Acının olduğu yerde edebiyat sanat

Dêrsim bir yaradır. Dünü de, bugünü de. Kuşkusuz bu yaranın en çok kanadığı dönem 1938’dir. İnsanlığın vahşet tarihinde yer alan büyük bir kırılma olarak okunmalıdır bu tarih. Kültür sanat camiasında da bu kırılma farklı bakış açılarıyla değerlendirmiştir. Bu bakış açılarını ideolojik, statükocu bir bakış açısı ve insani bir bakış açısıyla yapılan çalışmalar olarak sınıflamak mümkün. Şiirler bir kenara konulduğunda, resmi ideolojinin yönlendirdiği romanlar ilk ürünlerdir. Dönemin karikatürlerinin ve basının dili benzerdir. Devlete başkaldıran asiler ve kahraman askerler vardır. Devletin gücü vardır. Sonra cumhuriyet aydınları el atmıştır olaya. Feodal beyler, kandırılan köylüler ve bölgeye aydınlanma götüren bir Cumhuriyet vardır. Ya da top Osmanlı’ya atılmıştır. 

Yakın zamanda ise, öncelikle Dêrsimli romancıların dili ile anlatılan başarılı çalışmalar vardır. Ses getiren öyküler vardır. 

'Dêrsim Kültür Sanat İçinde' ise, yalın ve sade bir çalışma olarak okura sunuluyor. Kitap, vicdanın bir dilinin, gözünün de olduğunu anlatan değerlendirme yazıları ile; Dêrsim’in şiir, roman, öykü, karikatür ve sinemadaki yeri anlaşılır kılınıp küçük bir Dêrsim bibliyografyası sunuyor okura. Dêrsim meselesi bugün için de bir travmadır. Unutulmamıştır. Aktarıla aktarıla bugünlere gelmiştir. Acının olduğu yerde edebiyat ve sanat vardır. Kültür ve sanatın diliyle anlatılan Dêrsim, ilk kez bu kitap ile irdelenerek, Dêrsim meselesine bakılıyor. 


 KÜLTÜR SERVİSİ