Juan Manuel Sanchez Gordillo. İspanya da küçük bir belediyenin başkanı. Kendisini, ÖDP’nin davetiyle geldiği, İstanbul’da tanımıştım. 1979’dan beri belediye başkanıydı. Tarım işçilerinin adayı olarak seçilmişti. Sonra birlikte bölge de ki büyük toprak sahiplerinin topraklarını işgal etmişlerdi. Hükümet binalarını işgal edip, açlık grevleri yapmışlardı. Üretmek için toprak talep ediyorlardı. 1991’de yerel hükümet, onlara kasabaya yakın devlet topraklarını simgesel bir paraya kiralamak zorunda kaldı. İşte o topraklarda, yılardır birlikte üretiyorlardı. Her isteyen, Mariella’ya gelip işlemek için, çalışmak toprak isteyebiliyordu. Tabii ki satmak için alamıyorlardı. Toprak işleyenin, su kullananındı. İşledikleri toprağın, ürünlerini birlikte kurdukları kooperatife veriyorlardı. Birlikte işliyorlardı. Sen ne zaman geliyorsun diye soruyordu.
Birçok kez cezaevine atıldı. İki kez suikasttan kurtuldu. Şimdi yine başı dertte. Süper market soyduğu söyleniyor. İlginç bir soygun biçimleri var. On kişi kadar gidip, boş çuvallara süt, şeker, makarna, yağ dolduruyorlar. Habere göre Gordillo, elinde megafonla marketin önünde duruyor. ‘Bir, iki, üç’ diye sayıyor. ‘Hep beraber yoldaşlar’ diye bağırıyor. Hepsi birden, aynı anda çuvalları dolduruyorlar. Kolektif ve şenlikli. Gordillo; ‘insanların yemek yiyebilmesi için, birilerinin bir şey yapması gerekir.’ Diyor. „Bu yüzden temel gıdaları kamulaştırıp, halkı dağıtıyoruz. En azından çorba yapabiliyorlar.“ Sonra yeniden sayıyor. Bir iki üç....
Uruguay da Tupomoros gerillaları, 1970’in başlarında yiyecek kamyonlarını kamulaştırıp, halka dağıtıyorlardı. Ülkemde 1980’den önce Migros kamyonları aynı şekilde el konulup, gecekondu mahallelerinde dağıtıldı. -Genç olanlar bu kamyonları bilmeyebilir. O zamanlar her mahallede gıda tekellerinin satış yerleri açılmamıştı. Bu yüzden içi, üst üste raflarla dolu, rafları yiyecek, içecek ve her şey dolu, kamyonlar, her gün, bir yerde satış yapıyordu. Yani gıda tekelinin seyyar satıcısıydı. İlginçti ama bir mahallede hızlı bir şekilde halka, her şeyi dağıtabilme olanağı taşıyordu. Bunu düşünerek yapmış olduklarını düşünüyordum. Üstüne bir pankart asılarak kamulaştırılabiliyordu. Kamulaştırmayı, halkın ayağına götürebiliyordun.  
Yazmıştım, henüz geçtiğimiz yıl başı için Buenos Aires de yol kesmiştik. Büyük bir et entegre tesisinin kapısıydı. Yeni yıl gecesi, herkesin et yemek hakkıydı. Elimizde davullar, yolu kesmek için yakılan eski otomobil lastikleri ve bir megafon vardı. –Sanırım megafon dünyanın her yerinde yeni tip bir kamulaştırma aracı.- 40 aile için 300 kilo et kamulaştırıldı. Fabrika, kendisi hazırlayıp verdi. Yoksa senenin en çok satış yaptığı günlerinde, kamyonlarını dışarı çıkaramıyordu. 40 aile Noel babayı beklemedi, Robin Hood oldu.
‘Günlük pratik direniş’ler krizin potansiyel yaratıcılığı ile kapitalizmin damarlarını kesiyor. Gordillo ve arkadaşlarının eylemi, sadece kamulaştırılan 10 çuval temel gıdanın ötesinde, insanın temel haklarını hatırlatıyor. Nasıl ki dağda bir yerde aç kaldığınızda, bir evin içine girip yiyecekleri almak suç değilse, kapitalizmin yarattığı krizde, gıda tekellerinin, yiyecek stoklarını kolektif olarak ele geçirmek suç olamaz. Geçen yıllarda İspanya’nın yüzde 21’e ulaşan işsizlik oranı sırasında, New York Times tarafından bile cennet diye nitelendirilen Mariella’nın belediye başkanı elinde megafonuyla krizdeki bütün dünyaya bağırıyor. Bir, iki, üç... Vamos...