Büyük Ekim Devrimi’nin sembolü “kızıl askerdi”.

Ama bu asker, “yarım askerdi”. Çünkü Ekim Devrimi’nin sembolünde “kadın asker” yoktu. Cepheden dönen Bolşevik asker “kızıl erkekti”, o nedenle “yarımdı”.   Tüm Kürdistan Devrimi’nin ve özellikle de Rojava Devrimi’nin, Kobanê devrimci zaferinin simgesi ise “mor gerilladır”. Yanındaki “sarı, kırmızı ve yeşil erkek gerilla” ile birlikte, bu gerilla “tam gerilladır”.

Ekim Devrimi’nin bir yenilgi nedeni, “kızıl askerin yarım asker” oluşuydu. Gerçi devrimin ertesinde “kadının özgürlüğü” için “çok şey” yapıldı. Özbekistan’da kadınar, kitlesel mitinglerle “burkalarını” attı. Toplumsal, ekonomik ve siyasi hayata yürüdü. Ama bunlar “devrimin zaferinden” sonra oldu. İktidar gücüne dayandı. Yani “erkek egemenliğinin en korkunç icadı” olan “devlet gücüyle” çağ dışı, ataerkil, erkek egemen kültüre karşı “özgürleşti.”

“Devlete” dayanarak “özgürleşen” Orta Asya kadını, o nedenle “özgürleşemedi”. “Erkek egemen devlet”, kendi eliyle “tanıdığı” özgürlüğü, ilk fırsatta geri aldı. Şimdi “burkayı“ atan Müslüman kadın, yeniden “burka”nın içinde kayboldu gitti. Baksanıza kadını zorla “burka”ya sokan DAİŞ onu “pazarda satıyor.”

Türk İstiklal Harbi’nin simgesi de “Kemalist zabittir”... “Erat” firar etmiş, “zabit” cephede ölmüştür. O “zabit” de tıpkı “Kızıl Asker” gibi “yarım zabitti”. İstiklal Harbi’nde kadın “kağnıya koşulmuş“tur ama onun “zabitan” içinde yeri yoktur. Cumhuriyet “devrimi” elbette “kadın” için “çok şeyler” yapmıştır. Kadınla erkeğin eşitliğini hukukuna geçirmiştir. Ama bu haklar “erkek egemenliğinin örgütlü biçimi olan devlet” tarafından tanınmıştır. Öyle olduğu için, aradan zaman geçmiş, “kadının fıtratı erkekle eşit olmasına izin vermez” diyen bir “erkek” devletin başına, nice kadının sırtına basarak gelmiştir.

İstiklal Harbi’nin “devrim” düzeyine yükselemeyişi, “Kemalist zabitin” “yarım zabit” olmasıyla yakından ilgilidir.

Ve işte şimdi “işgalcilere” karşı ayaklanan Kürdistan’ın sembolü, omuzunda, “gerilla içi demokrasi ve eşitlik adına” apolet taşımayan “mor gerilla komutanıdır”. Bu tam “komutandır.” Diğer yarısı “üç renkli erkek komutandır”.

Ne Ekim Devrimi’nin “devrim sonrası kadın reformları” ve ne de Cumhuriyet’in “zafer sonrası kadın inkılapları“ kadını özgürleştirebildi. O yüzden de Ekim Devrimi yenildi. Cumhuriyet yozlaştı. Erkeğin “fıtratındaki” “iktidarsızlık korkusu”nun kışkırttığı “iktidar olma tutkusu” savaşların, iktidar kavgalarının, yolsuzlukların, diktatörlüklerin, katliamların ve soykırımların, diğer nesnel nedenler yanında “cinsiyetçi topluma özgü” başlıca sebebi oldu.

Tarihte sosyalizm “yarım sosyalizm”di, “ulusal kurtuluş savaşları ve devrimleri” de “yarım”dı. Bugün Öcalan’ın deyimiyle “kapitalist modernite” insanlık uygarlığını barbarlığa doğru götürüyorsa, bu “yarım devrimlerin” yenilgiye mahkum oluşlarındandır.

O nedenle, gözümüzün önünde gerçekleşen Kürdistan Devrimi, “sembolünde mor gerillanın” yer aldığı “tam devrim” olarak, bize, insan uygarlığının geleceği için büyük bir umut veriyor.

Neden? Çünkü o yarın, devrimin zaferinden sonra, özgürlüğünü “erkek egemenliğinin örgütlü biçimi olan devlete” borçlu olmayacak, bırakalım devleti, “devrime” de, “devrim sonrası kurulacak devlet olmayan devlet” biçimindeki “demokratik cumhuriyete” de borçlu olmayacak. Çünkü devrimi o yapıyor. “Demokratik Cumhuriyeti” o inşa edecek. “Tam devrim” demek, “kadının kendi kurtuluşunu kendisinin sağlaması” demek. Kendi kurtuluşunu kendisi sağlayan kadın “erkek egemenliğini” yok etmiş, “egemen erkeğin koruyuculuğundan” ve “vesayetinden” kurtulmuş demektir. “Cinsiyet özgürlükçü toplum” bu “özgür kadın iradesi” olmaksızın, sadece bir hayaldir. Özgür olduğu zaman, “mor gerilla” bu dünyada “borçsuz” yaşayacak.

Kürdistan Devrimi, 8 Mart’a yepyeni bir iç erik kazandırdı.

“Mor gerilla” tüm insanlığın kurtuluş idealinin “simgesi” haline geldi.

“Yeni 8 Mart” hepimize kutlu olsun!..