunlarının olduğunu söyledi. Özelmalı’nın kendisine bakamayacak durumda olduğunu dile getiren Keçeci, “Şimdi cezaevi koşullarında kendi yaşamını idame ettirmesi olası bir durum değildir” dedi.
Vücudu iflas etmiş
Özelmalı’nın cezaevinde kalmasının sakıncalarına dikkat çeken Keçevi, şöyle devam etti: “Biz korsakoffluların vücudu iflas etmiş durumda. Kemal’in böbreklerinde de ciddi sorunlar olduğunu biliyorum. Yine karaciğerinde ve kalbinde sorun vardır. Bundan dolayı Kemal Özelmalı’nın Adli Tıp’a götürülüp tıp etiğine uygun bir şekilde rapor verilmesi ve cezaevinden çıkması gerekir."
Cezaevinde kalması cinayettir
Kamuoyuna da çağrıda bulunan Keçeci, sözlerini şöyle tamamladı: "Bir korsakofflunun cezaevinde kalması aslında bir cinayettir. Bakın ben bir korsakofflu olarak dışarıda yaşam sürmeme rağmen 8 ameliyat geçirdim. Ben ayakta durabiliyorum, şu anda sadece beynimde yakın bellek kayıp sorunu var. Ama Kemal Özelamalı’nın hem yakın bellek hem de geriye dönük bellek sorunu var. Kemal şu anda ne yiyip içtiğini bilmeyecek bir durumda. Kemal sodyum değerinden dolayı her an yaşamını yitirebilir. Bunun dolayı Kemal’in hemen serbest bırakılması gerekir.”
Giderek kötüleşiyor
Özelmalı'nın durumuna ilişkin MA’ya mektupla ulaşan tutsak Harun Kaya da Özelmalı'nın durumuna ilişkin defalarca ilgili kurumlara yazı yazdıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını belirtti. Kaya, şunları yazdı: "İlgili tüm kurum ve makamlara birçok defa yazdık ve yazmaya da devam edeceğiz. Şu ana kadar hiçbir yazımıza cevap almış değiliz. Bunun tek sebebi de siyasi tutsaklar oluşumuzdur. Özelmalı 23 gündür açlık grevi eyleminde. Arkadaşımızın durumu her geçen gün kötüleşmektedir. Yürüyememekte ve konuşmakta zorluk çekiyor. Durumu daha fazla kötüleşmemesi için biran önce tahliye edilmesini talep ediyoruz."
Sürgün yolunda darp
Mardin’den Tarsus’a, oradan da Kayseri Bünyan Cezaevi’ne sürgün edilen Berivan Bitmen, yolda darp edildiklerini ailesine aktardı.
Mardin'de 3 yıl önce tutuklanmasının hemen ardından Mersin Tarsus Cezaevi’ne sürgün edilen Berivan Bitmen (26), Ağustos’ta Kayseri Bünyan Cezaevi'ne gönderildi. Tedavisi yarım kalan Bitmen’e sürekli disiplin cezaları verildi. Ailenin Batman’da olmasından kaynaklı sık görüşemeyen Bitmen, Çarşamba günü ablası Sümeyye Erol'u telefonla arayarak, yaşadıkları sorunları illetti.
Erol, "Kardeşim Tarsus'tan sürgün edilmesinin ardından ilk önce hangi cezaevinde olduğunu bilmiyorduk. İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) başvuru yaptıktan sonra geçtiğimiz Kurban Bayramı'nın hemen ardından kardeşimin nerede kaldığını öğrendik. Disiplin cezaları kalktıktan sonra yaptığımız görüşte ise Berivan ile sürgün edilenlerin darp edildiğini öğrendik" dedi.
Cezalar, infazı yansın diyedir
Bitmen'in tutuklandığı günden bu yana iki disiplin cezası aldığını belirten abla Erol, "Kardeşime bilinçli olarak disiplin cezaları veriliyor ki infazı yansın. Kardeşim örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandı. Üç yıllık tutuklu. Kardeşim hüküm almasından sonra eğer bir disiplin cezası daha alırsa infazı yanacak" şeklinde konuştu.
85 yaşındaki Sise Ana’yı bırakın
Adana'da insan hakları savunucuları, 85 yaşındaki hasta tutuklu Sise Bingöl’ün serbest bırakılmasını istedi.
İHD Adana Şubesi Hapishane Komisyonu, her 15 günde bir hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için yaptıkları oturma eyleminin ikincisinde Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan 85 yaşındaki hasta tutuklu Sise Bingöl’ün serbest bırakılması istendi. İsmet İnönü Parkı'nda eylemde açıklama yapan İHD Çukurova Bölge Temsilcisi Yasemin Dora Şeker, Türkiye’de her geçen gün okullardan daha fazla yapılan cezaevlerinin neredeyse kent yerleşkesine dönüştürüldüğünü söyledi.
Cezaevleri yerleşkelerinde tutuklu ve hükümlü mevcudunun yüz binlerle ifade edildiği, darp, işkence, hastalık, tedavi edilmeme, fiziki şartların kötülüğü, kalabalık koğuş, haksız disiplin cezaları ve benzeri pek çok ihlallerle gündeme geldiği bir dönemden geçildiğini belirten Şeker, "Bu cezaevlerinden gelen hak ihlalleri şikayet başvurularının her geçen gün artması Türkiye demokrasisinin de hangi düzeyde olduğunun göstergesidir. Tüm bu uygulamalar topluma gözdağı vermeyi amaçlamaktadır" dedi.
Tedaviyi istemeyecek haldeler
Cezaevlerinde en yaşamsal hakların ellerinden alındığını ifade eden Şeker, en önemlisinin de yaralı ve ağır hasta olan tutukluların tedavi edilmemesi olduğunu aktardı. Şeker, şunları söyledi: “Bölge cezaevlerindeki yaptığımız tespitlere göre birçok hasta veya yaralı yakalanmış olan mahpus tedavi edilmediği için sağlıkları giderek kötüleşmiş veya sakat kalmıştır. Mahpusların bırakınız hastanelere hemen götürülmesi, cezaevi revirlerindeki sağlıkçılara dahi haftalar sonra görünebilmesi, tedavilerin özensiz yapılması, ilaçların düzensiz verilmesi, hastaneye sevklerin çok acil durumlar dışında yapılmaması, mahpusların hastaneye sevk esnasında tek kişilik bölmeli, dar ve havasız ring araçlarında kelepçeli olarak saatlerce bekletilmesi, jandarmaların sık sık hakaretlerine maruz kalma ve hatta zaman zaman darp edildiklerine dair yoğun başvuruların olması, doktor muayenesinde dahi kelepçeli muayene ve yatağa kelepçelenme şeklindeki tedavi yöntemi bu sağlık hakkı ihlallerinden yalnızca birkaçıdır. Sırf bu çileli koşullarda hastaneye gitmesi gereken mahpuslar, artık hastaneye sevk edilmeyi ve tedavi olmayı dahi artık kabul etmemektedir.”
İHD Genel Merkezi’nin son verilerine göre, cezaevlerinde 402’si ağır olmak üzere bin 154 hasta tutsağın olduğuna dikkat çeken Şeker, bu hastalardan birinin de yaşlı olmasından dolayı algılama yeteneğini kaybetmiş olan ve son görüşmede mide, şeker, astım, tansiyon gibi hastalıklara yakalanıp bakıma muhtaç olan 85 yaşındaki Sise Bingöl olduğunu dile getirdi.
Hayatı tehdit altında
12 gün önce avukatların yapmış olduğu görüşmede Sise Bingöl’ün sağlık durumunun gözle görülür bir şekilde bozulduğunu aktaran Şeker, şunları ifade etti: “Daha önce Muş Devlet Hastanesi’nin verdiği raporlara göre 'sağlığının cezaevinde kalmaya elverişli olmadığı' tespit edilmesine rağmen İstanbul ATK’nin cezaevinde kalmasının hayatı için tehlike arz etmediği belirtilerek tahliyesi engellenmiştir. Çok ihtiyarlayan ve artık ailesiyle birlikte çocuklarının bakım ve gözetiminde son zamanlarını geçirmesi gereken bu yaşlı kadının kamu düzeni açısından cezaevinde tutulmasını gerektiren tehlike ve zorunlu koşullar bulunmamaktadır. Buna rağmen ilerleyen yaşı ve birçok hastalığından dolayı bu kadar yaşlı bir kadının Mart 2020’ye kadar kalan ceza süresini hapiste geçirmesi hayatı için ağır tehdit oluşturmaktadır. Asıl bu kadar yaşlı bir kadının cezaevinde tutulması kamunun adalete olan güvenini sarsmaya ve 'kamu düzenini' tehdit eden boyutlara ulaşmasına hizmet edecektir.”
Yetkilileri ve tüm kamuoyunu Bingöl ve tüm hasta tutukluların sağlığına ve özgürlüğüne kavuşması için duyarlı olmaya çağıran Şeker, “Bu koşullarda Sise Bingöl’ün ATK engelinin kaldırılmak suretiyle kocama hali ve hastalıkları dikkate alınarak Anayasanın 104'üncü maddesinde Cumhurbaşkanının kendisine tanınan 'Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarını hafifletir veya kaldırır' maddesindeki hakka dayanarak affetmesi veya İnfaz Hakimliğince Sise Bingöl’ün hastalığı nedeniyle ailesinin yanında cezasını konutunda geçirmesine karar verilmesi gerekiyor” dedi.
Açıklama oturma eylemiyle son buldu.
ADANAHafıza kaybı yaşıyor
Polis tarafından bu hafta da engellenen F oturumunun 343'üncüsünde beyin kanaması riskiyle karşı karşıya olan hasta tutuklu Mehmet Selim Atlı’nın serbest bırakılması istendi.
İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 343’üncüsü de engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama, İHD şube binası önünde yapıldı. İHD Üyesi Taylan Bekin, Mehmet Selim Atlı’nın durumuna dikkat çekti: “Mehmet Selim Atlı 62 yaşında Batman doğumludur. Yargılandığı iki suçtan dolayı hapis cezası almıştır. İlk yargılandığı davadan 4 yıl 8 ay, ikinci davadan ise 33 ay hükümlüdür. Hapishaneye girmeden önce beyin kanaması geçirmiştir. Kaldırıldığı Özel Batman Yaşam Hastanesinde Şubat 2018’te tutuklanarak Batman hapishanesine oradan da Siverek hapishanesine sevk edilmiştir. Doktor raporları olmasına rağmen hapishane idaresi Atlı’yı İstanbul Adlı Tıp Kurumuna göndermiş. Burada yapılan tetkikler sonucunda kendisine sağlam raporu verilmiştir. Siverek hapishanesine geri gönderilen Atlı, ikinci defa beyin kanaması geçirmiştir. Atlı, sık sık hafıza kaybı yaşamaktadır. Urfa Mehmet Akif İnan Araştırma Hastanesinin yoğun bakım ünitesinde tedavi için bir süreliğine kalan Atlı daha sonra hapishaneye geri gönderilmiştir. Siverek T Tipi Hapishanesi’nde ağır hasta bir şekilde kalan Atlı, yeni bir beyin kanaması riskiyle karşı karşıyadır.”
22 yıllık tutsak Çelebi’ye yemek faturası
DİREN YURTSEVER / MA/ANKARA
22 yıldır cezaevinde olan ağır hasta Mehmet Çelebi’ye, 1934’te çıkarılan bir yasaya dayanarak 3 bin 951 TL yemek borcu çıkarıldı. Çalan, tepkisini “Devlet ödeyebiliyorsa ilk önce benden çaldığı 22 yıllık özgürlüğümün bedelini versin, ben de mecburen verdiği yiyeceğin parasını vereyim” şeklinde ifade etti.
Ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla 22 yıldır cezaevinde olan Mehmet Çelebi Çalan’a, Gelir İdaresi Daire Başkanlığı’na bağlı Toros Vergi Dairesi Müdürlüğü, 3 bin 951 TL “yiyecek bedeli” borcu tebliğ edildi. Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu Çalan, behçet, prostat, astım, ülser, reflü, migren, sinüzit, alerji, miyopi, periferikvasküler (kan damarlarını etkileyen bozuklukları) ve kulak çınlaması gibi birçok hastalıklarla boğuşuyor. İHD raporlarında, “acil tahliye edilmesi gereken ağır hasta tutsaklar” listesinde olan Çalan’a çıkarılan borç 1934’ten beri varolan 2548 sayılı “ Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun”a dayandırıldı.
84 yıldır güncellenmiyor
Üzerinden 84 yıl geçen yasada, “Her mahkum cezaevinde bulunduğu müddetçe yiyecek bedelini ödemeye mecburdur” deniliyor. Yasaya göre, rutin aralıklarla tutuklulardan “yiyecek bedeli” tahsil edilebiliyor.
Çalan, kendisine tebliğ edilen söz konusu 3 bin 951 TL yemek borcunu ödeyemeyeceğini Toros Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne fakirlik belgesi ekini de ekleyerek yazdığı bir dilekçe ile sunuyor. Ancak, Çalan’ın bu talebi Toros Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından “borcunuzun silinmesi dairemiz tarafından mümkün bulunmamaktadır” denilerek reddedildi.
Yasaya rağmen ret
Uygulamada ise yasa gereği tutuklunun borcu ödeyebilecek durumunun olup olmadığı incelenir. Borcu ödeyebilecek durumda olduğu halde borcu ödemeyen tutuklu için yasa, “Maliye dairelerince tahsili emval kanunu hükümleri tatbik olunarak borç tahsil edilir” hükmünü içeriyor. Yani icra işlemleriyle borcun tahsil edilebileceği belirtiliyor. Ancak yasa, tutuklunun borcu ödeyemeyecek durumda olmasının anlaşılması halinde (burada istenen fakirlik belgesi) tutuklulardan 'yiyecek bedeli' aranmaz” diyor. Çalan’ın borcu ödeyemeyeceğini belgelemesine rağmen talebi reddedildi.
Ayrı bir cezalandırma
Avukat Gulan Çağın Kaleleli, 22 yıldır cezaevinde olan Çalan’ın tutukluluk koşullarında bu borcu nasıl ödeyeceğini sorarak, bu durumun ayrı bir cezalandırma yöntemi olduğunu söyledi.
İHD Merkez Yürütme üyesi Nuray Çevirmen ise “Cezaevinde olan bir insanın çalışıp bir gelire sahip olamayacağı düşünülerek böyle bir borcun çıkarılması, bunun da tahsil ettirilmeye çalışılması akıl karı değil. Böyle bir uygulamanın kesinlikle kaldırılması gerekiyor” diye tepki gösterdi.
22 yılımın bedelini versin
Cezaevinden mektupla MA’ya ulaşan Çalan ise "Devlet ödeyebiliyorsa ilk önce benden çaldığı 22 yıllık özgürlüğümün bedelini versin ki bende onun bana mecburen verdiği yiyeceğin parasını vereyim. Borçlu olan kim, alacaklı olan kim o zaman belli olur.”
