
'Köyümüzde bir ağaç dahi bırakılmadı'
Devletin asker eliyle 1994 yılında evlerini ve köylerini yaktığında göç etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Alaattin Aladağ (47), köy yakılınca köylülerin Türkiye'nin çeşitli metropollerine göç ettiğini ifade etti. Kendisinin de Wan'ın merkezine göç ettiğini dile getiren Aladağ, şunları ifade etti: "Ailem ile beraber 1994 yılında Wan merkeze göç ettik. Burada 12 yıl kaldıktan sonra tekrar 2006 yılında köye geri döndük. Devlet bize çok hakaretlerde bulundu, köylerimizi yaktı. Şimdi bütün köy harabe olmuş. Daha önce köyde 50-60 aile yaşarken bunlardan şimdi sadece 10-15'i köye geri döndü. Bütün köyü yaktılar. Bize ne bir ağaç kaldı ne bir tarla, ne de hayvanımız kaldı."
'Devlet bize çok zulüm etti'
Köyün en yaşlılarından 85 yaşındaki Kudret Çiftçi ise köyden devletin zulmü nedeniyle göç etmek zorunda kaldıklarını, askerlerin köye gelerek baskı yaparak korucu olmalarını istediklerini belirterek, bunu kabul etmeyince köylerinin yakıldığını söyledi. Çiftçi, "Devlet bize baskı ile koruculuğu kabul ettiremeyince çocuklarımızı tutuklayarak, cezaevlerine koydu. Bizi perişan etti. Biz devletten inanılmaz bir zulüm gördük. Çocuklarımızı cezaevlerine koyunca evde torunlarım aç kaldı. En son evlerimiz de yakılınca biz de Wan merkeze göç etmek zorunda kaldık" diye konuştu.
'Canımızı kurtarmak için göç ettik'
Askerlerin köye gelerek köyde yaşayanlara hakaret ettiğini söyleyen Münevver İpek (45) de, "Biz korucu olmayı kabul etmeyince bize zulüm ve hakaret etmeye başladılar. Bütün köylüleri biraraya toplayarak 'Sizi öldürürüz. Sizi tararız' dediler. Bütün köylüleri köyden sürgün ederek mağdur ettiler. Biz de kendi canımızı kurtarmak için göç ettik. Buradan Mersin'e göç ettik. Mersin'de sabahtan akşama kadar 10-15 TL'ye çalışıyorduk. Orada geçinemediğimizden dolayı tekrar köyümüze geri döndük. Köyümüz tümüyle harabeye dönmüştü. Biz yeniden evlerimizi onararak yaşamaya çalışıyoruz" dedi.
HASAN YOLDAŞ / DİHA/WAN