Son yüzyıla yaptıklarıyla damga vuran feminist hareketler, devlet eksenine girmeye, kitleden kopuk yapılara sıkışmaya başladığı noktada Kürt kadınlar, legal siyasetten kurumsallaşmaya, kooperatifçilikten politik alanlara yayılan, söz, eylem, pratik, ideolojik yelpazede genişlemeye doğru gitti.

Kürt kadınlarının Rojava’da ortaya koyduğu direniş pratiği ve yarattığı kurumsallaşma, başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Latin Amerika’daki kadın oluşumları arasında da Kürt kadın deneyiminden yararlanmaya doğru evrilen süreci başlattı.

Gelinen aşamada, Kürt kadınların bir çemberi kırdığı söylenebilir. Batıdan dünyayı aydınlattığını düşünen feminist yaklaşıma karşı, doğunun mağduru olarak görülen kurban kadınlar, kendi mücadele deneyimleriyle genç kuşaklara esin kaynağı ve kimi alanlarda önder olmayı başardı.

 

SELMA AKKAYA

Avrupa’ya Kürt göçünün yaşandığı 1980 darbesinden sonra oluşmaya başlayan Kürdistani kurumlarda kadınlar, ilk andan itibaren aktif özne olmayı başardılar. Ama kadınlar, tarihi daha çok katliamlarla, talan ve işgallerle dolu, bölgenin yerleşik en eski halklarından biri olan Kürtlerin, yüzlerce yıldır hala bir statü elde edememesi üzerinden mücadelelerini şekillendiriyorlardı. Diğer kadın hareketleriyle ilişkilerini de bu temelde geliştiriyorlardı. 2000’li yıllara kadar Türkiye’deki Kürt Kadın Hareketi’nin, kadın ve toplumsal cinsiyet konuları dışında başta Kürtlere dönük baskılar olmak üzere insan hakları, anadil meselesi, vatandaşlık talepleri ve kültürel haklara ilişkin temalarla dolu olması, Avrupa’daki Kürt kadınlarının da uluslararası kadın hareketleriyle bu başlıklar ekseninde buluşmalarına vesile oldu. Kürt Kadın Hareketi’nin politik katılım ve mücadelesi 2000’li yıllardan itibaren daha görünür olurken, uluslararası kadın platformlarında daha görünür hale gelmenin ve bu platformlarda Kürt kadınları farklılıklara rağmen ortak politika üretebilme, birlikte dayanışabilmenin yollarını aramıştır.

Mağdur olmaktan çıkış!

Avrupa çapında birçok ülkede kurumsallaşmaya başlayan Kürt kadınları 2000’li yılların ortalarından sonra daha görünür olmalarına karşın, feminist çevreler Kürtlerin özgürlük mücadelesine sempati duysalar da Kürt kadınlarına bakış açısı “mağdur, kurban” olmanın ötesine geçememiştir. Bu aynı zamanda Avrupa’daki birçok feminist kadın hareketinin sistemi bütünüyle karşısına alan bir duruştan çok, çeşitli talepler etrafında düzen içerisinde daha çok da parlamento etrafında çözüm arayışlarına endekslenmesi ile aynı döneme denk geliyor. Diğer taraftan kadın hareketlerinin Avrupa Birliği fonları üzerinden aldıkları paralarla projeler geliştirdiği, politikalarını onların normlarına uydurmayla da bağlantılı olduğu için, Kürt kadınlarıyla ilişkileri politik olmaktan çok, mağduriyet üzerinden şekillendi. Bütün bunların temelinde, Avrupalı feminist hareketlerin düşünsel odak olarak kendilerini “üçüncü dünya” kadınları olarak tanımladıkları grup, çevre ve hareketlerden üstün görmeyle de doğrudan bağlantılıydı. Oysa son yüzyıla yaptıklarıyla damga vuran feminist hareketler, devlet eksenine girmeye, kitlelerden kopuk kurumsal yapılara sıkışmaya başladığı noktada, Kürt kadınları legal siyasetten kurumsallaşmaya, kooperatifçilikten politik alanlara yayılan, kendini geliştiren söz, eylem, pratik, ideolojik yelpazede genişlemeye doğru gidiyordu.

2013 bir dönüm noktası!

Tarihi katliamlarla, talan ve işgallerle dolu Ortadoğu’nun yerleşik en eski halklarından biri olan Kürtler, yüzlerce yıldır hala bir statü elde etme mücadelesi içindeler. Kürt kadınlar, hem Kürt olmalarından kaynaklı etnik kimlik haklarını, hem de kadın olmaktan kaynaklı cins kimliği haklarını ihlal edenlerin katmerli saldırısı karşısında yarattıkları son otuz yıllık mücadele deneyimleriyle, asıl olarak 2013’ten sonra daha etkin bir biçimde uluslararası alanda görünür hale geldi. Bu anlamda Paris’te yaşanan katliam bir dönüm noktasıdır. Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katledildiği 2013 yılı Ocak ayından sonra, Avrupa, Kuzey Afrika  ve Latin Amerika’ya uzanan geniş bir yelpazede Kürt Kadın Hareketi, hakikat ve adalet arayışını dillendirirken daha farklı kadın oluşumlarıyla ilişkilenmeye başladı. Düzenin sınırları içerisine sıkışmış feminist çevrelerin dışında, otonom gruplar, üniversite çevrelerindeki çeşitli kadın grupları, anarşist yapılanmalar vb. ile ilişkilenen Kürt kadınları etrafında, onları sadece mağduriyeti üzerinden sahiplenen ve dayanışan kadınların ötesinde, ideolojik ve pratik olarak merak eden, araştıran ve eylemlerine dahil olan kadınlar var olmaya başladı. Farklı ülkelerde bulunan bu grupların merkezi çatı haline gelmiş örgütlenmelere yaptığı basınçla örneğin; Dünya Kadın Yürüyüşü 2014 yılında örgütlediği “dünyayı dolaşan karavan” eylemini Nisêbîn’den başlatmak durumunda kalmıştır.

   

Deneyimlerin aktarılması!

Fransa özgülünde aynı şekilde 8 Mart eylemi üç Kürt kadına adanmış ve Kürt kadınları en önde yürümüştür. Bu süreç Kobanê direnişi sürecinde yeni bir aşamaya ulaşırken, artık Rojava’ya giden kadın direnişçilerden, sınırda Kürt kadınlarıyla omuz omuza nöbet tutan kadınlar ve Kürt kadınlarıyla dayanışma temelinde kurulan çeşitli oluşumların ortaya çıktığını görüyoruz. Kürt kadınlarının Rojava’da ortaya koyduğu direniş pratiği ve yarattığı kurumsallaşma, başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Latin Amerika’daki kadın oluşumları arasında da Kürt kadın deneyiminden yararlanmaya doğru evrilen süreci başlattı.

İtalya’da kadın evlerinin yaptığı programlarda Kürt kadın deneyiminin özel olarak incelenmesi, Fransa’da otonom grupların ZAD’da (Havaalanı yapımına karşı yıllardır sürdürülen direniş alanı) bulunan grupların Kürt kadınlarının ortaya koyduğu deneyimden esinlenerek çeşitli çalışmalar başlatması, 9 Ocak’ın dünya politik kadınların kırımına karşı gün ilan edilmesi, Fransa’da Sarı Yelekli kadınların aynı yürüyüşü örgütlemesi, yine 15 Şubat komplosuna karşı yapılan uzun yürüyüşlerde genç Avrupalı kadınların yürüyüşçü olmasına kadar birçok alanda Kürt kadınları mücadele pratikleriyle etkide bulunmaya devam ediyorlar.

Ortak projeler

Tüm bu deneyimler Kürt Kadın Hareketi’nin yaratmış olduğu birikim içerisinde istenilen düzeyde olmasa da Kürt kadınları bugüne kadar var olan klişeyi yıkmıştır. Avrupa merkezli feminist yaklaşım, aydınlanmanın kendilerinden doğru dünyanın diğer ülkelerine yayıldığı fikri üzerinden giderken, artık onlardan beslenemeyen Avrupalı genç kuşaklar, otonom gruplar, mevcut sistem içerisine sıkışmış hareketlerin çıkışsızlığı karşısında arayışlarını sürdürürken, Kürt kadın hareketi deneyiminden beslenerek özgün örgütlenmeler, sınır-ulusları aşarak, enternasyonalist bir eksende Kürt kadınlarıyla buluşuyor. Jineolojiye merak, askeri alanda Kürt kadınlarının yaratmış olduğu kurumlara sempati, Rojava’da kurulan Kadın Köyü, eşbaşkanlık sistemi, kadınların kendi ekonomik örgütlenmeleri. (Örneğin Fransa’da Nantes bölgesindeki otonom alanda kadınların alternatif tıp için oluşturdukları kadın bahçelerine esin kaynağı olurken, Rojava’daki ekolojik projelerle paralel ortak projeler geliştirmeye kadar evrildi.)

Son yılların bu deneyimi Kürt Kadın Hareketi tarafından Frankfurt’ta düzenlenen Uluslararası Kadın Konferansı ile yeni bir boyuta taşındı. Bugüne kadar, kendi deneyimini çeşitli platformlarda aktaran Kürt kadınları bu kez, Latin Amerika’dan Asya’ya, Afganistan’dan Avrupa’ya uzanan katılım profiliyle, kadın mücadele deneyimini masaya yatırdı. Emperyalist ve kapitalist dünyada kadın deneyimlerinin buluşmasının öneminin vurgulandığı konferansta, aynı zamanda ortak mücadele yürütmenin yol ve yöntemleri konusunda arayışlar bir araya geldi.

Daha güçlü araçlara ihtiyaç!

Bugün, alternatif arayışı olan kesimler içerisinde bir etki yaratan Kürt Kadın Hareketi’nin sadece fiziki temasla değil aynı zamanda kendi mücadele deneyiminden ortaya çıkardığı yazılı kaynakları farklı dillerde daha geniş kitlelere ulaştırma konusunda çaba harcaması gerektiği aşikar. Aynı şekilde teknolojinin yaratmış olduğu internet imkanı üzerinden tüm yazılı ve görsel kaynakların uluslararası boyutta sunuma açılması, bugüne kadar seminerler, toplantılar, uluslararası sempozyumlar vb. ile yaratılan bu ideolojik ve siyasal etkiyi kat be kat aşacak bir etkileşim yaratacağı gerçeği gözden kaçırılmamalı.

Gelinen aşamada, Kürt kadınlarının uluslararası düzeyde bir çemberi kırdığı söylenebilir. Batıdan dünyayı aydınlattığını düşünen feminist yaklaşıma karşı, doğunun mağduru olarak görülen ‘kurban’ kadınlar, kendi mücadele deneyimleriyle genç kuşaklara esin kaynağı ve kimi alanlarda önder olmayı başardı.

YARIN: Jineoloji Komitesi’nden Zilan Diyar, Kürt kadınların evrenselleşen mücadelesi ile ilgili sorularımızı yanıtladı.