İspanya da madenciler 400 kilometre yürüdükten sonra Madrid’e vardı. Orada onlara katılan binlerce insanla, birlikte meydanı işgal etti. Hükümetin ‘ekonomik kriz’den kurtulmak için uygulayacağı ‘kemer sıkma’ politikasına karşı bir eylem bu. ( Küba elçisi Jorge Crespo Milan birlikte konuşmacı olduğumuz bir yerde ‘ekonomik kriz’ i güzel tanımlamıştı. ‘Yıllardır dünya da açlık, yoksulluk, sefalet var. Buna hiç kriz demiyorlar ne zaman ki bankalar zora girdi. O zaman bu ‘ekonomik kriz’ oluyor.’ Diyordu.) Ayrıca krizi ortadan kaldırmak için alınan, ‘kemer sıkma’ politikaları da ne kadar salakça. İspanya da resmi işsizlik oranı yüzde 24 iken bu kararlarla mesela sadece maden sektöründe 25 bin işsiz daha ortaya çıkacak. Geçen ‘Krize karşı el kılavuzu 1’ yazısında kısaca belirttiğimiz durum daha da derinleşecek, devam edecek. Çok basit bir açıdan söylersek, yeterli satış yapılamıyor, ‘tüketim endeksleri düşüyor’ diye tanımlanan krizin, sadece maden sektöründe eklenecek yeni 25 bin işsiz ile ortadan kalkacağını düşünmek salaklıktan başka nedir ki? Bu 25 bin yeni işsiz madencilerde. Ayrıca bu sektöre bağımlı diğer alanların, mahalle bakkalından -ki eğer kaldıysa- ulaşıma, kahvelere hatta ekmeğe kadar bütün harcamaları düşüreceğini, birçok yeni işsiz yaratacağını ve krizi daha da derinleştireceğini düşünememek başka nasıl tanımlanabilir ki? 4 Ocak 2006 yılında, yani bundan 6 yıl önce, ‘Özgür Gündem’ de yazdığım ‘Egemenlere açık mektup’ köşe yazısına gönderme yapmadan duramayacağım.
‘Sayın egemenler sizi hayatım boyunca hiç sevmedim. Muhtemelen siz de beni, farkında olduğunuz zamanlarda hiç sevmediniz ama bugün size bu mektubu yazmayı zorunlu buldum. Mektubuma sayın diye başlamamın nedeni de size olan saygımdan kaynaklanmıyor. Ne yazık ki içimize işleyen terbiye kuralları, okullarınızda yaptırdığınız talimler neticesinde şekillenen bir benliğim var. Ama bütün bunlara rağmen inanın, bütün bu yazdıklarım da nihai derecede samimiyim.
Öncelikle kendi hatamı itiraf ederek başlamak istiyorum. Ben sizi büyük stratejiler belirleyen, bunun için uğraş veren, sizin deyiminizle ‘geniş vizyonlu’ zannederdim. Bir kısmınızın bitirdiği okulların isimleri karşısında kuzuların sessizliğine kapılmamak elde değildi. O okulları da bir bok zannederdim. Ya da gerek imzaladığınız milyar dolarlı kontratlar, gerekse kararlarınızla milyonlarca insanı ölüme sürükleyebilme gücünüz ürpertirdi. Ancak şimdi inanıyorum ki siz de çok çok safsınız. Diplomalarınız, paralarınız ya da hisse senetleriniz saflığınız üstüne serpilmiş karamel izlenimi yaratıyor. ‘…
‘Ey İMF sen neye güvenip Türkiye’ye krediler açıyorsun. (İspanya, Yunanistan, Portekiz… diye bugün bu listeyi uzatmak isterim.) Eyy dünya bankaları sen neye güvenip sözde yatırım yapıyorsun? Hepiniz ama hepiniz bugünü kurtarmak için hareket ediyorsunuz. Elinizde ki paralarınızı bir an önce satmak için geldiğiniz bu ülke verdiğiniz paraları geri ödeyebilecek mi sanıyorsunuz. Ne kadar salaksınız. Daha önce Arjantin de de böyle olmadı mı? Ülkenin bütün kaynaklarını sattırıyorsunuz sonra biz nasıl para kazanıp size geri ödeyebileceğiz. Verdiğiniz ana parayı bile geri alamayacaksınız. Eh işte Arjantin de alamadınız. Arjantin’e övgüler dizen koca koca uzmanlarınız nerede şimdi.’
Abi valla yanlış yapıyorsunuz. Altın yumurtlayan tavuğu, yani bizi kesiyorsunuz. Bütün bunların sonunda ya dünyayı yok edecekseniz ya da devrim olacak. Bizim için hava hoş. Battı balık yan gider...
Ama siz, ekmek musaf çarpsın ki çok salaksınız…
Tabii ki kendimi medyum gibi filan hissetmiyorum. Tam tersi şaşırıyorum. Bugün İspanya, Yunanistan, Portekiz, İrlanda ve diğerlerinde olanları daha önce seyrettim, yaşadım zaten. Ancak burada mutlaka hatırlatmalıyım ki genel sol söylemin ‘kapitalizm kriz içinde, devrim yakındır.’ Tekrarına düşmek istemem. Yani doğru çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üç sıçrar… dört sıçrar, beş sıçrar…17 sıçrar… 42 sıçrar…eğer çekirgenin başına vurmazsak hep sıçrar. Krizlerin içinde yaşamaya alışık bir kapitalizmin, başını krizdeyken ezmezsek o sıçramaya devam ediyor, bizde krizde yaşamaya.
Şimdi ispanya da madenciler Asturias ve Aragon’dan yola çıkarak yaklaşık 400 km yol kat edip Madrid’in ünlü Sol (Güneş) Meydanı’nda buluştu. Umarım sadece meydanları değil madenleri de işgal edeceklerdir.
Çekirge henüz birkaç adım ötemizde, sıçrayıp duruyor…
Krize karşı el kılavuzu-2