Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava (Koruköyü) köyünde 11 Şubat Cumartesi günü başlayan bir günlük “sokağa çıkma yasağı” kalkmasına rağmen abluka dün de sürdü. Köy ile sağlıklı iletişim kurulamıyor. 3 kişinin öldürüldüğü, gözaltına alınanların ağır işkenceden sonra emniyete getirildiği belirtildi. Köyde 2 kişinin ise nereye götürüldüğü hakkında bilgi edinilemiyor. 

Mardin Valiliği yaptığı açıklamada Nusaybin, Ömerli ve Artuklu ilçelerine bağlı köylerde devam eden operasyonlarda “2 üst düzey bölücü terör örgütü mensubunun ölü olarak ele geçirildi” dedi. Valilik açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Bornova 2. Jandarma Komando Tugay Komutanlığı, Mardin il Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nün ortak çalışması ile yürütülen operasyonda Nusaybin’in Büyükkardeş, Küçükkardeş, Akarsu, Yavruköy, İlkadım ve Koruköy Mahalleleri; Ömerli ilçesinin Sulakdere ve Aytepe Mahalleleri;  Artuklu ilçesinin Yandere ve Ahmetli Mahalleleri arasında kalan bölgede 11 Şubat 2017 Cumartesi günü saat 18.00’dan itibaren Atmaca-3 Şehit Jandarma Uzman Çavuş Sezer Aydemir operasyonu başlatılmıştır. Operasyon kapsamında 17 Şubat 2017 günü Nusaybin İlçesi Koruköy Mahallesinde, çıkan çatışmada üst düzey 2 bölücü terör örgütü mensubu, 1 adet M-16 ve 1 adet MP-5 silahı ile birlikte ölü olarak ele geçirilmiştir. Operasyonda 1 kahraman polis özel harekat mensubu arkadaşımız hafif şekilde yaralanmıştır. Operasyon halen devam etmekte olup gelişmelerden ayrıca bilgi verilecektir.”

Türk İçişleri Bakanı Soylu da önceki akşam yaptığı açıklamada, “Yaklaşık 5 aydır peşinde olduğumuz bir hain var, güvenlik güçlerimiz gereken cevabı verdi...” diyerek infaz imasında bulundu. Soylu, isim vermeyerek işaret ettiği yer ve kişiye ilişkin şöyle konuştu: “Çok uzun zamandır memlekette patlama, çatlama olmuyor, derslerini veriyoruz. Yaklaşık 5 aydır peşinde olduğumuz bir hain var. Güvenlik güçlerimiz gereken cevabı verdi ve etkisiz hale getirdiler.” 

Giriş çıkışların tutulduğu, şebekelerin kesildiği köyde tam bir zulüm geçidi yapılıyor. 3 kişinin infaz edildiği haberleri yayılırken, sosyal medyada da 3 kişiye ait olduğu belirtilen fotoğraflar paylaşıldı.

Nusaybin TEM Şube’de gözaltında tutulan isimler şöyle: Hüseyin Toy, Gülbahar Toy, Cane Göktürk, Nihat Göktürk, Songül Koçhan, Telfa Koçhan, Emine Göktürk, Ali Göktürk, Haydar Gölçik, Sefkan Bayhan, Türkan Bayhan, Şevki Akat, Halil Zengin, Abdul Vahap Zengin, Abdülmecit Yakut, Şakir Yakut, Hasan Bayhan, Rıfat Bayhan, Mehmet Tahir Görgü, Baran Görgün, İsmail Ay, Osman Doğan, Abdullah Doğan, Ali Görgün, Hatip Tunç, muhtar, Ferhan Bayhan, Şükrü Görgün, Necmia Görgün ve İsmail Tunç.

Köy meydanında işkence edildikten sonra TEM Şubeye götürülenlerin isimlerin ise şöyle: “Sabri Görgü, Behçet Koçhan, Vasfi Doğan, Ferhan Doğan, Edip Ay, Mecit Bal, Halit Toy, Mehmet Toy, Şükrü Koçhan” olduğu öğrenildi. 

Köy meydanında işkence edildikten sonra gözaltına alınan Süleyman Yakut ile Mehmet Bal’ın nereye götürüldüğü hakkında bilgi edinilmedi. 

Heyet gidemedi

DTK ve HDP heyetinin köye girişi askerler tarafından engellendi.  DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, HDP milletvekilleri Leyla Birlik, Mehmet Ali Aslan ve Feleknas Uca, askerlerin engellemesi üzerine bölgeden ayrıldı. Heyet ardından Xerabê Bava’ya yakın olan Zorava köyüne geçti. Burada açıklama yapan HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, “Bir haftadır bu köyde sokağa çıkma yasağı var ve köydeki yurttaşlara işkence yapıldığını duyuyoruz. Heyetimize izin verilmedi” dedi. 

HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik ise “Köyde neler olup bitiyor bilmiyoruz. Telefonla oradaki insanlarla en son konuştuğumuzda köyde durumların kötü olduğunu söylediler. Daha önce Şırnak’ta, Sur’da ne yaptılarsa şu an bu köyde de bunlar yapılıyor. Orada bir vahşet gerçekleştirdiler burada da aynısını yapmaya çalışıyorlar. Evler yakılıyor, insanlar gözaltına alınıyor ve köye girişler engelleniyor. Kendi ağızlarından gözaltıların olduğunu duyduk” şeklinde konuştu. 

Keşke ölseydim

Köydeki ailesinin hayatından endişe duyan Antep Üniversitesi öğrencisi 22 yaşındaki Tekin Doğan, iki günce köydeki kuzeninden olup bitenleri öğrendiğini aktardı. Doğan, kuzeninin, kendisine “köy meydanında çocuk, kadın ve erkeklerin işkencenden geçirildiğini” aktardığını söyledi. Doğan, iki gün önce görüştüğü kuzeninin şu sözlerini aktardı: “Kendimi öldürmek istiyorum, keşke ölseydim yapılanlara şahit olmasaydım. Çok sayıda asker var. Telefonla konuştuğumu görseler, işkence ederler. Bu yüzden hepsini anlatamıyorum. Hastanede çok sayıda yaralı var.”

50 yaşındaki annesine de işkence yapıldığını kaydeden Doğan, iki ay önce bir polisin “Siz bekleyin 2 ay sonra geleceğiz” dediğini aktardı.

Dışarı çıkamıyoruz

Dihaber’in telefonla ulaştığı yurttaşlar, yardım çağrısında bulundu. Evlerinden çıkamayan yurttaşlar yeme-içme ve binlerce hayvanın ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Ş.K., “Telefonla kısıtlı şekilde konuşabiliyoruz. Elimizde görseler bizden alırlar. Hastalarımız var. Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Çok zor durumdayız” dedi. 

Telefonda konuşurken zorluk çeken Ş.K., “Başımızı çıkaramıyoruz evden. Askerler köyde dolaşıyor, gözetim altındayız. Evde ekmek kalmadı, bahçeye çıkamadığımız için ekmek yapamıyoruz. Birbirimizden haberimiz yok. Hastalarımız var. Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Çok zor durumdayız” diye konuştu. 

11 Şubat Cumartesi akşamı 5 helikopterin köyün üstünde 75 dakika boyunca dolaştığını anlatan köylülerden N.D., o gün hastası olduğu için Nusaybin Devlet Hastanesine geldiğini ve bir daha köye dönemediğini ifade etti. Pazartesi gününe kadar köyde olduğunu belirten D., şunları kaydetti: “Kim yaralı, kim öldü, kim kaldı bilmiyorum. Tansiyon hastası yaşlılar var, hasta çocuklar var. Erkeklere ulaşamıyoruz, hepsini gözaltına almışlar.” 

Türk güçleri paylaşıyor

Köydeki vahşete katılan özel hareket polisleri, sosyal medya hesapları üzerinde yaydıkları görüntüler, 90’lı yıllarda köy meydanlarında yapılan işkenceyi aratmıyor. Öldürülen insanları kanlı çıplak bedenleri üzerinde kurt işareti yaparak fotoğraf çeken Türk güçleri, bu içerikte sayısız fotoğraf servis ediyor. 

Uca: Net bilgi alamıyoruz

Köye giriş çıkışları yasaklayan, telefon ve internet hatları kesen devlet güçleri, köye yönelik gaz bombaları ile gerçekleştirdiği saldırılarda yaralananların hastanelere götürülmesine de izin vermedi. Devlet vahşetine ilişkin son durumu ANF’ye aktaran HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca, “Sokağa çıkma yasağı kaldırıldığı halde köyde hala sokağa çıkma yasağı uygulanıyor, insanlar pencerelerine bile çıkamıyor, hastalardan sadece birkaç kişi hastanelere götürüldü, çok sayıda hasta halen bekletiliyor. Hayvanlar ahırlarda telef olmuş durumda, çok sayıda ev ateşe verilmiş, birçok ev de yıkılmış” dedi. Köyde şu anda çatışma ve herhangi bir operasyon olmadığı halde devlet güçlerinin yasağı sürdürmesinin köyde yapılan insanlık suçlarının izlerini silmeye yönelik olduğunu dile getiren Uca, şunları ekledi: “Şu anda köyden halen net bilgi alamıyoruz, infaz edilen üç kişiye ilişkin henüz bir bilgi elde edemedik. Heyetlerimizin köye girişine izin verilmiyor.”

Çıkan kadınlar anlattı

Hasta olduğu için köyden çıkan kadınlar, Türk güçlerinin zulüm estirdiğini anlattı. Askerlerin evini karargah olarak kullandığını söyleyen Necal Doğan, “Evimin bir odasında askerler kalıyor, bir odasında iki kızım kalıyor” dedi. Askerlerin 14 yaşındaki kızını öldürmekle tehdit ettiklerini belirten Necla, “Sana para vereceğiz, bize teröristlerin yerlerini söyle dediler. 14 yaşındaki kızımı çekip, ‘alıp öldüreceğiz’ dediler. Kızım bir haftadır onların elinde. İşkence altındaydık, kendilerine hizmet etmemizi istiyorlardı” diye konuştu.

Necla, bir kadına zorla çıplak arama yapılarak cinsel işkence yapıldığını da ekledi. Amcasının oğluna da işkence yapıldığında müdahale eden Necla, “Ona işkence ettiklerinde çığlıklarından bayıldım, burnumdan kan akmaya başladı, ambulans çağıracağız dediler, ben istemedim. Babam beni hastaneye getirdi. Şimdi iki kızım 12 yaşındaki Menice ve 14 yaşındaki Tuba onların yanında. Çocuklarımın hayatından endişe duyuyorum” dedi.

Bir belge imzalatıldı

Çıplak aramaya maruz bırakılan Fesla Doğan da şunları söyledi: “Dördüncü günde evime baskın yapıldı, arandı. Eşime işkence yaptılar. Bana askerler, ‘konuşursan bir bombayla seni havaya uçururuz’ dediler. Ben ve eşim okuma yazmamız yok, bize bilmediğimiz bir belge imzalatıldı. Hayvanlarımızın bulunduğu ahırı ateşe verdiler… 

Türk’ün zulmü böyledir

Şuan köyde 10 yaşında bir kızım var, orada kaldı. Köyden 50 kişiye yakın gözaltı var, aralarında yaşlı olan da var, çocuk olan da, hasta, engelli olan da var. Türk’ün zulmü böyledir. 1990’larda da bize bunu yaptılar, o zamandan bugüne kadar zulüm ve zorbalık devam ediyor. Bize koruculuk ve ihbarcı olmayı dayatıyorlar, ne korucu oluruz ne de ihbarcı.” 

HDP bilgi istiyor devlet bildiğini okuyor

HDP MYK da dün yazılı bir açıklama yaparak, elektrik ve telefon şebekelerinin kesilmesi nedeniyle orada yaşayan insanlardan haber alınamadığını bildirdi. Sosyal medyaya ‘askerlerin çektiği görüntüler’ adı altında yansıyan fotoğraf ve videolar ile dile getirilen iddiaların son derece vahim olduğunu belirten MYK, açıklamasını şöyle sürdür: “Abluka altında bulunan köyde yaşayanların telefonlarının toplanıp, hepsinin bir evde tutulduğu, köylülere toplu şekilde baskı ve işkence yapıldığı ve bazılarının işkenceyle infaz edildiğine dair iddialar bulunmaktadır.

Köye gitmek isteyen vekil heyetimiz abluka altındaki köye alınmadı. İddiaları yerinde incelemek isteyen heyetimizin köye alınmaması, dile getirilen iddiaları daha da güçlendirmektedir. Üstelik vekillerimizin İçişleri Bakanlığı ve Valilik ile görüşme girişimleri de karşılıksız kalmıştır. Bu açıklamanın yapıldığı saatlerde de vekillerimiz bölgededir ve tüm girişimlerimize rağmen olumlu bir sonuç alınamamıştır.

Bu iddialar doğruysa orada yeni bir insanlık dışı durum yaşanmaktadır. 90’lı yıllardan bildiklerimiz ve son 2 yılda yaşayıp gördüklerimiz bu konudaki endişelerimizi büyük ölçüde artırmaktadır.

Tüm demokrasi ve barış güçlerini, uluslararası kurumları ve kuruluşları acilen incelemeye çağırıyoruz. Bu baskı ve katliam girişimine sessiz kalınamaz.”  



Durmayan çığlık: Bir çare bulun!

Köyden ambulans dışında kimsenin çıkışına izin verilmiyor. Köyden önceki akşam zehirlenme sonucunda ambulansla Nusaybin Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Y. B., şunları anlattı: “Dışarıya çıkana ateş açılıyordu. Zaten erkeklerin çoğunu gözaltına aldılar. Evlere ateş açıldı. Bütün evlerin kapılarını kırdılar. Kızımın bile benimle gelmesine izin vermediler. Özürlü olan bir köylümüz var, yolda yürüyemiyor, yatalaktır. Onun kızını gözaltına aldılar. Yani o kişi tek başına evde ve tek bir ihtiyacını dahi gideremiyor. 70-80 yaşındaki insanları da gözaltına alıyorlar.” 

Köyün ablukaya alınmadan 1 hafta önce Kıbrıs’ta okuyan çocuklarının yanına gittiğini dile getiren S.T. (60) ise, yasak başladığı gün Nusaybin’e geldiğini, bu yüzden köye eşinin yanına gidemediğini söyledi. Eşinin de işkence ile gözaltına alındığı bilgisini paylaşan S.T., önceki gece de kızının evinde iken Nusaybin’de bulunan evlerine polisler tarafından baskın yapıldığını, komşudan anahtarı istemek yerine evlerinin kapısının kırıldığını, polislerin tüm evi dağıttıktan sonra gittiklerini kaydetti. 

Yaşlı ve şeker hastası eşinin yaşamından endişe duyan S.T., şunları söyledi: “Evim barkım köyde. Kimse ne eve gidebiliyor, ne köyden bilgi alabiliyor. Hayvanlarım içerde, ölüler mi, sağlar mı? Bilmiyoruz. Dört bir yandan evleri taramışlar. Eşim gözaltına alınmadan önce onunla konuştum. Feryat, figan ediyordu; ‘Bir çare bulun bana, 4 taraftan tarıyorlar’ diye haykırdı. Döverek Nusaybin’e getirdiklerini duyduk.” 


9 gündür haber yok

Çocuklarının okulundan dolayı bir evlerinin hep Nusaybin’de olduğunu, yasak zamanı burada kalamadıklarını anlatan S.T., “Bugün 9 gün oldu hayvanlarım içerde haber alamıyorum. Elimden bir şey gelmiyor. Evler yakılmış, insanların evlerine kurşunlar yağdırıyorlar. Samanlıkları yaktıklarını söylüyorlar. Kimse dışarı çıkamıyor. Hasta olan 10 kişiden birinin hastaneye gitmesine izin veriyorlar. Diğerleri bekliyor. Ekmek yok, su yok hayvanların inleme sesleri geliyor. Kimse bu köyün havarına neden koşmuyor?” diye konuştu. 

Köyden hastaneye gelmek için çıkanlardan biri olan N.D. bu sabah saatlerinde köylerine 5 kilometre uzaklıkta bulunan Uçkaya köyünden tanıdıklarının kendilerini aradığını ve “Köyden insan bağırışları ve dumanlar yükseliyor” dediğini belirtti. 

Ne yapacağımızı bilmiyoruz 

Köyden telefonuna ulaştığımız H.Ş., isimli köylü, 9 gündür hala askerlerin tek tek evleri gezerek aramalar yaptığını kaydetti. H.Ş., şunları aktardı: “Aradıkları evlerde bir şey bulamayınca, bu kez evdeki erkekler başta olmak üzere herkese şiddet uyguluyorlar. Eşimi de gözaltına aldılar. Götürürken kafasını iki kez kapıya vurdular. Eşimi götürürlerken nereye götürdüklerini, ne için gözaltına aldıklarını dahi söylemediler. Götürürken kafasını vurdukları için beyin kanaması geçirmiş olabilir. Çok korkuyoruz.” 

Evden dışarıya çıkamadıkları için diğer evlerde neler yaşandığını öğrenme şansları olmadığını da ifade eden H.Ş., “Biz dışarıya çıkamıyoruz ama evleri yaktıklarını biliyoruz. Kimlerin evini yakıyorlar bilmiyorum. Caddelere öldürülen hayvanları atmışlar. Çocuklarımız perişan oldu içeride, ne su var ne yiyecek ekmek. Çocuklarım çok korktu, battaniyenin altından çıkamıyorlar. Çıkmamıza dahi izin vermiyorlar. Ne yapacağımızı bile bilmiyoruz.”


 HABER MERKEZİ