Rosa Luxemburg Vakfı Nordrhein Westfalen Eyaleti Şubesi, Aachen Demokratik Kürt Toplum Merkezi ve Deniz Fırat Kadın Meclisi tarafından düzenlenen panelde, Kürdistan’ın farklı merkezlerini ziyaret ederek gözlemlerde bulunan Alman aktivistler notlarını paylaştı. “Seyahat Notları ve Değerlendirmeler Işığında Rojava’daki Güncel Duruma Dair Genel Bir Bakış” başlığıyla düzenlenen panelde, Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) üyeleri Jörg Vossen ve Chris Kundera ile Tatort Kurdistan ve Hiçbir İnsan İllegal Değildir İnisiyatifi üyesi Ulf Petersen konuştu.
Jörg Vossen, 11-28 Eylül tarihleri arasında 20 kişilik bir Alman heyetle Amed, Güney Kürdistan ve Pirsûs-Kobanê sınır hattına yaptıkları ziyaretten görüntüleri paylaştığı konuşmasında, başından geçenleri de anlattı. Amed üzerinden Güney Kürdistan’daki Ranya’ya geçtiklerini aktaran Vossen, bu sırada Pêşmergelerin sık sık yol kontrolü yaptığını, geceleri dışarı çıkmamaları konusunda uyardığını kaydetti.

‘Kolektif yaşamlarından çok etkilendik’

Ranya’da DAİŞ saldırılarından dolayı Mexmûr’dan göç eden Kürdistanlılarla konuştuklarını da aktaran Vossen, “Mültecilerin kolektif ve dayanışmacı yaşamından çok etkilendik” dedi.
Ranya ardından Sêmalka Sınır Kapısı’ndan Rojava’ya geçmek istediklerini ancak Pêşmergeler tarafından engellenince Güney’deki kampları ziyaret etmeyi sürdürdüklerini kaydeden Vossen, sözlerini şöyle sürdürdü: “İki kampı ziyaret ettik. Biri Kandela idi. Buraya Şengal’den gelenler yerleştirilmiş. Okul yoktu, yemek çok az veriliyordu. İnsanların çocuklarını açlıktan ölümlerini seyretmektense kendi elleriyle öldürdüklerini duyduk. Burada yaşayanların durumu diğer kamplardan daha kötü. Nedeniyse PKK’ye sempati duymaları. Çocuklardan biri, ‘Umarım PKK gelir, bizi kurtarır’ diyordu.”
Vossen diğer kampın ise daha düzenli olduğunu belirterek “Propaganda için orayı medyaya açık tutuyorlar” dedi.
Chris Kundera ise Güney Kürdistan ziyareti ardından tekrar Amed’e döndüklerini ve kurum ziyaretleri yaptıklarını, eylemlere katıldıklarını anlattı.
Ulf Peterson ise Ekim ayı ortalarında dört kişilik bir delegasyonla Pirsûs’a gittiklerini belirterek sınırdaki dayanışmadan söz etti. Kobanê’de Uluslararası Koalisyon’un DAİŞ’i vurmaktansa çoğunlukla örgüte bağlı petrol kuyularını vurduğunu sözlerine ekleyen Peterson, Rojava Devrimi’nin kadın yaşamında yarattığı dönüşümlere ise özel olarak değindi.


 Y. ÖZGÜR POLİTİKA/AACHEN