
Eğitimciler yerelden seçilmeli
Çocuk istismarı olaylarında eğitimcilerin çocuklarla kurduğu diyaloğun sorunların tespiti ve çözümü noktasında hayati önem taşıdığını ifade eden Cizre Eğitim-Sen Temsilcisi Osman Tetik, Kürdistan'da bulunan eğitimcilerin çoğunun Türkiye kentlerinden gittiğini, dolayısı ile öğrencilerin kültürlerini bilmediğinden herhangi bir yardımda bulunamadığını, bu yüzden eğitimcilerin yerelden seçilmesi gerektiğini söyledi.
Savaşın yarattığı travma etkili
Kürdistanda yaşayan çocukların savaş ortamında büyümelerinden kaynaklı ruhsal sorunları zaten yaşadığının altını çizen Şırnak Tabipler Odası Başkanı Azad Karagöz ise, savaş ortamında yetişen ve ölümlerden köy yakmalara kadar birçok olumsuzluğa tanıklık eden gençlerin ağır travmalar yaşadığını ifade etti.
Son dönemlerde açığa çıkan çocuk istismar vakalarının sayısında artış olmasının nedenlerinden bir tanesinin ise, savaş koşullarında büyüyen bu çocukların yaşadığı travmaların sonucu olduğunu dile getiren Karagöz, "20'li yaşlardaki gençlerin çoğu savaş koşullarında çocukluğunu geçirdi ve evinin yakılışına, babasının öldürülüşüne, kadınlara tecavüz edildiğine tanıklık etti. Gelişim süreci anormal bir şekilde seyreden gençlerin böylesi sapkınca eğilimlerde bulunması içten bile değil" şeklinde konuştu.
STK’ların sessizliği ürkütücü
"Artan bu olaylar karşısında halkın ve STK'ların sessiz kalışı en az bu olaylar kadar ürkütücüdür" diyen Karagöz, yaşanan olaylar karşısında ciddi bir tepkinin ortaya konulmadığını ifade etti. Bu konuda bölgedeki STK'lara ciddi görevler düştüğünü belirten Karagöz, "Bir STK olarak en başta biz özeleştirimizi veriyoruz. Çünkü son dönemde bu tarz olaylar karşısında üzerimize ölü toprağı serilmişçesine sessiz kalışımız, halkta da ciddi bir tepkisizlik halini ortaya çıkardı. En başta biz STK'lar olarak insani ve vicdani bir sorumlulukla gerekli duyarlılığı oluşturmalıyız" dedi.
'Göç önemli bir etken'
Şırnak Belediyesi bünyesinde faaliyet yürüten Zahide Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyoloğu Ayfer Şahin ise, cinsel istismar vakalarının kapalı toplumlarda görünür olmadığını, özellikle çocuk istismar olaylarının ahlaki yapı gereği ayıp görülüp bir şekilde gizlendiğini söyledi. Cizîr'de son dönemde yaşanan vakaların aslında madalyonun sadece görünen yüzü olduğunu belirten Şahin, bölgenin en büyük dinamiklerinden birinin de göç unsuru olduğunu ifade ederek," Çünkü siz aileleri, bireyleri kendi doğal ortamından yerinden yurdundan edip, çok yabancısı olduğu bir sosyal yapının içerisine itiyorsunuz. Göçle birlikte kentlerin kenar mahallelerine mahkum edilen kalabalık aileler tek göz evlerde yaşamaya mecbur kaldı" dedi.
Meslek grupları sorumluluk almalı
Cinsel istismar suçunu işleyen kişilerin genellikle çocukluğunda istismara maruz kalmış ve psikolojik sorunları olan kişiler olduğunu belirten, Şirnex SES üyesi Psikolog Mehmet Cevat Gizlenmiş de, tüm meslek gruplarının konuya önemle eğilerek, aileleri ve çocukları ciddi bir eğitimden geçirmesini istedi.
İstismar oranı yüzde 78
SES üyesi Uzman Psikiyatri Dr. Atilla Tekin ise, 12 yaş altı Türkiye nüfusunun yüzde 78'inin duygusal, fiziksel ya da cinsel istismarla büyüdüğünü kaydederek, "Bu ciddi oranın ileride toplumsal bir psikiyatrik bozukluğa, hastalığa da neden olabileceği" uyarısında bulundu. Tekin son olarak şöyle konuştu: "Bu kişilerin çoğu ileride, öğrenilmiş bir davranış biçimi olarak özellikle kendi bakımları altındaki kişilere karşı cinsel, fiziksel veya duygusal istismar eğilimi gösterebilir. Eğer cezalar caydırıcı olsaydı son dönemde artan suç oranı sayısı bu kadar fazla olmazdı. Halbuki bizim, olay yaşanmadan önce alınacak tedbirler üzerinde düşünüp çalışmamız gerekiyor."
DİHA/ŞINEX