
"İçişleri Bakanı Muammer Güler'in ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın koruculuğun kaldırılacağı yönündeki fikirleri yazılı basına yansımaktadır. Bu söylemler netliğe kavuşturulmalı, hükümetin koruculuğa ilişkin yapmayı planladığı değişiklikler kamuoyuyla bir an önce paylaşılmalı ve bu süreçte şeffaflık gözetilmelidir" diyen Erdem, korucusu alımlarının derhal durdurulmasını ve sistemin aşamalı olarak tasfiye edilmesini istedi.
Suça bulaşanlar cezalandırılsın
Pek çok olayda korucuların işgal ettikleri arazileri terk etmemek için insan öldürmeye varan şiddet eylemleri gerçekleştirdiğine vurgu yapan Erdem, "El konulan araziler oluşturulacak bağımsız heyetlerce tespit edilip hak sahiplerine iade edilmelidir. Araştırmanın ardından suça bulaşmadığı tespit edilen korucular, ellerindeki silahları bırakmalı, gerekli rehabilitasyon hizmetlerinden faydalandırılmalı ve kazanmış oldukları haklar korunarak hizmet sektöründe istihdam edilmelidir. Tüm bu politikaların belirlenmesi ve işlerliğinin sağlanması sürecine şeffaflığın oluşturulabilmesi için sivil toplum örgütleri ve mağdurlar, talepleri dikkate alınarak aktif bir şekilde dahil edilmelidir" önerilerinde bulundu.
Göç-Der tarafından hazırlanan raporda, sadece son 4 yılda, korucuların devlet silahı ile toplam 91 kişiyi öldürdükleri belirtilirken, 1986-1996 yılları arasında 23 bin 222 korucunun görevine işledikleri çeşitli suçlar nedeniyle son verildiği kaydedildi. Raporda, 1989 yılında dönemin OHAL Valiliği verilerine göre, 300 korucunun devletin verdiği silahla kız kaçırma, kan davası ve arazi anlaşmazlığına karıştığı için işine son verildiği bilgisine yer verildi. Özellikle 90'lı yıllarda korucuların işlediği suçların 'güvenlik' gerekçesi adı altında meşrulaştırıldığı belirtilen raporda, korucuların işlediği suçların adli mercilere yansıdığından çok daha fazla olduğunun altı çizildi.
DİHA/İSTANBUL