
Kandil ve Xakurkê bombalandı
İran ordusu önceki gün ve dün hem Kandil hem de Xakurkê alanındaki köyleri yeniden bombaladı. Diyana’ya bağlı köyler de İran’ın hedefi oldu. Dün sabah saat 04.30 ile 07.00 arasında Kandil’deki Çomi Zeblê ile Dola Berekatê köyleri top atışına tutuldu. Aynı köyler Salı günü 22.00-23.00 arasında bombalandı. Salı gecesinden Çarşamba sabahına kadar Hewler’in Diyana ilçesine bağlı Baleyan, Şêxan, Zengîlî, Kira Kotil, Kanîcengê ve Enzê köylerinin de havan ve katyuşalarla bombalandığı öğrenildi. Salı günü ayrıca Xakurkê’nin Şehit Beritan, Şehit Ahmet ve Kevirê Spi alanlarına yönelik olarak da İran ordusu havan ve obüs saldırısı düzenledi. Bu saldırı sonucu alanda yangın çıktı. İran ordusunun saldırıları sonucu çok sayıda köylü evlerini terk ederek güvenlikli alanlara kaçarken, yaylacılar ise hayvanlarını arazide sahipsiz bırakmak zorunda kaldı.
İran’ın Güneyi’i işgal girişimine ilişkin Kürt Hükümeti ise sessizliğini bozarak İran saldırılarını kınadı. Federal Kürdistan Bölgesi Başbakanı Salih, „İran İslam Cumhuriyeti tarafından bölge sınırlarında, sivil vatandaşların ölümü ve yaralanmaları ile göçe yol açan top atışlarını sert bir şekilde kınıyoruz“ dedi.
‘Saldırılar durmalı
ABD’nin Irak’taki güçlerinin sözcüsü General Jeffrey Buchanan da Hewler’de yaptığı açıklamada, İran saldırılarının durmasını istedi. Buchanan, „Irak’ın güvenliği Iraklı güçlerin elindedir. Bizden hangi alanlara yerleşmemizi isterlerse, oralara yerleşiriz“ dedi. Buchanan, „İran’ın Kürdistan bölgesi sınır köylerine yönelik bombardımanı durdurması ve Irak’ın egemenliğine saygı duyması gerekiyor“ açıklamasında bulundu.
Karakol komutanı öldü
Öte yandan Salı günü sınırı geçmeye çalışırken HRK güçleri tarafından püskürtülen İran gücü 5 kayıp verirken, ölenlerden birisinin Serdeşt’in Newes Köyü nüfusuna kayıtlı korucubaşı Xidir Eskişeri olduğu öğrenildi. Aynı gün Berdenaza’de Zebind Köyü’ndeki askeri karakola bir sabotaj düzenlendiğini açıklayan PJAK kaynakları, karakol komutanının da öldürüldüğünü bildirdi.
Sine’de patlama
Ayrıca geçen hafta Sine kentinde polise yönelik olduğu belirtilen iki ses bombası patladı. Bu eylemleri kendilerine Özsavunma Birlikleri adını veren bir grup üstlendi. Grup, İran’ın operasyonlarını durdurmaması halinde eylemlerinin şiddetleneceği uyarısında bulundu.
30 bin asker eşliğinde
İran ordusunun sınır hattında başlattığı saldırı 10-15 km’lik hat üzerinde konumlanan 30 bin asker eşliğinde sürüyor. HRK gerillalarına göre operasyonun başından bu yana 10’u üst düzey komutan 260’ı aşkın asker öldürüldü, çok sayıda silaha el konuldu. Güney Kürdistan köylerine yapılan bombardımanlarda en az 2 sivil hayatını kaybederken, 800 kişi yerlerinden edildi, 5 ev ve bir okul yıkıldı.
Tarım alanları heba
İran ordusunun bombardımanı nedeniyle top atışları altında kalan Pirelok, Bozi Mergesir, Berd Qelişte, Bınari Kodo, Mergan Kanisipi’nin yukarısı ve Şexan mıntıkaları tamamen boşalma noktasına geldiği belirtiliyor.
Bakan yaralıları ziyaret etti
Kürdistan Bölgesi Sağlık Bakanı Tahir Hewrami ise, İran saldırıları sonucu yaralanan vatandaşların sağlık durumunu yakından görmek için Soran İlçesi’ne gitti. Hastanelerdeki yaralıları ziyaret eden Bakan yaptığı açıklamada, „Biz can tehlikesi olduğu için köylerini boşaltmak zorunda kalan vatandaşlarımızın sağlık durumunlarını kontrol için bir sağlık heyeti hazırladık“ dedi. Bakan, İlçe Sağlık Müdürü yetkilileri ile de görüşerek bilgi aldı.
ANF/KANDİL
Canlı olan herşey hedef
İran ordusu 16 Temmuz’dan bu yana Kandil’de başlattığı operasyonda hedef gözetmeksizin bombardıman yapıyor. Bombardımanlar nedeniyle sivil halkta can ve mal kayıpları meydana gelirken, İran ordusu da çok sayıda askerini yitiriyor. Şiddetli çatışmaları ve bombardımanı yerinde izlemek için bölgeye gittik.
Öğleden sonra kızgın güneş altında araçla ilerledik. Uzaklardan gelen patlama seslerinin birden bire çok yakınımda duyuyorum. Yüz elli metre üzerimizdeki tepeye vuruyor ilk havan güllesi. Ardından seriye bağlanmış katyuşa mermileri… Zomlarda bulunan köylülerle birlikte kaçışıyoruz. Şoförümüz arabaya çağırıyor, „buradan uzaklaşmalıyız“ diyor.
Dürbünle baktığım o tüm İran karakolları aynı anda başlamış olmalı ki, bir anda dört bir yandan bombalar yağmaya başladı. Hemen 100 metre önümüze düşen bombalardan çıkan dumanı yararak ilerliyor arabamız. Sol tarafımızda koyunlarını bırakıp kaçan genç çobanı görüyorum. Az aşağıdaki derede ise bastonlu, 60’ını aşmış yaşlı bir adamı…
Şoförümüz geçemeyeceğini anlayınca, „Burada duralım, bakalım ne olacak, sonra devam ederiz“ diyerek, büyük bir kayanın önüne çekiyor arabayı. Altına girer girmez yakınımıza düşüyor bombalar, roketler... Bağırışlar, bombardıman seslerine karışıyor. Yaklaşık 45 dakika sonra sesler azalıyor ve yola devam ediyoruz. Eşyalarını yüklemiş olan arabalar sıralanmış yol kenarına. Bombardımanın başlamasıyla köylüler, arabalarını terk ederek, güvenli olduğunu düşündükleri kayalıklara ve yol altlarındaki menfezlere sığınmış. Yüzlerce insan, yol kenarında İran bombardımanının durmasını bekliyor.
‘Duman kokusu genzimizi yakıyor’
Etrafımıza bombalar düşerken, Sideka’ya doğru ilerliyoruz. Sinine Boğazı’na ulaştığımızda hedefin Xinêrê olmadığını, gerillaların yoğun kullandığı alanların dışında kalan bölgede bolca olan zomların (yaylalaların) ve köylerin olduğu vadinin de hedef olduğunu anlıyoruz. Genzimizi yakan dumanın boğazı aşınca yanan araziden geldiğini görüyoruz.
Can ve mal kayıpları
Köylere ulaşınca yolun üzerine dizilmiş arabaları, zomlardan inen koyun, keçi sürülerini görüyoruz. Yol tek yönlü tıkanmış. İlk can kaybı haberini de orada alıyoruz. Kelaşin’de bir kişi hayatını kaybetmiş. Karmaşa ile birlikte söylentiler de çoğalıyor. Yaralılardan, telef olan hayvanların sayılarından söz ediyor yolun kenarında dizilmiş köylüler. Bombardımanı duyarak ailelerine yardım için Sideka’dan yola çıkanlar, kaçanlardan bilgi almaya çalışıyor.
Art arda düşen obüs gülleleri
Vadiden aşağı inen köylüler, „Yukarıyı da vuruyorlar, buraya gelecek“ diyorlar. Şoförümüz kendinden emin, ‘bir şey olmaz’ diyor. Üzerimizden keskin bir ses geçerek hemen elli metre arkamızda büyük bir gürültüyle patlıyor. Obüs güllesiymiş...
Arabayı terk ederek, biraz önce yolda gördüğümüz köylüler gibi yolun kenarında güllelerin isabet edemeyeceği bir yere saklanıyoruz. Tam yola koyulmuşken istikametimizde de büyük bir patlama oluyor. Vadiye iniyoruz koşarak. Dağılmışız, arabadaki 6 kişi ayrı ayrı yerlere gidiyor. Tam vadiye inmiş ve güvenlikte olduğumuzu düşünüyorken, 20 metre yakınımızda yeni bir patlama daha. Yere atıyoruz kendimizi...Üzerimiz toprakla doluyor. Korku ve endişe daha da yoğunlaşıyor.
Halk topraklarını terk ediyor
Saat 22.30’u gösteriyor. Bombardıman hızından hiçbir şey kaybetmiyor. Bir kayanın dibine gizleniyoruz. Saat 02.00, bombardıman sesleri kesildi. Kolit’e iniyoruz. Büyük bir sessizlik. Terk edilmiş köyün ışıkları ve başı boş kalmış, karmaşada unutulmuş birkaç hayvan dışında hiçbir yaşam emaresi yok. Uzaktan, yukarılardan inen arabaların ışıkları görülüyor bir de.
Aşağı inince önce 4 kişi öldü haberi geliyor, „onlarca yaralı var“ diyor ardından haberi veren. Yanındaki siyah kırası içindeki kadın dizlerine vuruyor, ağlıyor. Oturup biraz bekliyoruz yanlarında. Haberleri almak için yolun üzerinde bekliyoruz. “Yaralıları ve ölüleri götürdüler” diyor.
Bu yolculuğumuz boyunca, İran ordusu bombardımanlarına aralıksız devam etti. Siviller, büyük bir savaşın yıkıntılarından kaçarcasına yollara üşüşmüşlerdi. Köylerini, topraklarını, hayvanlarını terk etmek zorunda kalan insanlar, can havliyle güvenli yollara akın ediyorlardı.
SİNAN CUDİ - ANF/SİDEKA