Ekonomik kriz zaten birçok sorunla boğuşan kültür yayıncılığını batma noktasına getirdi.
Emeğiyle geçinen küçük ve orta büyüklükteki yayıncı yeni kitap basamaz durumda. Semih Gümüş, kitap ve yayın dünyasının durumunu ”Burası dip nokta. Bataklık... Burada uzun süre kalınamaz" sözleriyle yorumladı.
Türk Lirası'nın hızla değer kaybediyor. Yabancı yatırım ve sıcak para akışı durdu. Türk Lirası yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 22 oranında geriledi. Uzmanlar OHAL, KHK ve Kürtlere yönelik savaşın Türk ekonomisini felakete sürüklediğine dikkat çekiyorlar. Ekonomik kriz toplumun tüm kesimlerini etkilerken, kitap, çeviri ve kültür dünyası da bundan nasibini aldı.
Edebiyat eleştirmeni ve Notos dergisinin yayın yönetmenliğini yapan Semih Gümüş, kitap ve yayın dünyasının zor günlerden geçtiğine dikkat çekti. Ekonomik krizde kitap ve dergi yayıncılığının yaşadığı sorunları Gümüş kişisel twitter hesabında değerlendirdi:
Macera mı, uçurama atlamak mı?
”Bu ülkenin şimdiki ekonomik felaketinde kitap ve dergi yayıncılığı yapmak büyük bir macera mı, uçuruma atlamak mı? Şu anda –küçük ve büyük fark etmez– bütün yayıncılar önlerindeki yüksek duvarın dibinde beklemek zorunda. Çünkü yayımladıkları kitapların baştan zarar edeceği belli.
Yayımlanan kitapların –işçilik dışındaki– bütün girdileri ithal, yani dövize bağlı. Yani kitapların zaten yüksek olan maliyeti dövizdeki büyük yükseliş nedeniyle katlanarak arttı. Beş yıl önce dolar 1,9 TL idi, bugün 4,7 TL Yaklaşık yüzde 150 artış!
Maliyet yüzde 150 arttı
Peki yayımladığımız kitapların ve dergilerin maliyeti yüzde 150 artmışken, satış fiyatları ne kadar arttı? Yalnızca yüzde 50 dolayında. Çünkü yayıncılar kitaplarının fiyatını beş yıl öncekine göre yüzde 150 artıramıyor! Nedeni belli...
Bugün baskı sayısı 1000-2000 dolayındaki kitapların satışından elde edilecek kazanç, maliyetini bile karşılayamaz durumda. Girdiler yüzde 150 arttı. Çeviri kitaplardaki yayın hakları aynı oranda arttı. Kitap fiyatları yüzde 50 artınca çeviri ücretleri de bir o kadar arttı.
Kuyumcudan daha fazla vergi veriyoruz
Sonuç: Daha geçen yıl yayın hakkını aldığımız bir kitap için yabancı yayıneviyle yaptığımız sözleşmedeki dolar ya da euro üstünden yaptığımız anlaşmadan doğan borcumuz, geçen yıl 10.000 lirayken 15.000 lira. Fazlası bizim için açıktan ödenecek tutardır!
Ve bu ülkede yayımlanan kitapların yüzde 80-90'ı 1000-2000 adet basılıyorsa, yayıncıların işlerini sürdürmeleri neredeyse olanaksızın kıyısına gelmiş demektir. Ve küçük bir yayınevi olarak bile Kapalıçarşı'daki kuyumcudan –gerçekten– fazla vergi ödüyoruz.
Dip noktası, bataklık!
Ülkede kültür hayatının getirildiği yer burası. Burası dip nokta. Bataklık... Burada uzun süre kalınamaz. Sözgelimi son aylarda ciddi bir kâğıt sıkıntısı da var. Dışarıdaki kâğıt üreticileri Türkiye'ye verdikleri kâğıt miktarında da kısıtlamalara gidiyor. Ciddi bir sorun var...
Tehlike çok ciddi
Ve okurların bu durumu yakından izlemesi gerekir. Onlar da bilmeli ki, yayımladığımız kitapların ve dergilerin fiyatlarına yaptığımız zamlar, olması gerekenin çok ama çok altında. Kitap ve dergi yayıncılığı, dolayısıyla kültür ve sanat hayatı ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya..."
KÜLTÜR SERVİSİ