Türkiye ve Yunanistan’daki krizlere bakıldığında en önemli özellik, ekonomik alanda yaşanan bütün olumsuzlukların faturasının yoksul halk kesimlerine çıkartıldığıdır. Kriz sadece geniş halk kesimlerini yoksullaştırmıyor, iktidarın topluma yönelik baskılarını da arttırıyor. ZABEL MİRKAN İSTANBUL Türkiye’de, 2018 yılının ilk altı ayında temel tüketim ürünlerinden 14 kaleme art arda zamlar yapıldı. Haziran ayı enflasyon oranı ise 2003’ten bu yana 17,90 ile en yüksek seviyesine ulaştı. Türkiye’de fiyatlar artıp, maaşlar erirken, bir yandan da baskılarda yükselmeye devam ediyor. Türkiye’de bunlar yaşanırken Yunanistan’daki ekonomik krizde neler yaşandığına kısa bir göz atmakta fayda var. Adı konulan ve adı konulmak istenmeyen krizlerdeki benzerlikler, mahiyetleriyle karşılaştırma imkanı veriyor. Kağıt fiyatlarına zam 2018 yılının ilk altı ayında süren ve yurttaşları zorlayan zamlar, ikinci altı ayda da hız kesmeden devam ediyor. Kağıt fiyatlarından ötürü yayıncılık sektöründe büyük kriz yaşanırken, peçete, tuvalet kağıdı gibi temel ihtiyaçlara ayrılan bütçe de gün geçtikçe artıyor. Döviz artışından yüksek oranda etkilenen kağıt fiyatlarının yayın sektörüne yansımasını birkaç örnekle açıklamayalım. Dünya Gazetesi fiyatını 4.25 TL’ye, Sözcü Gazetesi 1.25 TL’ye, Cumhuriyet Gazetesi 2.5 TL’ye Birgün Gazetesi 2.5 TL’ye çıkardı. Leman Dergisi yeni sayısını ‘cep boy’ olarak bastı. Uykusuz Dergisi fiyatını 5 TL’ye çıkardı. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı kitaplarını basamadığı için okurlarından destek istedi. Ayrıntı Yayınları kitap fiyatlarına yüzde 20-40 zam yaptığını duyurdu. 3 yıldır yayın yapan Arka Kapak dergisi artık matbu olarak bayiilerde yer alamayacaklarını duyurdu. Habertürk gazetesi maliyeti gerekçe göstererek yazılı yayın hayatına son verdi. Aydınlık gazetesi Kurban Bayramı’nda yayına 3 gün ara verdi. Sözcü gazetesi ‘Şık’ adlı ekini kapattı. Gıdaya rekor zam Haziran ayında 4,30 lira olan 830 gramlık domates salçası Temmuz ayında 7,25 lira; Ağustos ayında ise 8,40 lira oldu. 1 kilo 300 gramlık bebek maması Ağustos ayında 129 lira iken Eylül ayında 183 lirayı gördü. İthal ürünlerin çoğu raflarda bulunamıyor. Birçok fabrika satışını durdurmuş durumda. Köprüye zam Yeni yılla birlikte Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) otoyol ve köprü ücretlerinde ortalama yüzde 10 ila yüzde 25 arasında değişen zamlar yaptı. Zamlar 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere Boğaz köprülerinde otomobil geçiş ücreti 8,75 TL, otoyollarda otomobil için en düşük geçiş ücreti 2,5 TL, en yüksek geçiş ücreti 25 TL olarak belirlendi. Köprü için geçiş ücreti daha önce 7 TL’ydi. Elektriğe zam Botaş’ın elektrik üreten santrallere verilen doğalgazın fiyatına zam yapmasının ardından, elektrik üretim maliyetlerinde artış meydana gelmişti. Bu nedenle 1 Nisan’dan itibaren geçerli olmak üzere elektriğe yüzde 2,89 oranında zam yapıldı. Yunanistan’daki ekonomik kriz nasıldı? Toplu işten çıkarmaların hız kesmeden sürdüğü, asgari ücretin neredeyse eridiği bu dönem şüphesiz ki Yunanistan’daki ekonomik krizi anımsatıyor. Syriza’nın iktidara gelmeden önce yarattığı atmosferle, Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden çıkacağı düşüncesi pek çok yatırımcının Yunanistan’dan elini ayağını çekmesine neden olmuş ve bu da krizin daha da derinleşmesine neden olmuştu. Özellikle sağlık sektöründe inanılmaz bir gerileme olmuş ve insanlar, daha az para ödemek için düşük dozlardaki ilaçlara razı olmuşlardı. Hastanelerdeki iğneler, parayla satılmaya başlandı. Yunanistan’daki krizin boyutlarını anlamak için Dario Azzellini ve Marina Sitrin’in Amara Yayıncılık’tan çıkan kitapları “Bizi Temsil Edemezler”e bakalım. Deneyimlerini aktaran Yunanlardan biri şöyle diyor: Maaşlar eridi “2010 yılına kadar devlet okulundaki bir öğretmen 1,200 Euro kazanıyordu. Şimdi bütün bu kesintilerden sonra bir öğretmen ayda 700 Euro kazanıyor. Çocuk büyütmek ve banka borcunu ödemek zorundaysanız bittiniz! Ayrıca bu 30-35 yaşındaki kadınlarda da depresyona neden oluyor çünkü çocuk sahibi olamayacaklarını görüyorlar. Benim kız kardeşim 37 yaşında ve bir buçuk yıldır işsiz… Yani o, yolun sonunda anlıyor musunuz?” İşten çıkarmalar arttı Eleftherotypia Gazetesi çalışanlarından Afrodite şöyle diyor: “800’den fazla kişi işten çıkarıldı. Tazminatları ödenmedi ve hala altı aylık alacakları var. Bu gazete, Yunan krizinin bir parçası. Yalnızca büyük basın yayın kuruluşlarından 5500 kişi işten çıkarıldı son dört yılda. Buna 2013 Haziran’ında hükümetin, devlet yayın kurululuş ERT’yi kapatma kararıyla kovulan 2600 kişi dahil değil. Medya sektöründeki işten çıkarmalar, Yunanistan’ın 1,5 milyon işsizler denizinde birer damladır.” Baskılar yükseldi Deneyimlerini aktaran sıradan yurttaşların da aktivistlerin de hemfikir olduğu nokta ise kriz vurmaya başladıktan sonra sosyal devletin yerini polis devletinin aldığı. Yunanistan’da krizden sonra polis tarafından sistematik bir şekilde daha fazla kontrol, saldırı ve pogrom yapıldı. Göçmenlere yönelik saldırılar arttı. Hatta öyle ki, krize neden olanın göçmenler olduğu bile düşünüldü. Bir sürü insan “aile, ulus ve din” gibi temel değerlere geri dönme eğilimi gösterdi ve toplumda buna karşı çıkanlara şiddet çağrıları yapıldı. Krizden sonra Selanik’teki ilk LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde inanılmaz bir tepki oluştu ve insanlar “Sapıklar, sokaklarda geçit töreni bile düzenliyorlar!” diye bağırmaya başladı. Ve bunları söyleyenler faşist partinin seçmenleri değildi. Türkiye’yi önümüzdeki günlerde bekleyen tabloyu dışarıdan görmek açısından Yunanistan’daki tabloya bakmak hayli sarsıcı olacaktır...