BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, “Köye geri dönüşler konusunda etkin bir çalışmanın yürütülerek, geri dönüşlerde yaşanması ihtimal sorunların aşılması ve normalleşmenin gerçekleştirilmesi amacıyla” Meclis araştırması talep etti. Kürtlere yönelik baskı politikalarının bir ayağının da yerinden edilmelerle gerçekleştiği belirtilen önergede, “Türkiye’de yerinden edilmelerin tarihi, Kürt halkının inkârı ile paralel bir sürece denk gelmektedir. Kurucu iradenin Kürt halkının haklı taleplerini şiddet yoluyla rıza üretme kapsamına alması ile beraber Kürtlere iskân politikalarının en acımasızları uygulanmıştır. Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren Kürtler sistematik politikalarla yerinden edilme uygulamalarına maruz kalmıştır. İskân kanunlarıyla, yasaya bağlı olmayan uygulamalarla, gizli kararnamelerle yazılan Kürdün tarihi, bir zorla göç ettirilme tarihidir, bu Cumhuriyette” denidi.


4 bin köy, 6 milyon insan

Kürt sorununun hak ve eşitlik temelinde çözülmesi yerine güvenlik eksenine terk edilmesinin son otuz yıllık sürecin başlamasının da temel nedenlerinden biri olduğunu vurgulayan Baluken, şöyle devam etti: “Çatışmalı sürecin devlet politikaları sonucunda derinleşmesi ile beraber sosyal yıkım akabinde gelmiştir. 1990’lı yıllarla beraber OHAL uygulamasının derinleşmesi, çatışmalı sürecin geniş bir kırsal alana yayılması beraberinde yerinden edilmelerin Cumhuriyet tarihinde yeniden başlatılmasını açığa çıkarmıştır. 1980’ler ve 90’lar süresince resmi olmayan bilgilere göre devlet güçleri tarafından 4 bin köy boşaltılmış, 6 milyon insan yerinden edilmiştir. Yerlerinden edilen bu yurttaşlarımız, bölgenin kent merkezlerine ve Türkiye’nin batısına göç ederek Türkiye ekonomi politiğinde ciddi etki yaratmıştır.”

Düzenlemeler yetersiz
Kürt sorununun da esas olarak çözümsüzlük olan güvenlik konseptinin 2012 yılının son günlerinde başlayan görüşmelerle demokratik, siyasi çözüm umudunu açığa çıkardığını vurgulayan Baluken, ”Demokratik siyasi çözüm ile beraber güvenlik konseptinin ve yarattığı tahribatların aşılması umudu belirmiştir. Bunlardan biri de yerinden edilen yurttaşlarımızın geri dönüşlerinin sağlanmasıdır. Bu konuda birkaç çalışma yapılmasına rağmen etkin bir kapsam ve uygulama gerçekleştirilememiştir. Bugüne kadar yapılan çalışmalar, halkın terk etmek zorunda bırakıldığı yerleşim yerlerine geri dönüşlerini sağlayacak düzenlemelerden çok, Türkiye’nin bu konu ile ilgili AİHM’de ödediği tazminatları azaltmaya yönelik düzenlemeler şeklinde olmuştur. Köylerini terk etmek zorunda kalan yurttaşlara yapılan ödemeler ise yapıcı bir onarımı sağlayamamıştır” dedi.
Baluken, Türkiye’de toplumsal barışın sağlanması ve demokratik çözümün geliştirilmesi amacıyla köye geri dönüşler konusunda etkin bir çalışmanın yürütülerek, geri dönüşlerde yaşanması ihtimal sorunların aşılması ve normalleşmesinin gerçekleşmesi amacıyla bir Meclis araştırması talep ettiklerini belirtti.

ANKARA




Dönüş yolu mayınlı

Yüksekova'ya bağlı Dostki bölgesinde 19 yıl önce boşaltılan köylerine dönen Çavmak ailesinin 14 yaşındaki çocukları Muğdat Çavmak, mayın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Evlerinin çevresinin mayınlarla döşeli olduğunu belirten köylüler, "Çözüm süreci diye döndüğümüz köyde ilk kurbanımızı verdik" diyor.
Hakkari'nin Yüksekova ilçesine 30 kilometre uzakta bulunan Dostki bölgesindeki Gulort (Bostancık) köyü 1994 yılında askerler tarafından boşaltılmış, yakılmış, yıkılmıştı. Çeşitli dönemlerde savaş uçakları tarafından da bombalanan köye son yıllarda askerlerden alınan özel izinle gidebilen köylüler, bağ ve bahçelerindeki ürünleri topluyordu. 2012 yılında yine köy askerler tarafından taranmış ve top atışına tutulmuştu. Bu saldırılar yüzünden 300 küçükbaş hayvan yaşamını yitirmiş, bağ ve bahçeler yanmıştı. Yazın köydeki ihtiyaçlarını karşılayan ve sonbahar ile birlikte Yüksekova'ya dönen Gulortlular, barış süreciyle birlikte köylerine dönmeye başladı. Ancak köyün 100 metre karşısında bulunan Ramon tepesine kurulan seyyar karakol etrafına döşenen mayınlar geri dönüş önünde tehdit oluşturuyor. Daha öncede hayvanların telef olmasına neden olan mayınlar 24 Mayıs'ta köye dönen Çavmak ailesin 14 yaşındaki çocukları Muğdat Çavmak'ın canına mal oldu. Sabah evden çıkan ve evlerinin karşısındaki Ramon dağının eteklerinde pancar ve mantar toplayan Çavmak, bulduğu cismi patlatınca ağır yaralandı ve hayatını kaybetti.

Asker: Her taraf mayın

Fahrettin Akın isimli yurttaş, mayınlı bölgenin bilindiği halde askerler tarafından temizlenmediğini belirterek, şöyle konuştu: "Bu bölgede çok sayıda mayın var. Asker bize, 'bulduğunuz mayınların çevresini işaretleyerek bize haber verin' dedi. Var olan mayınlara geçmişte olduğu gibi bugün de müdahale etmediler. 1994 yılında 'buralarda PKK'liler barınıyor' diye asker tarafından köyümüz boşaltıldı. Her yaz izinle bu mayınlı alana gelerek gerekli ihtiyaçlarımızı topluyoruz. Geçen sene biçtiğimiz 3 bin bağ otu, mayınlı alan diye dağdan indiremedik. Asker bizi uyararak 'geçiş noktasına mayın döşemişiz' dediler. Otlar, kar ve yağmurdan dolayı çürüdü. Bu sene komutana 'barış sürecinde bu mayınlar nereden çıkıyor' diye sorduk. Komutan da 'ben bilmiyorum nerede var mayın. Karakolların her tarafı mayın' diyerek bu bölgeye yaklaşmamamızı söyledi."

'Devlete inanmıyoruz'

Fehima Kuriş adlı yurttaş, "Bu dağların hepsinde mayın var. Gidemiyoruz hiç bir yere. 19 yıldır bu köyü boşaltmak zorunda kaldık. Evlerimiz yakıldı, geçen sene bombalandık. Otlarımız, bağ ve bahçelerimiz yandı. Çok zarar gördük. Aldığım birkaç koyunu da gütmek için çobanlar köyden ayrılmaya korkuyor. Biz devletin çözüm sürecine inanmıyoruz" diye konuştu.
Köy sakinlerinden Zikri Çakto ise köyde kadastro ekiplerinin çalışma yaptığını belirterek, "Askeriye kendisi bile demiş 'burası güvenli değil' diye. Çalışmalarınız risklidir diye geri çevirdiler" dedi. Bu şartlar altında, mayınlar içindeki, yıkık harabe köye dönmenin imkansızlığına vurgu yapan Çakto, "Köye dönmek için süreci takip edeceğiz" dedi.

Başvurular sonuç vermedi

Mayınlı arazilerin temizlenmesi için defalarca Kaymakamlığa müracaat ettiklerini belirten Hacı Danış isimli yurttaş ise şöyle konuştu: "Her seferinde beni askeri yetkililere yönlendirdiler ve konuyla ilgilenilmedi. Arazilerimiz mayınlarla dolu. Başka can kayıpları yaşanacak diye çok tedirginiz. Buradan Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na ve Hakkari Valisi'ne sesleniyorum; artık başka çocuklar ölmesin. Başka can kayıpları olacak diye korkuyoruz. Köyün 2 kilometrelik alanı mayınlarla dolu. Eğer bu arazilerimiz mayınlardan temizlenmezse köyümüzü boşaltmak zorunda kalacağız."

'Mayınlar temizlenmeli'

Gerillanın demokratik çözüm yürüyüşünü takip eden İzleme Komisyonu da köyü ziyaret etti. BDP PM üyesi Abidin Eniş, "Ne yazık ki 30 yıllık savaşın yarattığı tahribatlar devam ediyor. Bölge tamamen patlayıcıların gömülü olduğu yerler. Mayınların temizlenmesia gerekiyor. Ancak mayını temizlemesi gereken devlet yurttaşa 'sen bul ben geleyim' diyor. Bu uygulamalar çözüm sürecini tehlikeye atacaktır. Biz çekilme sürecinin ve barış sürecinin bu hassasiyetle üzerinde durulması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

 SAMİ YILMAZ/DİHA/HAKKARİ