
Tevgera Demokratik Ya Çand û Huner ê Mezopotamya (Mezopotamya Demokratik Kültür ve Sanat Hareketi/TEV-ÇAND), 5. Konferansı’nı Medya Savunma Alanları’nda gerçekleştirdi. KCK Kültür ve Sanat Komitesi tarafından yayınlanan sonuç bildirgesinde, “Özgürlük mücadelemizin kültür, sanat ve edebiyat faaliyetlerinin olduğu tüm alanlardan gelen delegeler ile eylül ayı içerisinde 5. Konferansı’nı başarıyla tamamladı” dendi.
Konferansın oldukça önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçte toplandığına dikkat çekilen bildirgede şunlar belirtildi: “Oldukça önemli bir süreçte toplanan Konferansımız, ‘kültürel soykırım kıskacındaki Kürtleri savunmak’ için kapitalist modernitenin dayatmalarına karşı demokratik modernitenin inşa edilmesi ve Kürt toplumunda yeni bir kültür ve kimliğin yaratılması hedefine bağlı olarak, insanlığın hakikat arayışında içinde bulunduğu kriz koşullarının anlaşılıp aşılmasına dönük tarihsel, güncel ve siyasal değerlendirmeler geliştirdi.“
‘Devrimci Operasyon’ ve Öcalan’ın özgürlüğü
Konferansta, Kürdistan’da yaşanan gelişmeler, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit, Kürt halkına dönük saldırılar değerlendirildi.
Bildirgede, „Elde edilen zaferlerle özgürlüğe doğru ilerlediğimiz bir süreçte sonuca doğru gitmek ancak Önder Apo’nun özgürlüğü ile mümkün olacaktır. Önder Apo tüm bu amansız saldırılar karsısında büyük bir direniş göstererek, 1925’ten bu yana Kürt halkına yönelik olarak geliştirilen komploları ve AKP’nin faşist soykırımcı politikalarını boşa çıkarmıştır. Önderliğin her koşulda yürüttüğü bu direnişe paralel olarak Şemzînan ve Çelê’de geliştirilen devrimci operasyonlar bu büyük direnişin sonucunda gelişmekte ve zafere doğru ilerlemektedir“ ifadeleri yer aldı.
Güneybatı Kürdistan’da gelişmelere dikkat çeken Komite, kültür-sanat alanında da direnişin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bildirgede, Kürdistan ve Ortadoğu’da gelişen savaşların esasta kapitalist modernite ile demokratik modernite arasındaki kültürel savaş olduğu belirtildi.
‘Kapitalizmde kültür yoktur’
Konferansta, siyasal gelişmelerin kültür-sanat ve edebiyat alanına yansımaları değerlendirildi: „Bugün kapitalist hegemonik sistem Önderliğimizin geliştirdiği toplumsal hakikatin kendisi için bitiş olduğunu bildiği için, sanatı ve toplumsal hakikati kültür endüstriyalizmiyle tüketerek bitirmek istemektedir. Liberal bireycilik ve bireysel özgürlük felsefesini geliştirerek, bireyi toplumdan koparıp modernist yaşam tarzını hakim kılmak istemektedir. Kapitalist modernitenin geliştirmek istediği kültür-sanat anlayışında toplumsal kutsalları ifade eden kültürel değerlerimizde anlamını bulan hakikat tutkusu değil, tersine toplumun tüm kültürel ve ahlaki değerlerini en iğrenç yöntemleri kullanarak tüketme vardır. Dolayısıyla kapitalizmde kültür-sanat yoktur. Yaşanan kültür ve sanat adına kültürsüzlüktür, sanat yoluyla geliştirilmek istenen tecavüz kültürüdür, asimilasyondur, kültürel soykırımdır. Bununla yaratmak istediği ise tüm kültürel değer yargılarından ve hakikatten kopartılmış, olabildiğince çirkin ve ruhsuz bir toplumsal gerçekliktir.“
‘Alternatif akademiler kurulmalı’
KCK Kültür ve Sanat Komitesi, alternatifi ise demokratik modernite ile insanı toplumun tarihsel komünal değerleriyle buluşturmak, zihni ve vicdani şekillenmesini geliştirmek, sürekli canlı ve diri tutarak toplumsal hakikatin kültür ve sanatıyla bütünleştirmek olarak belirledi.
Zihniyet ve vicdan devrimi temelinde alternatif sistemin geliştirilmesine dikkat çekilen konferans bildirgesinde, şu konulara yer verildi: „Toplumsal bireyde bilim ahlakı ile ideolojik, felsefi, etik ve estetik değer taşıyan derinlikli entelektüel birikim yaratılmalı. Bu birikimin yaratılacağı temel alanlar akademilerdir. Kapitalizmin özelde sanat alanındaki korkunç tahribatları düşünüldüğünde, kültür, sanat ve edebiyat alanı başta olmak üzere bilimsel temelli entelektüel çalışmalar için akademiler kurmak artık ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu temelde akademilerimiz kültür-sanat çizgimizi esas alarak, hakikat aşkı ile toplum sanatını geliştirerek, toplumu eğitip kültürel değerlerimizi zenginleştirerek gelişimini sürekli kılma misyonuna sahiptir. Bu temelde Konferansımız kültür ve sanat üzerindeki olumsuz etkilere karşı günlük olarak toplumsal bilinç düzeyini geliştirmeyi, halk sanatını savunma ve korumayı TEV-ÇAND emekçileri ve sanatçılarının önüne görev olarak koymuştur.“
‘Popülizme karşı akademik çıkış’
Bildirgede, kültür-sanat alanında orta sınıf çizgisi ve liberalizm dayatmasının ciddi bir sorun olduğu dile getirildi. Devamla „Bunun pratikte somutlaşma biçimi ise, demokratik komünal yaşam değerlerinden kopmak, kapitalist modernitenin popülistleştiren ve starlaştıran yaşam ve ilişki tarzına savrulmak olmuştur“ ifadelerine yer verildi. Buna karşı zihniyet ve vicdan devrimi perspektifiyle yeni akademik çıkışların gerekliliği vurgulandı.
Bildirgede, kültürel direnişi geliştireceklerin kendilerini kurucu kadro olarak örgütlemelerini istedi.
Kültür kırıma karşı mücadele
KCK Kültür ve Sanat Komitesi, bildirgede son olarak şu çağrılara yer verdi: „Konferansımız Önderliğe ve şehitlere bağlılık temelinde kararlara gitmiş, kültür-sanat çizgimiz ile kadro ve eğitim politikasına yönelik yeni kararlar almış, önümüzdeki süreci kapsayan planlamalar oluşturmuştur. Yine kültür, sanat ve edebiyat çalışmalarında kültürel soykırım kıskacını Önder Apo’nun yeni paradigmasıyla aşıp, demokratik ulusun demokratik komünal değerler temelinde inşası için kararlılığını ortaya koyarak, demokratik çoklu toplum ilkelerine dayalı ve kendi öz değerlerini koruyan bir tavır içinde olacağının sözünü vermiştir. Son olarak, başta Kürdistanlı kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımızı direniş kültürümüzü zafer ruhuyla yükselterek, AKP faşizminin geliştirdiği kültür kırım politikalarına karşı durmaya ve duyarlı olmaya çağırmıştır.”
‘Önce sistemden kopuş gerekli’
Kültür ve Sanat Komitesi, sanatı ideoloji, felsefe, toplumsal ahlak ve örgütlülükten kopuk ele alan modernist sistemin bireyci, maddiyatçı ve popülist sanat ve sanatçı anlayışına karşı da mücadele çağrısı yaptı. Mücadelenin öncelikle kapitalist sistemden kopuş ile başlaması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: „Çünkü sanatçıların sanat anlayışında açığa çıkan durum, ideolojiden kopuk yaşama ve sanatsal düzlemde kendisini ifade etme gerçeğidir. Bu da ciddi yanılgıları beraberinde getirmekte, sorumluluk bilincinden ve ciddiyetten uzak bir biçimde starlaşma eğiliminin gelişmesine yol açmaktadır. Kültür-sanat çalışmalarında bu tür eğilimler demokratik komünal değerlerimizden koparak, kapitalist modernitenin yaşam ve sanat anlayışına benzeşen iktidarcı eğilimleri geliştirmiştir. Böylece sanat alanı adeta bir sermaye alanına dönüşmüştür. Bu da kapitalist modernitenin temel ayaklarından biri olan endüstriyalizme hizmet ediyor. Oysa toplumsal hakikat arayışı toplumun başına bela olmuş kapitalist sistemin geliştirdiği bütün haksızlıklara karşı mücadele ile başlar. Acı çekmek görmenin bedeli ise, sanatçı da toplumun gören gözüdür. O halde sistem karşıtı duruşu ilk yaşayıp yaşatması gereken kimse sanatçı olmaktadır.“
ANF/BEHDİNAN