
Paris'te, 9 Ocak 2013'te suikast sonucu katledilen üç Kürt kadın devrimciden Leyla Şaylemez'in en büyük özlemi, Amed Newrozu'na katılmaktı. Dayısı Hamdullah Şaylemez, onun daha 17 yaşında seçimini yaptığı yolda ilerlediğini belirtirken, yengesi Nursel Şaylemez ise erkek egemen sistemin kadınlara biçtiği rollere tahammül etmeyen Leyla'nın, "Kendinizi ezdirmeyin, koruyun. Sizin erkeklerden hiçbir farkınız yok" dediğini anlattı.
Fransa'nın başkenti Paris'te bulunan Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda henüz 25 yaşındayken katledilen Leyla Şaylemez, dünyaya gözlerini açar açmaz karşılaştığı baskı, zulüm ve adaletsizliğe karşı hak ve özgürlük çizgisini ömrüne sığdıran kadınlardan. Aslen Amed'in Licê ilçesinden olan Leyla, devletin baskı ve zulmünden dolayı 37 yıl önce Mersin'e göç etmek zorunda kalan 8 çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak 1988 yılında Mersin'in Yenişehir ilçesinde dünyaya gelir. Gözlerini açar açmaz devletin zulüm yüzü ve Kürt halkının direnişi karşılaşan Leyla daha 2 yaşında iken, baba Cumali Şaylemez devletin baskı ve zulmünden kaçarak Almanya'ya yerleşir. Çocukluğu Mersin'in eski adı Barbaros ve şimdiki ismi ise Eğriçam Mahallesi'nde bulunan iki katlı bir evde annesi, kardeşleri, kuzen ve amcaları ile geçen Leyla, 1994 yılında eğitimini ikinci sınıfta bırakarak ve 5 kardeşi ile Almanya'ya gider. Leylalardan 1-2 yıl sonra ise bu kez anne ve 2 kardeşi Almanya'nın göç yollarına düşer. Birlikte büyüdüğü çocuklar içerisinde hareketliliği, inatçılığı ve kararlı duruşu ile dikkat çeken Leyla, çevresi tarafından atılgan, mücadeleci ve asi olarak tanınır.
1994 yılında Almanya'nın Halle kentine yerleşen ve okula gitmeye başlayan Leyla, 9 yıllık eğitiminden sonra üniversiteye girmek için hazırlıklara başlar. Bu sırada Kürt hareketini tanımaya başlayan ve aktif bir şekilde çalışmalarda yer alan Leyla, 6 yıl boyunca Avrupa'nın çeşitli yerlerinde gençlik faaliyetleri yürütür. Ardından gerilla alanlarına gitmeye karar veren Leyla, 2 yıl orada kaldıktan sonra sağlık sorunları nedeniyle tekrar Avrupa'ya döner ve çalışmalarına kaldığı yerden daha aktif ve güçlü bir şekilde devam eder.
Kararlı ve inatçıydı
Daha doğmadan devletin baskı, zulüm ve adaletsizliği nedeniyle topraklarından ve yakınlarından ayrılmak zorunda kalan Leyla, gurbette ülke özlemi ile büyür. Başlarda küçük olduğu için anlam veremediği özlem, büyüdüğünde yerini kararlı bir mücadele ve direnişe bırakır. 17'sinde içinde doğduğu adaletsizliğe isyanı başlayan ve daha o yaşlarda ailesi ve çevresi ile hak, adalet, özgürlük ile 'namus' olgusu üzerine tartışan Leyla, geleceği ile ilgili nasıl bir yol izleyeceği konusunda da netleşir. Yeğenini en son 17 yaşında bir yarıyıl tatilinde geldiği Mersin'de gören dayı Hamdullah Şaylemez, 1980 ve 1990'lı yıllardaki baskıdan dolayı eniştesinin Almanya'ya kaçmak zorunda kaldığını vurguladı. Leyla'yı en son 17 yaşında gördüğünü belirten dayı Şaylemez, onunla olan bir anısını ise şöyle anlattı: "Leyla en son birkaç kişi ile evime misafir geldiğinde eşime, onlara hizmet etmesi için kızdım. Bu esnada Leyla benimle tartışmaya başladı. 'Dayı niye böyle yapıyorsun? Sen de yapabilirsin. Böyle olmaz. Kadınları hep geri bırakmışlar. Hor görüyorlar. Yanlış bunlar' diyerek kızdı. İnandığı ve savunduğu konularda çok kararlı ve inatçıydı."
Kadın erkek eşitsizliğini anlatırdı
Leyla'nın tek özleminin Kürdistan olduğunu söyleyen dayı Şaylemez, "Daha o yaşlarda kafasına koymuştu. Yolunu çizmişti. 'Niye böyle geç kalmışız?' diyordu. Benimle en çok siyasi konularda tartışır, konuşurdu. En fazla da kadınların üzerindeki baskıdan rahatsız olurdu. Kadın ve erkekler arasındaki eşitsizliği açarak anlatırdı. 'Namus kadının bedeni değil, namus memlekettir' derdi. Birkaç saat böyle bu konuları konuştuk ve bu onu son görüşüm oldu" diye konuştu.
Çocukluğunda da mücadeleciydi
Leyla'nın çocukluk arkadaşlarından amcası Ahmet Şaylemez, 10 çocuk aynı evde büyüdüklerini belirterek, Leyla'nın çocukluğundan beri mücadeleci biri olduğunu söyledi. Bir olay yaşandığında Leyla'nın hep öne atıldığını ve sürekli tartıştıklarını ifade eden amca Şaylemez, "Hiç altta kalmayı sevmezdi. O zamandan beri mücadeleciydi. Birbirimize girer, çok kavga ederdik. En son 17 yaşında geldiğinde gördüm. Büyümüştü. Bizler de büyümüştük" dedi. Amca Şaylemez, cezaevinde olduğu için Leyla'nın cenaze törenine katılamamanın acısını dile getirerek, "Cezaevinde haberi televizyonda izledim. Dünya başıma yıkıldı. Annesinin feryadı gözümün önünden hiç gitmiyor" ifadesinde bulundu.
En büyük özlemi Amed'di
Amcasının eşi Nursel Şaylemez ise Leyla'nın ele avuca sığmayan, kıpır kıpır ve hırçın bir yapısı olduğunu belirterek, "Çok hareketli bir çocuktu. Yerinde oturan biri değildi. Annesinin en büyük özlemi, Leyla'nın 5 dakika yanında oturmasıydı" diye belirtti. Leyla'nın en büyük özleminin Amed'i görmek ve Amed Newrozu'na katılmak olduğunu dile getiren yenge Şaylemez, "Annesine hep şehit düşenleri sorarmış. Neden şehit olduklarını sorarmış. 'Anne bana bunları anlat. Niye şehit düşüyorlar' diye sorarmış" ifadesinde bulundu.
Ölüm üçüne de yakışmadı
Leyla'nın yaşına rağmen çok olgun davrandığını söyleyen Şaylemez, haksızlığa asla tahammül etmediğini vurguladı. Yıllar sonra Leyla'nın cenazesi geldiğinde yaşadıkları acının tarifi olmadığını dile getiren yenge Şaylemez, üçüne de ölümün yakışmadığını söyledi. Leyla'nın erkek egemenlikli sistemin kadına biçtiği rollere tahammül etmediğini ifade eden yenge Şaylemez, "Kendinizi ezdirmeyin, koruyun. Sizin erkeklerden hiçbir farkınız yok" şeklide öğütlerde bulunduğunu söyledi. Cinayetin aydınlatılmasını isteyen yenge Şaylemez, sorumluluğu olanların en ağır ceza ile cezalandırılmaları gerektiğini belirtti.
DİHA/MERSİN
Üç fidan anıldı
Paris'te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez Mersin, Adana ve Amed'de düzenlenen etkinliklerle anıldı.
Mersin'de Kongreya Jinên Azad (KJA) öncülüğünde hafta boyu yapılacak etkinliklerin ilki HDP Toroslar ilçe binasında yapıldı. Etkinlikte konuşan KJA üyesi Mesude Şahin, Paris katliamının üzerinden 3 yıl geçtiğini, ancak soruşturmada bir arpa boyu yol alınmadığını hatırlattı.
Katliamı gerçekleştirenlerin amaçlarına ulaşmadığını belirten Şahin, bugün Kürdistan sokaklarında binlerce Sakine, Leyla ve Fidan'ın mücadele ettiğini söyledi. Kürdistan'daki öz yönetim direnişlerine de değinen Şahin, devletin katliam ve zulmüne karşı tek seçeneğin öz yönetim direnişlerini sahiplenmek olduğunu vurguladı.
Konuşmaların ardından 3 kadın siyasetçiyi anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.
Katliamın baş sorumlusu AKP
Adana'daki etkinlik Çukurova HDP İlçe Binası önünde gerçekleştirildi. Savaş iktidarı AKP'nin Kürdistan'da imha operasyonları ile Kürt halkını katlettiğini ifade eden HDP Çukurova İlçe Eşbaşkanı Yıldız Öztekin, yaşanan katliamların tek sorumlusunun erkek egemen anlayış olduğunu dile getirdi. Paris'te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçinin gerçek faillerinin bulunmadığını ifade eden Öztekin, bu katliamın baş sorumlusunun AKP olduğunu söyledi.
Yürüyüşe davet
Amed'in Bağlar ilçesi Fatih Paşa Mahallesi'nde ise anma amaçlı kadın toplantısı yapıldı. Üç Kürt kadın siyasetçisinin mücadelesini anlatan KJA üyesi Fikriye Aytin, "Sakine Kürt kadınları için mücadele veriyordu. Biz de bu mücadeleye layık olmak için 9 Ocak'ta görkemli bir yürüyüş yapacağız" diyerek tüm kadınları yürüyüşe davet etti.
HABER MERKEZİ