
DBP Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, Kürdistan halkının seçimlerde kendini yönetme yönünde karar verdiğini belirterek, bunun inşası için çalışacaklarını söyledi.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Kamuran Yüksek, Kürdistan'da başlatılan demokratik inşa sürecini, Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridi ve seçimden sonraki savaş senaryolarını DİHA'ya değerlendirdi.
Toplum kendine yetiyor
AKP'nin savaş politikalarına karşı barış cephesini örme arayışını sürdüreceklerini belirten Kamuran Yüksek, Kürdistan'daki seçim sonuçlarının toplumda, artık devlet dışında "kendini yönetme" isteğini açığa çıkardığını dile getirdi. Toplumun kendine yetecek ve kendi kendini yönetebilecek bir noktada olduğunu söyleyen Yüksek, DBP'nin de bu sürece öncülük yapacağını vurguladı. Yüksek, "Yerel demokrasinin geliştirilmesi için köylerde ve kentlerde komünler, kooperatifler ve meclisler kuracağız. DBP olarak bu görevi üstlenmeye hazırız" dedi.
Ekonomik kalkınma ihtiyacı
Demokratik inşa süreci için sivil toplum örgütleri ve demokrasi güçleri ile birlikte ortak çalışmalar başlatacaklarının altını çizen Yüksek, inşa sürecini yürütecek akademilerin yaygınlaşacağını söyledi. Kürdistan coğrafyasında ekonomik kalkınmaya ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Yüksek, şunları söyledi: "Halkımızı yoksulluktan kurtarmaya yetecek yeraltı ve yer üstü kaynaklarımız var. Ekonomik kalkınmayı sağlamak için de ekonomi akademileri, ihtisas eğitimleri olacak; ekonomistler yetiştireceğiz. Tarım ve hayvancılık için de kooperatifler, komünleri kuracağız. Amacımız üretim toplumuna geçmek."
Doğrudan demokrasinin önemi
Toplumun kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceği, kendi kendini yönetebileceği düzeye erişme isteğine öncülük ettiklerini Yüksek, "Devlet topluma eşitlik, özgürlük getiremez. Halkın kendi ihtiyaçlarını karşılayabildiği, kendini yönetebildiği yerel demokrasi bunu sağlar. Doğrudan demokrasi bunu ifade eder. Bu nedenle toplumun kendi kendini yönetme arayışının engellenmesini kabul etmiyoruz. İnşa sürecine devam edeceğiz" diye konuştu.
Öz savunma olmazsa olmaz
Kürdistan'da halka dönük şiddet, saldırı ve baskılara karşı öz savunmanın önemine dikkat çeken Yüksek, "Bir halk öz savunmasını sağlamazsa varlığı tehlike ve tehdit altındadır. Halk, saldırılara karşı kazanımlarını savunacak ve koruyacak. Halkımız köyde, mecliste, evde kendini savunacak. Halkın kendi öz savunması olacak. Öz savunma olmazsa olmaz bir husustur" dedi.
Savaş karşıtı mitingler yapılacak
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve AKP'nin savaş istemine Türkiye toplumunun riayet etmediğini kaydeden Yüksek, DBP, HDK, DTK ve HDP bileşenleri ile beraber işin toplumsal ayağını oluşturarak savaşa karşı çıkacaklarını söyledi. Yüksek, şunları yapacaklarını aktardı: "Savaş karşıtı barış mitingleri yapacağız. Türkiye'nin batısında, Kürdistan'ın her yerinde barış isteğimizi dillendireceğiz. Erdoğan ve AKP'nin politikalarını teşhir edeceğiz ve toplumu barış konusunda örgütleyecek yürüyüşler, etkinlikler, eylemler yapacağız. Siyasal zeminde CHP ve AKP içinde savaşa karşı olanlarla bir olup barış cephesini oluşturacağız. AKP'nin Suriye'ye dönük, Kürdistan'a dönük savaş söylemlerine karışı çıkacağız."
Tecrit kaldırılmalı müzakereler başlamalı
İmralı Adası'ndaki tecridin kaldırılıp görüşmelerin bir an önce başlaması gerektiğini belirten Yüksek, Öcalan'ın önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Biz görüşmeler yapılsın derken, sadece gidip hal hatır sorulsun istemiyoruz. Memleket felakete sürüklenirken, Türkiye'yi savaş gidişatından kurtaracak tek güç Başkan Öcalan'dır. Başkan Öcalan'a sarılmak barışa sarılmaktır. Türkiye'nin şiddet sarmalına girmeden tüm topluma çağrımızdır, Türkiye'de sadece Kürtlerin değil tüm halkların barış umudu Başkan Öcalan'dır. Öcalan üzerindeki tecridin de bir an önce kaldırılıp müzakere sürecinin başlatılması gerekir."
AZİZ ORUÇ/DİHA/AMED