
Türkiye’nin önemli turistik merkezlerinden İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda dün yaşanan patlamada en az 10 kişi yaşamını yitirdi. Ankara, Diyarbakır, Suruç saldırılarının aksine AKP DAİŞ‘li tetikçiyi jet hızıyla teşhis etti. Türk Cumhurbaşkanı, bütün dünyaya “teröre karşı bizi destek olun” çağrısı yaptı.
Ölenlerin tümü turist
Sultanahmet Meydanı’nda yerel saatle 10.20’de patlama meydana geldi. Taksim, Beşiktaş, Çağlayan, Eyüp, Sirkeci, Fındıklı ve Kasımpaşa’dan da duyulan patlama sonucu İstanbul Valiliği’nin verdiği ilk bilgiye göre en az 10 kişi öldü, 15 kişi de yaralandı. Patlamanın Alman turist kafilesi içinde gerçekleştiği ve ölenlerin tamamının turist olduğu netleşti.
58 dakika sonra yayın yasağı
Saldırının oluş biçimi, saldırganların bağlantıları hakkında konuşulmasını istemeyen AKP hükümeti patlamadan 58 dakika sonra yayın yasağı getirdi. Roboski, Reyhanlı, Soma, Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamlarına ilişkin de yayın yasağı ve ardından dosyalara gizlilik kararı konulmuştu.
Bu ne pazarlama hızı!
AKP daha önceki DAİŞ katliamlarının aksine bu kez tetikçiyi erken tespit etti. Ankara Katliamı ardından günler sonra açıklama yapan Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün hemen kameralar karşısına geçerek, patlamayı kınadı. Saldırıyı “Suriye kökenli bir canlı bombanın yaptığını” söyleyen Erdoğan, “Bizim için DAİŞ’le PKK’nın PYD’nin… Ne olursa olsun terör örgütlerinin bir farkı yoktur. Ayrım yapmaksızın aynı kararlılıkla mücadele yürütüyoruz. Dünyada DAİŞ denilen terör örgütüyle Türkiye ile kararlı mücadele yürüten ve bedel ödeyen bir ülke var mıdır?” sözlerini sarf etti.
Sonunda DAİŞ diyebildi
Davutoğlu başkanlığında Çankaya Köşkü’nde gerçekleşen güvenlik zirvesi ardından açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş da “Parçalanmış bir cesedin canlı bombaya ait olduğu tespit edilmiştir. İlgili birimlerin çok titiz çalışmaları sonucu canlı bombanın 1988 doğumlu Suriye uyruklu birisi olduğu tespit edilmiştir” sözleriyle açıklama yaptı ancak DAİŞ telaffuzundan kaçındı. Kurtulmuş’un açıklamasından birkaç saat sonra saldırganın Suudi Arabistan doğumlu Nabil Fadlı adlı kişi olduğu açıklandı. Saldırıyla aynı gün peşpeşe açıklamalarıyla şaşırtan devlet kanadından son olarak Türk Başbakanı Davutoğlu’ndan açıklama geldi. Davutoğlu saldırganın “DAİŞ mensubu” olduğunu söyleyerek Erdoğan’ın destek çağrısına katıldı. “Terör bütün dünyada mezhep, bölge ayırımı yapmadan insanlığa savaş ilan etmiş durumda. Bu alçakça saldırılar, bazen Paris, Londra... Suruç’ta, Ankara’da, İstanbul’da olabiliyor” dedi.
Ankara’da 3 aydır sonuç yok
100 kişinin yaşamını yitirdiği Ankara Katliamı ardından devlet yetkilileri hiçbir bilgi vermediği gibi, “kokteyl eylem” gibi tanımlarla saldırının faili konusunda muğlaklık yaratılmak istendi. İkinci canlı bombanın kimliği ise 3 ay sonra açıklanabildi.
DAİŞ’liler dışarda
Başbakan Davutoğlu “Elimizde intihar eylemcilerinin listesi var ama eylem yapmadan yakalamayız” sözleriyle DAİŞ’lilere dokunulmadığını itiraf ederken, gözaltına alınan veya tutuklanan DAİŞ’liler de salıverildi. Son olarak 5 Ocak tarihinde Erzurum Aşkale’de Geri Gönderme Merkezi’nde tutulan bir DAİŞ‘li “camdan kaçtı.”
Cerablus planı
İstanbul’da sadece turistleri hedef alan patlamanın zamanlaması da dikkat çekici. Bilindiği gibi Türk devleti, Kobanê ile Efrîn arasındaki bölgenin çetelerin kontrolünde kalmasını istiyor. Bunun için de bütün dünyanın reddettiği DAİŞ‘i Cerablus’ta tutma imkanı kalmadığı için Ezaz’daki El Nusra ve Ehrar El Şam öncülüğündeki çeteleri, hem Cerablus hem de Efrîn’e doğru salıyor. QSD’nin Teşrin operasyonuyla Fırat’ın batısına geçmesiyle telaşa kapılan Türk devleti, Cerablus’u DAİŞ’ten diğer çetelere devretmek istiyor. Son günlerde Cerablus’un bazın köylerinden devir gerçekleşti. Türk medyası, bu değişikliğinin Türkiye’nin topçu desteğini alan Ehrar El Şam ve partnerlerinin marifetiyle sağlandığını duyurdu. Türk devleti, QSD’yi durdurmak için Cerablus’a hızlı müdahalenin ve işgalin planını yapıyor. Türk devlet erkanın dünkü açıklamaları da bu patlamanın operasyonel bir hamle olduğu kuşkusunu artırıyor.
İSTANBUL